Anayasa Mahkemesi (norm denetimi), E. 1977/128, K. 1977/140, T. 20.12.1977
Sonuç: Ret
Künye
- Mahkeme
- Anayasa Mahkemesi
- Karar türü
- Norm denetimi
- Esas numarası
- 1977/128
- Karar numarası
- 1977/140
- Karar tarihi
- 20.12.1977
- Resmî Gazete
- 08.03.1978 tarihli ve 16222 sayılı
Sonuç, kararın hüküm bölümünden kuralla okunmuştur; bağlayıcı olan karar metnidir.
İlgili kanun maddeleri
1581 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanunu
- geçici m. 2
Resmî metin (yeni sekmede açılır) Bu kanuna atıf yapan kararlar
743 sayılı Türk Kanunu Medenisi
- m. 74 bugün yürürlükte değil
Resmî metin (yeni sekmede açılır) Bu kanuna atıf yapan kararlar
Maddeler karar metninden kurallarla okunmuş ve mevzuat dizinine bağlanmıştır; madde metni resmî kaynaktadır. Değişiklik notları 23.08.2026 tarihinde indirilen resmî metinden okunur.
Kararın tam metni
Kişisel veriler kurallarla çıkarılmıştır; köşeli ayraç içindeki işaretler çıkarılan bilginin yerini gösterir.
Esas Sayısı:1977/128 Karar Sayısı:1977/140 Karar günü:20/12/1977 Resmi Gazete tarih/sayı:8.3.1978/16222 İtiraz yoluna başvuran: Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi.
İtirazın konusu: 18/4/1972 günlü, 1581 sayılı "Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanunu" nün Geçici 2. maddesi hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenmiştir.
18/4/1972 günlü, 1581 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinde yazılı hükme uyularak, Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürlüğünce, Tarım Kredi Kooperatifleri Yardımlaşma Birliği Vakfının feshi ve borç, alacak, hak ve varlıklarıyle Merkez Birliğine katılması istenmiştir. Sözü geçen Vakıf bu konuda olumlu kararı almış. Ziraat Bankasının da onayını aldıktan sonra "Vakfın dağılması hususunun hüküm altına alınması ve durumun sicile tescili...,.."
için mahkemeye başvurmuştur. Bu arada Vakıflar Genel Müdürlüğü, mahkemeye yapılan işlemlerin usulsüzlüğünü ve 1581 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesi hükmünün Anayasaya aykırılığını belirten bir yazı göndermiştir. Bunun üzerine Vakıf avukatı husumeti Vakıflar Genel Müdürlüğüne yöneltmiş, bu Genel Müdürlük de mahkemeye verdiği dilekçe ile Anayasaya aykırılık savını yinelemekle birlikte vakfın feshine ilişkin kararla Ziraat Bankasının bunu onayan kararının iptalini istemiştir. Karşılık dava niteliğinde kabul edilen bu istek üzerine, öne sürülen Anayasa'ya aykırılık savı mahkemece ciddi görülmüş ve 1581 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur.
1- 18/4/1972 günlü, 1581 sayılı "Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanunu" nun iptali istenen Geçici 2. Maddesi şöyledir:
Madde 2- Tarım Kredi Kooperatifleri Müşterek Yardım Tahsisatı ve Tarım Kredi Kooperatifleri Yardımlaşma Birliği vakfının borç, alacak, hak ve varlıkları Merkez Birliğine devredilir ve sözü geçen vakıf feshedilmiş sayılır.
Gerek bu devirlerde ve gerek Tarım Kredi Kooperatifleri Memurları Emekli Sandığı ve Tarım Kredi Kooperatifleri Memurları Sosyal Yardım ve Zincirleme Kefillik Sandığı vakıflarının Merkez Birliğine devirleri halinde devrolunan menkul ve gayrımenkullerin devir ve intikallerinde herhangi bir vergi, resim ve harç alınmaz.
