İçeriğe atla
Mire Hukuk

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu, E. 1965/13, K. 1966/6, T. 02.07.1966

Künye

Mahkeme
Danıştay
Daire ya da kurul
İçtihatları Birleştirme Kurulu
Esas numarası
1965/13
Karar numarası
1966/6
Karar tarihi
02.07.1966

Kararın tam metni

Kişisel veriler kurallarla çıkarılmıştır; köşeli ayraç içindeki işaretler çıkarılan bilginin yerini gösterir.

Saihife: 6 göre- 30 veya 6 günlük bir mehil tâyin ederek birikmiş k i r a paralarım bu müddet içinde ödemediği takdirde müddetin hitamında kıra akdini feshedeceğini kiracıya ihtar edebileceği belirtilmiş, aym maddenin ikinci fıkrasında bu mehilin ihtarın kiı acıya tebliğ edildiği günden itibaren baş­ layacağı- kabul olunmuştur.

Hasılat kirası ile ilgili ve aynı konuya temas eden 288 inci maddede 60 günlük bir mehil tâyin edilerek ihtar yapılabileceği bu mehilin dahi ihtarın kiracıya tebliğ edildiği günden başlayacağı kabul edilmiştir. Her i k i maddede bulunan (mehilin ihtarın kiracıya tebliğ edildiği günden iti­ baren başlayacağı) yolundaki hükme ve icra ve İflâs Kanununun (gün olarak tâyin olunan müddetlerde ilk gün hesaba katılmaz) yolundaki 19 uncu maddesinin ilk fıkrası hükmünün yalnız İcra ve İflâs Kanununda yazılı müddetler hakkında uygulanabileceği görüşüne dayanılarak Borç­ lar Kanununun 260 ıncı maddedeki müddetler hesabında ihtarın tebliğ edildiği günün dahi sayılacağı ileri sürülmektedir.

Gerçekten i c r a ve İflâs Kanununun 19 uncu maddesindeki hüküm İcra ve İflâs Kanununda yazılı müddetlere ait bulunmaktadır. Fakat Borçlar Kanununun 260 ve 288 inci maddelerinin 2 nci fıkralarında sevkedilen hükümden yukarıda yazılı şekilde bir anlam çıkarılmasına i m ­ kân yoktur. Bilindiği gibi borçlar hukuku bakımından çeşitli irade be­ yanları vardır. Bunlardan bir kısmı beyan edildiği anda hüküm ifade eder. B i r kısmının hüküm ifade etmesi ise beyanın karşı tarafa vasıl ol­ ması şarttır. Borçlar Kanununun 260 ve 288 inci maddelerinde söz ko­ nusu edilen 6, 30 ve 60 günlük mehil vermek yolundaki irade beyanları karşı tarafa vasıl olması şart bulunan beyanlardır. îşte kanun bu vusul şartını belirtmek için (bu mehil ihtarın kiracıya tebliğ edildiği günden

28 TEMMUZ 1966

başlar.) hükmünü sevketmiştir. B u fıkraya başka bir anlam izafe edile­ mez. Müddetler genel hükümler dairesinde hesap edilmek lâzımdır. B u hususta Borçlar Kanununun 76 nci maddesi genel bir hüküm olarak uygulanır. Nitekim o maddede (bir borç akdin in'ıkadından itibaren bir müddetin hitamında ifa edilmek lâzımgeldiği takdirde müddet gün ile tâyin edilmiş ise borç akdin in'ıkadettiği gün sayılmayarak müddetin son günü muaccel olur) denilmektedir.

K i r a akıdlerinde ihtarın kiracıya tebliğ edildiği günden itibaren kira borcunun 6, 30 ve 60 günlük müddetler içinde ifası lâzım geldiğine göre 76 nci madde uyarınca tebliğ günü sayılmayarak müddetin son günü ifa süresi bitmiş olur.

