Anayasa Mahkemesi (norm denetimi), E. 2000/39, K. 2002/35, T. 20.03.2002
Sonuç: İptal
Künye
- Mahkeme
- Anayasa Mahkemesi
- Karar türü
- Norm denetimi
- Esas numarası
- 2000/39
- Karar numarası
- 2002/35
- Karar tarihi
- 20.03.2002
- Resmî Gazete
- 01.06.2002 tarihli ve 24772 sayılı
Sonuç, kararın hüküm bölümünden kuralla okunmuştur; bağlayıcı olan karar metnidir.
Konu
1.3.1926 günlü, 765 sayılı "Türk Ceza Kanunu"nun 421. maddesinde yer alan "...genç..." sözcüğünün, Anayasa'nın 2., 10. ve 12. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
Mahkemenin kendi cümlesidir; karar metninden aynen alınmıştır.
İlgili kanun maddeleri
765 sayılı Türk Ceza Kanunu
- m. 421 bugün yürürlükte değil
Resmî metin (yeni sekmede açılır) Bu kanuna atıf yapan kararlar
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
- m. 2
- m. 10 karar tarihinden sonra değişti
- m. 12
Resmî metin (yeni sekmede açılır) Bu kanuna atıf yapan kararlar
Maddeler karar metninden kurallarla okunmuş ve mevzuat dizinine bağlanmıştır; madde metni resmî kaynaktadır. Değişiklik notları 23.08.2026 tarihinde indirilen resmî metinden okunur.
Kararın tam metni
Kişisel veriler kurallarla çıkarılmıştır; köşeli ayraç içindeki işaretler çıkarılan bilginin yerini gösterir.
Esas Sayısı : 2000/39 Karar Sayısı : 2002/35 Karar Günü : 20.3.2002 R.G. Tarih-Sayı :01.06.2002-24772
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Kınık Sulh Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 1.3.1926 günlü, 765 sayılı "Türk Ceza Kanunu"nun 421. maddesinde yer alan "...genç..." sözcüğünün, Anayasa'nın 2., 10. ve 12. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
Sanık hakkında sarkıntılık suçundan Türk Ceza Kanunu'nun 421.
maddesinde yer alan "genç" sözcüğünün Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun itiraz konusu sözcüğü de içeren
"Madde 421- Kadınlara ve genç erkeklere söz atanlar üç aydan bir seneye ve sarkıntılık edenler altı aydan iki seneye kadar hapsolunur."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Mahkemenin itiraz başvurusunda dayandığı kuralları şunlardır:
1- "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2- "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
3- "MADDE 12.- Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.
Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder."
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK, Rüştü SÖNMEZ, Ertuğrul ERSOY ve Tülay TUĞCU'nun katılmalarıyla 27.6.2000 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
İtiraz konusu "genç" sözcüğünün yer aldığı Türk Ceza Kanunu'nun 421. maddesinde "kadınlara ve genç erkeklere söz atanlar üç aydan bir seneye ve sarkıntılık edenler altı aydan iki seneye kadar hapsolunur" denilmektedir.
Maddede belirtilen her iki suçun mağduru kadınlar ve genç erkeklerdir. Söz konusu suçlar erkeklere karşı işlenildiğinde, suçun oluşması için mağdurun "genç" olması koşulu aranmakta, kadınlara karşı işlenmesi durumunda ise bu koşul aranmamaktadır.
Başvuru kararında, şehvet hissi ile ahlâk dışı davranışlara maruz kalan kişilerin, iffet ve edep hislerinin rencide olacağının açık olduğu;
belirli bir mağduru hedef alarak yapılan bu tür davranışlardan, genç olmayan bir erkeğin de rahatsız olabileceği belirtilerek itiraz konusu "genç" sözcüğü ile yapılan ayırımın Anayasa'nın 2., 10. ve 12. maddelerine aykırılık oluşturduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 10. maddesinin ilk fıkrasında, "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir." denilmekte, ikinci fıkrasında da hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağı belirtilmektedir.
Buna göre yasaların uygulanmasında dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ayrılığı gözetilmeyecek ve bu nedenlerle eşitsizliğe yol açılmayacaktır. Bu ilkeyle, birbirlerinin aynı durumunda olanlara ayrı kuralların uygulanması ve ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılması engellenmektedir. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmez. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve değişik uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Bu nedenle, yasalar önünde aynı hukuksal konumda bulunan yaşlı ile gencin kadın ile erkeğin cinsiyet farkı gözetilmeksizin eşit haklara sahip olması ve yasalar tarafından eşit olarak korunmaları gerekir.
Kişilerin manevî varlığını bu bağlamda ahlâk duygularını olumsuz yönde etkileyen söz atma ve sarkıntılık suçlarının konusu, edep ve iffetin korunmasıdır. Genç olmayan erkek mağdurlara sarkıntılığın suç oluşturmaması bu eylemlerin onların namus, iffet ve edep duygularının zedelemeyeceğinin kabulü anlamına gelir.
İtiraz konusu sözcüğün yer aldığı 421. maddede belirtilen eylemlerin suç sayılmasıyla korunan hukuki değerler bakımından genç olmayan erkeklerle kadınlar ve erkeklerin de gençleriyle yaşlıları arasında bir fark bulunmamaktadır. Bu durumda, bunlar arasında bir ayırım yapılmaksızın aynı kurallara bağlı tutulmaları eşitlik ilkesinin gereğidir.
Eşitlik ilkesi temelinde adil bir hukuk düzeni kurup bunu sürdürmekle kendini yükümlü sayan bir hukuk devletinde de aynı hukuksal konumda bulunanlar arasında genç yaşlı, kadın erkek ayırımına yer verilemez.
Açıklanan nedenlerle, Türk Ceza Kanunu'nun 421. maddesinde yer alan "genç" sözcüğü Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırıdır, iptali gerekir.
Konunun Anayasa'nın 12. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
1.3.1926 günlü, 765 sayılı "Türk Ceza Kanunu"nun 421.
maddesinde yer alan "... genç ..." sözcüğünün, Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 20.3.2002 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Bu karara atıf yapan kararlar
- Anayasa Mahkemesi E. 2015/68 K. 2017/166 (29.11.2017)1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 22.3.2000...
Bu sayfaların üretildiği karar kümesinde bu kararı künyesiyle anan kararlar; en çok 10 karar gösterilir.
Benzer kararlar
- Anayasa Mahkemesi E. 1999/48 K. 2002/33 (20.03.2002)743 sayılı "Türk Kanunu Medenîsi"nin 152...
- Anayasa Mahkemesi E. 2008/93 K. 2009/41 (05.03.2009)5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103...
- Anayasa Mahkemesi E. 1996/77 K. 1997/64 (09.10.1997)765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 11.6.1936...
Benzerlik yalnız kurallarla hesaplanır: aynı daire, kurul ya da karar türü, ortak kanun maddesi atıfları ve ortak terimler. Yapay zekâ kullanılmaz.