2- İlgili yasa ve tüzük hükümleri:
a) Medeni Kanunun olayla ilgili kuralları:
74- (13/7/1967 - 903) Vakıf, resmî senetle veya vasiyet yolu ile kurulur ve vakfedenin ikametgâhı asliye mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanır. Mahkeme, tescil hususunu Vakıflar Genel Müdürlüğündeki merkezi sicile kaydolunmak üzere resen tebliğ eder.
Kanuna, ahlâka ve adaba veya millî menfaatlere aykırı olan veya siyasî düşünce veya belli bir ırk veya cemaat mensuplarını desteklemek gayesi ile kurulmuş olan vakıfların tesciline karar verilemez.
Tescil kararının tebliği tarihinden itibaren, Vakıflar Genel Müdürlüğü, iki ay içinde bu karara karşı temyiz yoluna başvurabilir.
Merkezi sicile kaydedilen vakıf, Resmî Gazete ile ilân edilir.
Tescilin tarzı, kimler tarafından yaptırılacağı ve sicillerin ne suretle tutulacağı, ilânın muhtevası ve ne suretle yapılacağı tüzük ile tayin edilir.
Bir vakfın tescili ile birlikte vakfedilen malların mülkiyeti ve haklar vakfa intikal eder.
Mahkeme vakfedilen gayrimenkulun vakıf tüzel kişiliği adına tescilini resen ve derhal tapu idaresine bildirir.
81/A- (13/7/1967-903 ile ek) Gayesinin tahakkuku imkânsız hale gelen vakıf kendiliğinden dağılmış olur.
Keyfiyet idare uzvu tarafından sicile tescil ettirilir.
74 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmüne aykırı hale gelen vakıf, yetkili asliye mahkemesi tarafından, teftiş makamının müracaatı üzerine, taraflar çağrılıp duruşma yapılarak kararla dağıtılır ve sicile bildirilir.
b) Vakıflar Tüzüğünün ilgili kuralları:
30- Gayesinin tahakkuku imkânsız hale gelen vakıf kendiliğinden dağılmış olur.
Vakfın idare uzvu, vakfın gayesinin tahakkukunun imkânsız hale geldiği kanısına varırsa, yazı ile yetkili mahkemeye başvurarak durumun mahkeme siciline tescilini ister. Yetkili mahkeme, Vakıflar Genel Müdürlüğünün yazılı düşüncesini alarak idare uzvunun talebini karara bağlar.
Mahkeme, vakfın dağıldığı sonucuna varırsa durumu tescil eder.
31- Vakfın gayesi, Türk Medenî Kanununun 903 sayılı kanunla değiştirilen 74 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükmüne girdiği takdirde Vakıflar Genel Müdürlüğü, vakfın dağıtılması için yetkili asliye mahkemesine başvurmak zorundadır. Bu başvurma üzerine mahkeme, duruşma yaparak vakfın dağıtılmasına karar verir ve siciline durumu tescil eder.
3- Dayanılan Anayasa kuralları, Madde
36- Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yaran amacıyla kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.
38- Devlet ve kamu tüzel kişileri, kamu yararının gerektirdiği hallerde, karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malları, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, tamamını veya bir kısmını kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.
Çiftçinin topraklandırılması, ormanların Devletleştirilmesi, yeni orman yetiştirilmesi ve iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlarıyla kamulaştırılan taşınmaz mal ve kıyıların korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprak bedellerinin ödeme şekli kanunla gösterilir.
Kanunun taksitle ödemeyi öngördüğü hallerde çiftçinin topraklandırılması, ormanların Devletleştirilmesi, yeni orman yetiştirilmesi ve iskân projelerinin gerçekleştirilmesi için konulacak süre yirmi yılı; kıyıların korunması ve turizm amacıyla yapılacak kamulaştırmalarda ise bu süre on yılı aşamaz. Bu takdirde, taksitler eşit olarak ödenir ve kanunla gösterilen faiz haddine bağlanır.
Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten çiftçinin hakkaniyet ölçüleri içinde geçinebilmesi için zaruri olan ve kanunla gösterilen kısmın ve küçük çiftçinin kamulaştırılan toprağının bedeli her halde peşin ödenir.
39- Kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüsler, kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılığı kanunda gösterilen şekilde ödenmek şartıyla devletleştirilebilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngördüğü hallerde,ödeme süresi on yılı aşamaz ve taksitler eşit olarak ödenir; bu taksitler, kanunla gösterilen faiz haddine bağlanır.
Mahkemesi, içtüzüğün 15. maddesi uyarınca yaptığı ilk inceleme toplantısında aşağıdaki konular üzerinde durmuştur.
Anayasa'nın değişik 151. maddesinde "Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanunun hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesi'nin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır."
denilmekte ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 27. maddesinde de bu kural yinelenmektedir. Şu halde mahkemenin itiraz yoluna başvurabilmesi için, elinde bakmakta olduğu bir davanın var olması ve itiraza konu olan kanun hükmünün bu davada uygulanma olanağının bulunması gerekmektedir.
İtiraz konusu işde Anayasa'nın öngördüğü bu koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılacaktır.
18/4/1972 günlü, 1581 sayılı yasa ile düzenlenen Tarım Kredi Kooperatifleri, aşamalı örgütlere bağlı tutulmuştur. Bir veya bir kaç il içindeki kooperatifler Bölge Birliklerini, en az beş bölge Birliği de, Merkez Birliğini kurarlar. Merkez Birliğinin çalışmaları bütün yurdu kapsar.
Kanunun itiraz konusu Geçici 2. maddesinin birinci fıkrasında sözü geçen Merkez Birliği; tanımı yukarıda açıklanan ve bütün yurdu çalışma kapsamı içine alan Tarım Kredi Kooperatifleri ve Bölge Birliklerinin bağlı bulundukları Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğidir. Geçici 2. maddenin birinci fıkrası, bu birliğe geçecek malvarlıkları arasında, iki kaynaktan sözetmektedir. Bunlardan biri (Tarım Kredi Kooperatifleri Müşterek Yardım Tahsisatı), öteki de (Tarım Kredi Kooperatifleri Yardımlaşma Birliği Vakfı) dır.
İtiraz yoluyla iptali îstenen hüküm, Geçici 2. maddenin tümünü kapsadığına göre, maddenin birinci fıkrasında yeralan "Tarım Kredi Kooperatifleri Müşterek Yardım Tahsisatı"na ilişkin hükmün de iptal istemi kapsamında olduğu kuşkusuzdur. Oysa Mahkemenin elindeki İş, "Tarım Kredi Kooperatifleri Müşterek Yardım Tahsisatı" ile ilgili değildir. Uyuşmazlık, Tarım Kredi Kooperatifleri Yardımlaşma Birliği Vakfının feshine ilişkindir. Bu nedenle, itirazın "Tarım Kredi Kooperatifleri Müşterek Yardım Tahsisatı" ile ilgili bölümünün, mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
Öte yandan, devir işlemlerinde vergi, resmi ve harç alınmayacağına ilişkin Geçici
2. maddenin ikinci fıkrası hükmünün de, mahkemenin elindeki işle bir ilgisi bulunmamaktadır. Yâni mahkeme, bu fıkra hükmünün uygulanmasını gerektiren bir davaya bakmamaktadır. Bu nedenle ikinci fıkraya yönelen itirazın da, mahkemenin yetkisizliği yönünden reddi gerekmektedir.
Mahkemeye getirilen iş, Tarım Kredi Kooperatifleri Yardımlaşma Birliği Vakfının feshine ve bu vakfın borç, alacak, hak ve malvarlıklarının Merkez Birliğine devrine ilişkindir. Uyuşmazlığın bir dava niteliğinde olduğu kabul edilecek olursa, Anayasa'ya uygunluk denetiminin önkoşullarından birinin gerçekleştiği sonucuna varılarak bu doğrultuda incelemenin sürdürülmesi mümkün olabilecek, uyuşmazlık dava niteliğinde değilse, itirazın mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine karar verilmesi gerekecektir.