260 ve 288 inci maddelerdeki müddetler usule ilişkin bir müddet ola­ rak mütalâa edilse dahi Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 161 inci maddesi kıyas yolu ile uygulanarak aynı sonuca varılır.

6 nci Hukuk Dairesinin görüş tarzı kabul edildiği takdirde ise gü­ nün tatil saatine pek yakın bir zamanda notere tevdi edilen ihtar tatil saatinden sonra kiracıj'a tebliğ edilebileceğinden ve o gün kiracı tarafın­ dan bir işlem yapılamayacağından kiracıya hakikatte 5, 29, 59 günlük süre verilmiş olacaktır. Diğer taraftan çoğunluğun vardığı sonuç çeşitli kanunların uygulanması bakımından müddetlerin hesabında birlik sağ­ lamış olacaktır.

B u gerekçelere binaen : Borçlar Kanununun 260 ve 288 inci madde­ lerde söz konusu edilen 6, 30, 60 günlük müddetlerin hesabında ihtarın tebliğ edildiği günün sayılmayacağına, müddetlerin 6, 30 ve 60 mcı gün­ lerde sona ereceğine bilinci toplantıda üçte ikiyi aşan oyçokluğu ile 22/6/1966 tarihinde karar verildi.

(Resmî Gazete) Danıştay îçtihadı Birleştirme Kararları

ÖZETİ: Gümrük vergisi tahakkukuna karşı j Gümrük Kanununun 76, 78 ve 83 üncü madde­ lerindeki hükümler' dairesinde itiraz etmemiş bulunan bir mükellefin, aym Kanunun 85 inci E . N o : 1965/13 maddesine dayanarak fazla ödediği vergileri K . No : 1966/ 6 geri isteyip isteyemiyeceği hakkında.

Gümrük mevzuatına ilişkin olarak Danıştay Dâva Dairelerinden çıkan bazı kararlar hakkında içtihadın birleştirilmesi isteminde bulunan bir ilgili tarafından Danıştay Başkanlığına verilen 17/3/1964 günlü di­ lekçede; Gümrük Kanununun 85 inci maddesinin uygulanması münase­ betiyle Danıştay 4 üncü ve 7 nci daireleri arasında hasıl olan içtihat aykırılığının giderilmesi istenilmiş ve Birinci Başkanlıkça 521 sayılı Danıştay Kanununun 46 nci maddesine göre iş, içtihatları Birleştirme Kuruluna sevk edilmiş bulunmakla, Başkanun Sözcüsünün düşüncesi, raportör üyenin raporu ve konu ile ilgili bütün mevzuat, içtihatları B i r ­ leştirme Kurulunca incelenerek gereği düşünüldü :

Danıştay 4 üncü Dairesinin 20/3/1956 gün ve esas :

1955/2189, 1956/991 sayılı kararında maddî olay, «Kıymetinin % 10 u nispetinde vergiye tabi tutulan eşyanın 6202 sayılı Kanunla tasdik olunan ahdi ta­ rife cetvelinin 664 numarasında muaf olarak yurda sokulması icap ede­ ceğinden gümrük müdürlüğünce vâki iade isteğinin reddine mütedair muamelenin iptali talebinden ibaret» olduğu belirtilmiştir.

Sözü edilen kararın gerekçesi ve sonucu bölümünde de, «5383 sa­ yılı Kanunun 6290 sayılı Kanunla muaddel 85 inci maddesinde, fazla alındığı anlaşılan vergilerin ödeme mükellefiyetinin başladığı tarihten itibaren üç sene içinde geri verileceği hususu mutlak olarak hükme bağ­ lanmış olup idare tarafından kanunun bu sarih hükmünün yerine geti­ rilmemesi halinde kaza yoluna başvurulmıyacağı da derpiş edilmediğin­ den maddedeki esaslar dahilinde kesinleşmiş olduğu ve bu sebeple iade­ sinin mümkün bulunmadığı yolundaki defi ve gümrük müdürlüğü ta­ rafından tesis olunan tasarrufun lâzimül-icra bir tasarruf olması ve hâ­ disenin 76 nci maddesinin x 4 ve 5 numaralı fıkraları dolayısiyle 83 üncü madde ile bir alâkası bulunmaması sebebiyle merci tecavüzü olduğu hakkındaki defi varit görülmemiştir.

îşin esasına gelince, ithal olunan eşyanın, tavız listesinin 664 nu­ marası altındaki 2 numaralı ihtar gereğince muafiyeti; kabul ve hazır­ lanması iktisat ve Ticaret, Gümrük ve inhisarlar ve Ziraat Vekâletle­ rine bıraküan listenin 41 numarasma kayıtlı olduğu iddia edildiği ve bu iddianın hilafının dâvâlı tarafından isbat ve tevsik olunamadığı cihetle vergilerin füzulen tahsil edilmiş bulunduğu anlaşılmakla dâvanın kabulü ile müesses muamelenin bozulmasına.» karar verildiği görülmüştür, Danıştay 4 üncü Dairesinin bu içtihadını belirten diğer kararlar­ daki maddî olaylarda aynı mahiyettedir.

Danıştay 7 nci Dairesi ile Dâva Daireleri Kurulunun kararlarına ge>- lince :

Danıştay 7 nci Dairesinin 4 üncü Dairenin yukarıda belirtilen kara­ rına benzer gerekçelerle ve aynı sonuca varan kararlarından a y n ola­ rak, 13/12/1963 gün ve esas 1963/619, 1963/4943 sayılı kararında» renkli ve yaldızlı porselen çay tabağı ithali münasebetiyle ödedikleri vergilerin genel tarife ile tavizli tarife arasında farka isabet eden kısımların iadesi dileğiyle vâki müracaatlarını red eden Gümrük ve Tekel Bakanlığınca müesses mualenin iptali dâvasında; mükellef her ne kadar 5383 sayılı Kanunun 85 inci maddesine dayanarak tahsil edilmiş vergilerin iadesini istemekte ise de, mezkûr madde açıkça fazla alındığı anlaşılan vergi ve resimlerin iadesinin hüküm altına almış bulunmaktadır.

Hâdisede mü­ kellef tarafından ihtilafsız olarak herhangi bir şekilde, kaydı ıhtirazi dermeyan edilmeden vergilerin ödendiği ihtilafsız bulunduğuna ve bu sebeple açık bir kanunsuzluk mevzubahis olmadığına ve mükellef tahakkukta bir kusur görerek kanunda yazılı mercilere baş vurmadığı cihetle, bilâ­ hare çıkan vekâlet tamiminden bahisle ahdi indirimden istifade ettiril­ mesini istemesi mümkün değildir. Ödenen paranın iadesi yolundaki tarlebin reddi işlemi kanuna uygundur» denilmiştir.

Danıştay 7 nci Dairesinin uygulamasına muvazi olarak Dâva D a i ­ releri Kurulunca alman kararlar gerekçe itibariyle biraz daha açık ve 7T nci Daire içtihat ve anlayışını vuzuha kavuşturma niteliğindedir. Şöyleki;- Dâva Daireleri Kurulunun 6/11/1964 gün ve esas : 1960/198, 1964/432 sayılı kararında» Gümrük Kanununun 85 inci maddesinde, - Kanuna göre fazla alındığı anlaşılan vergilerin- geri verileceği yazılı ise de, bu hük­ mün uygulanacağı hallerin, kanunun tatbikinde taraflar arasında uyuş­ mazlık söz konusu olmıyan hususlara münhasır bulunduğunu kabul etmek icap eder. Zira, herhangi bir kanun hükmünün uygulanmasında taraflar arasında bir uyuşmazlık mevcut olduğu takdirde, kanunen belirtilmiş olan merciler tarafından meselenin çözümleneceğini ve böyle bir uyumazlık bulunrmyan hallere maksur olmak üzere, açık hesap hataları gibi maddî bir hata veya kanunun açık bir hükmüne muhalefetten doğan fazlalık gibi kanuni itiraz merciinin tetkikine arzedılmeden aşikâre çıkarılması mümkün olan hususlarda ise, düzeltme yoluna gidilebileceği, mezkûr 85 inci maddenin -kanıma göre- tâbirinden çıkarmak mümkündür. Diğer taraftan bir kanun hükmünün yanlış tatbiki suretiyle fazla vergi a t a ­ masından doğan bir ihtilâfın kanuni mercie arzedılmeden düzeltme yoluy­ la, Bakanlıkça çözülebileceğini düşünmek herhangi bir tahakkuka itiraz konusunda i k i »vvazi itiraz yolu kahin etmek ve bunlardan birisinin ter-