Yukarıda (I- Olay) bölümünde de açıklandığı üzere, yerel mahkemeye başvuran taraf, Tarım Kredi Kooperatifleri Yardımlaşma Birliği Vakfıdır ve vakfın "dağılmasını, durumun sicile tescilinin hüküm altına alınmasını" istemiştir. Karşılık dava biçimindeki başvurmaya göre Vakıflar Genel Müdürlüğü, Vakfın feshine ilişkin vakıf yönetim kurulu kararıyla bu kararı onayan Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Yönetim Kurulu kararının iptalini istemektedir.
İtiraz konusu Geçici 2. madde de "...Tarım Kredi Kooperatifleri Yardımlaşma Birliği vakfının borç, alacak, hak ve malvarlıkları Merkez Birliğine devredilir ve sözü geçen vakıf feshedilmiş sayılır" denilmektedir.
Görülüyor ki, bu halde vakıf, doğrudan doğruya kanun hükmü ile sona ermekte, mahkemece feshine karar verilecek bir vakıf durumunda olmamaktadır. Olay Medenî Kanunun 81/A. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına uymakta, üçüncü fıkrasıyla ilgili bulunmamaktadır. Çünkü bütün malvarlığı kanun gereğince elinden alınan vakfın amacının gerçekleşmesi olanaksız hale gelmiştir. Durum yönetim organınca sicile geçirtilecektir.
Sözü geçen maddenin üçüncü fıkrası ise, amacı 74. maddenin ikinci fıkrası hükmüne ay kın hale gelen vakıfları kapsamına almaktadır. Bu takdirde mahkeme dağıtma kararı verecektir. Mahkemenin elindeki işde, Vakfın, "kanuna, ahlâka ve adaba veya millî menfaatlere aykırı olan veya siyasî düşünce veya belli bir ırk veya cemaat mensuplarını..." destekleyen bir duruma düştüğü ve bu nedenle dağıtılmasının gerektiği öne sürülmüş değildir. Böyle olunca ortada Medenî Kanunun 81/A. madde sinin üçüncü fıkrası uyarınca mahkemece dağıtma kararı verilmesini zorunlu kılan bir davanın varlığından sözedilemez.
Anayasaya uygunluk denetiminde dava; çözüme bağlanmak üzere, görevli bir mahkeme önüne kanuna uygun biçimde getirilen özel veya kamu hukukuna ilişkin anlaşmazlıklar ve işler olarak nitelendirilmektedir.
Kanunun 81/A. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının uygulanması dolayısıyla mahkemenin yapacağı işlemlerin dava kavramı dışında kalan adlî işlemler olduğunda kuşku yoktur. Çünkü vakfın kurulmasında, vakfedenin ikametgâhı asliye mahkemesince tutulan bir sicile, durumun tescili gereklidir. Ancak bu tescil ile vakfın tüzel kişilik kazanacağı 74. maddenin birinci fıkrasında açıklanmaktadır. Kanun, Vakıflar Genel Müdürlüğünde de bir merkezi sicilin bulunacağını buyurmakta ve kuruluşun bu sicile de kaydolunmak üzere sözügeçen Genel Müdürlüğe doğrudan doğruya tebliğini zorunlu kılmaktadır. Vakfın kuruluşu için öngörülen bu işlemler adlî işlemler olmakla birlikte, çözülmesi mahkemeden istenen ya da çözülmesi görevi mahkemeye yüklenen dava ve işlerden değildir.