28 TEMMUZ 1966

(Resmî Gazete) Sata&fc: 7 cih hakkını da mükellefe tanımak demek olur.»

denilmiş ve mükellefin iade istemi red edilmiştir Gümrük vergisi tahakkuklarından Ötürü çıkacak anlaşmazlıkların 5383 sayılı Gümrük Kanununun 76, 78 ve 83 üncü maddelerine göre hal edileceği tabiî bulunduğu ve mal gümrükten çekildikten sonra yanlışlıkla alındığı veya füzulen tahsil olunduğu açıkça anlaşılan vergilerin, değişik 85 inci maddeye göre, ödeme mükellefiyetinin başladığı tarihten itibaren üç yıl içinde geri verilmesi gerektiği cihetle içtihadın bu esaslar dairesin­ de ve Danıştay 4 üncü Dairesinin 17/10/1955 gün ve esas 1955/1264, 1955/- 2484 ve 20/3/1956 gün ve esas 1955/2189, 1956/991 sayılı kararları veç­ hile birleştirilmesine 2/7/1966 tarihinde birinci oturumda üçte iki çoğun­ luk sağlanamadığından ikinci otuıumda, oyçokluğu ile karar verildi.

A Z L I K O Y U

X — Tevhidi içtihat kazai kararlar arasındaki mubayenetı izale ede­ rek kanunun en doğru şekilde tatbikini temine yarayan bir müessesedir.

B u sebeple mübayenetin izalesi istenilen kararlardan muhakkak surette bir veya diğeri üzerinde içtihadın birleştirilmesi gerekmez. İçtihat Heyeti her i k i kararın noksan veya yanlış cihetlerini nazara alarak bunlardan farklı bir esasta içtihadı birleştirebileceği tabiidir, nitekim Gümrük K a ­ nununun 85 inci maddesinin tatbikatında gerek Dort ve gerekse Yedinci Daire K a r a r l a n Kanunu, maksat ve gayesi gözönünde bulundurularak ve diğer maddeleriyle irtibatı temin ederek tatbik cihetine gitmediği gibi kararlar ifadeleri bakımmdan muğlak ve müphem olduğu da aşikârdır.

Vazıı Kanun 85 inci madde ile 78 ve 83 üncü maddeleri-ki itiraz sebepleri 76 ncı maddede yazılıdıryekdiğerine muvazi olarak tatbiki gereken ve mükellefin zaman itibariyle de hakkı hiyarma kalmış i k i yol olarak kabul etmiş değildir. 83 ve 77 nci maddeler itiraz yollan­ dır. 85 mel madde kanuna ay kın olarak alındığı idarece anlaşılan güm­ rük vergilerinin iadesine mütaalliktir. B u sebeple 85 inci madde tatbi­ kinde idare ile mükellef arasında hukuki ve teknik bir ihtilâfın çıkması bahis mevzuu olamaz.