Bunun gibi vakfın, Medenî Kanunun 81/A. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının Öngördüğü biçimde dağılması halinde de, sicilden çıkarma konusunda mahkemece yapılacak işlemler aynı niteliktedir. Çünkü yönetim organının başvurusu üzerine, vakfın dağılmış olduğu, mahkemece saptanacak ve durumun, mahkemenin tuttuğu sicile işaret edilmesi bir kararla sağlanacaktır. Yasaca dağılmış olduğu kabul edilen vakfın, sicilden çıkarılması işlemi de adlî işlem olmakla birlikte, mahkemenin çözeceği dava niteliğinde bir anlaşmazlık sayılamaz. Nitekim 25/7/1970 günlü, 7/1066 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe giren Vakıflar tüzüğü de, vakfın kendiliğinden dağılmış bulunmasını, mahkemece dağıtılma yönteminden ayırmış ve 30. ve 31. maddelerinde her iki hali ayrı ayrı düzenleyen kurallar getirmiştir. (Resmî Gazete 21/8/1970. Sayı: 13586).
Bütün bu açıklamalar karşısında mahkemenin elinde çözülmesi gerekli bir davanın varlığından söz etmeye olanak yoktur. Böyle olunca itirazın, mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
Mahkemenin elindeki iş görülmekte olan bir dava niteliğinde bulunmadığından, itirazın Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine, Fahrettin Uluç, Ahmet Salih Çebi ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun karşıoylarıyla ve oyçokluğu ile, 20/12/1977 gününde karar verildi.
Mahkemeye başvuran, Tarım Kredi Kooperatifleri Yardımlaşma Birliği Vakfı vakfın dağılmasını, durumun sicile tescilinin hüküm altına alınmasını istemiştir.
Vakıflar Genel Müdürlüğü ise Vakıf Yönetim Kurulunun vakfın feshine ilişkin kararı ile bu kararı onayan T.C. Ziraat Bankası Yönetim Kurulu kararının iptalini karşılık dava yapmıştır.
Medenî Kanunun 81/A. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Mahkemece dağıtma kararı verilmesini zorunlu kılan bir dava bulunmadığı, sözü edilen maddenin birinci ve ikinci fıkralarının uygulanması dolayısiyle Mahkemenin yapacağı işlemlerin ise dava kavramı dışında adlî işlemler olduğu gerekçesiyle başvuran mahkemenin itirazını yetki yönünden reddetmiştir.
Vakfın tüzel kişilik kazanabilmesi için vakfedenin ikametgâhı Asliye Mahkemesince tutulan bir sicile durumun tescili, ayrıca Vakıflar Genel Müdürlüğünde de bulunması zorunlu olan merkezî sicile de kaydedilmek üzere doğrudan doğruya adı geçen Genel Müdürlüğe tebligat yapılacağı öngörülmüştür.
Bir tespit niteliğinde de olsa bütün bu sicile kayıt ve sicilden çıkarma işlemlerinin mahkeme kararı ile yapılması yasal bir zorunluk bulunduğuna göre adlî işlem değil dava olarak kabulü gerekir. Nitekim bu istemlerin hâkimin kararı ile sonuçlanacağı çoğunlukça da kabul edilmiştir. Yerel Mahkeme de kendisine yapılan başvuruyu dava olarak kabul etmiş tarafların iddialarını ve savunmalarını dinlemiş ve olayda uygulanacağını düşündüğü dava konusu geçici 2.
maddeyi Anayasa'ya aykırı bularak Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. Bu durumda anlaşmazlığın çözülmesini dava niteliğinde kabul etmek gerekir.
Mahkemenin çözümleyeceği iş dava niteliğinde olduğundan işin esasının incelenmesi gerektiği düşüncesi ile çoğunluk kararına karşıyız.
Bu karara atıf yapan kararlar
- Anayasa Mahkemesi E. 2016/38 K. 2016/34 (05.05.2016)6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma...
- Anayasa Mahkemesi E. 1980/10 K. 1980/69 (11.12.1980)
Bu sayfaların üretildiği karar kümesinde bu kararı künyesiyle anan kararlar; en çok 10 karar gösterilir.
Benzer kararlar
Benzerlik yalnız kurallarla hesaplanır: aynı daire, kurul ya da karar türü, ortak kanun maddesi atıfları ve ortak terimler. Yapay zekâ kullanılmaz.