Yukarıda açıklanan sebepler dolayısiyle ve 4 ve 7 nci Daire k a ­ rarlarının müphem muğlâk bulunmasından; içtihadın, ekseriyetin tev­ hidi içtihat karannm mucip sebebi olarak kabul ettiği ve 2/7/1966 ta­ rihli karar zabtı ile tevsik edilen ve üyeden Mennan Yığiter'in vâki, «Gümrük vergisi tahakkuklanndan ötürü çıkacak anlaşmazlıkların 53S3 sayılı Gümrük Kanununun 76 ncı maddesine göre halledileceği tabiî bu­ lunduğu; mal gümrükten çekildikten sonra yanlışlıkla alındığı veya fuzulen tahsil olunduğu açıkça anlaşılan vergilerin değişik 85 inci mad­ deye göre ödeme mükellefiyetinin başladığı tarihten itibaren 3 yıl için­ de geri verilmesi gerektiği» şeklindeki teklifi veçhile birleştirilmesi reyiyle çoğunluk karanna muhalifim.

A Z L I K O Y U

X —' Tevhidi içtihat kazai kararlar arasındaki mübayeneti izale ede­ rek kanunun en doğru şekilde tatbikini temine yarayan bir müessesedir.

B u sebeple mübayenetin izalesi istenilen kararlardan muhakkak surette bir veya diğeri üzerinde içtihadın birleştirilmesi gerekmez. İçtihat Heyeti her i k i kararın noksan veya yanlış cihetlerini nazara alarak bunlardan farklı bir esasta içtihadı birleştirebileceği tabiidir, nitekim Gümrük K a ­ nununun 85 inci maddesinin tatbikatında gerek Dört ve gerekse Yedinci Daire K a r a r l a n Kanunu, maksat ve gayesi gözönünde bulundurularak ve diğer maddeleriyle irtibatı temin ederek tatbik cihetine gitmediği gibi kararlar ifadeleri bakımından muğlak ve müphem olduğu da aşikârdır Vazıı Kanun 85 inci madde ile 78 ve 83 üncü maddeleri-ki itiraz 'sebepleri 76 ncı maddede yazılıdıryekdiğerine muvazi olarak tatbiki gereken ve mükellefin zaman itibariyle de hakkı hiyarma kalmış i k i yol olarak kabul etmiş değildir. 83 ve 77 nci maddeler itiraz yolları­ dır. 85 inci madde kanuna aykırı olarak alındığı idarece anlaşılan güm­ rük vergilerinin iadesine mütaalliktir. B u sebeple 85 inci madde tatbi­ kinde idare ile mükellef arasında hukuki ve teknik bir ihtilâfın çıkması bahis mevzuu olamaz.

Yukarıda açıklanan sebepler dolayısiyle ve 4 ve 7 nci Daire k a ­ rarlarının müphem muğlâk bulunmasından; içtihadın, ekseriyetin tev­ hidi içtihat karannm mucip sebebi olarak kabul ettiği ve 2/7/1966 ta­ rihli karar zabtı ile tevsik edilen ve üyeden Mennan Yiğiter'in vâki, •«Gümrük vergisi tahakkuklarından ötürü çıkacak anlaşmazlıklann 5383 sayılı Gümrük Kanununun 76 ncı maddesine göre halledileceği tabiî bu­ lunduğu; mal gümrükten çekildikten sonra yanlışlıkla alındığı veya fuzulen tahsil olunduğu açıkça anlaşılan vergilerin değişik 85 inci mad­ deye göre ödeme mükellefiyetinin başladığı tarihten itibaren 3 yıl için­ de geri verilmesi gerektiği» şeklindeki teklifi ve bu yoldaki vuzuh çer­ çevesi dahilinde Yedinci Daire kararı veçhile birleştirilmesi reyiyle ço­ ğunluk kararma muhalifiz,

GEREKÇEDE M U H A L E F E T O Y U

Gümrük vergisinde esas mükellefin vermiş olduğu beyanname muh­ teviyatının gümrük idaresince de kontrol edilerek bu beyana iştirak etme­ sidir. Gümrük Kanununun 76 ncı maddesindeki esaslar dahilinde aynı madde gösterilen merciler tarafından halledilecek olan itirazlan da mü­ kellefin bayanı ile gümıük idaresinin kontrolü neticesi çıkacak olan an­ laşmazlıklar ile muafiyet, istisna ve tavizin uygulanmasına ait ihtilâflar teşkil eder. B u itibarla adı geçen kanunun 76 ncı maddesi ile 5383 sayılı kanunun 6290 sayılı kanunla değişik 85 inci maddesinin «kanuna göre fazla alındığı anlaşılan vergiler, ödeme mükellefiyetinin başladığı tarih­ ten itibaren 3 sene içinde geri verilir.» hükmünün birbirine aykınlık arzetmedıği bilâkis birbirini tamamladığı aşikârdır. Çünkü mal gümrükten geçirilirken tarafların müştereken yapmış olduklan hata neticesi kanuna göre fazla alındığı anlaşılan vergilerin iadesi 85 inci madde hükmü ile mümkündür. Adı geçen maddede çoğunluk gerekçesinde yazıldığı gibi «açıkça» tabiri bulunmamaktadır. İçtihadm o yolda birleştirilmesine k a ­ rar verilmiş olan 4. Daire kararlannda da böyle bir tabir bulunmadığı gibi bu anlama gelecek başka herhangi-bir kelime de kullanılmamıştır.

Çoğunluk tarafından kabul edilen gerekçedeki açıkça tabiri içtihadm bir­ leştirilmesi kararının anlamını da değiştirmekte ve uygulamada tered­ dütler yaratacak bir durum meydana getirmektedir.

Bu sebeplerle çoğunlukça benimsenen gerekçeye karşıyız.

ÖZETÎ : 3546 sayılı Kanunun 4904 sayılı K a ­ nunla değişik 57 nci maddesinin dâva açma sü- Esas No.

: 1965/22 resine de uygulanacağı hakkmda Danıştay İçti- Karar No. : 1966/ 3 hadi Birleştirme K a r a n .

24/12/1964 tarih ve 521 sayılı Danıştay Kanununun 171 inci mad­ desi hükmüyle yürürlükten kaldırılmış olan mülga 3546 sayılı Danıştay Kanununun 4904 sayılı kanunla değişik 57 nci maddesinin son fıkrasında yer almış bulunan «Kanunda tâyin edilen müddetlerin bitmesi bu ara verme zamanına tesadüf ederse bu müddetler ayrıca karar vermeye lü­ zum kalmaksızın ara vermenin sona erdiği günden başlayarak 7 gün uzatılmış sayılır» tarzındaki hükmün aynı kanunun 32 nci maddesinde yazılı dâva açma süresini de kapsayıp kapsamadığı konusunda, Danış­ tay 7 nci Dairesinin 26/3/1963 gün ve 1963/1663, 10/11/1962 gün ve 1962/5266 sayılı kararlan ile Danıştay 3 üncü Dairesinin • 22/2/1963 gün ve 1963/392 ve 4 üncü Dairesinin 16/6/1961 gün ve 1961/1678 sayılı karar­ ları arasındaki mübayenetin, 521 sayılı Danıştay Kanununun 45 inci mad­ desine göre İçtihadın Birleştirilmesi yoluyla giderilmesi Birinci Başkanlıkça istenildiğinden bu husustaki" Başkamın Sözcülüğünün düşüncesi ve ilgili daireler kararları incelendi.

Yapılan müzakereler neticesinde, mübayenetin içtihadın birleştiril­ mesi yoluyla giderilmesine oyçokluğuyla karar verildikten sonra, D a ­ nıştay 7 nci Dairesinin 26/3/1963 tarih ve 1963/1663 sayılı kararındaki «3546 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde Danıştay'da dâva açma müd­ detinin, her nevi karar ve muamelelerin alâkalılara tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren 90 gün olduğu yazılı bulunmasına, aynı kanunun 4904 sayılı Kanunla değişik 57 nci maddesinde zikredilen ve ayrıca bir karar vermeye lüzum kalmaksızın çalışmaya ara vermenin sona erdiği günden itibaren 7 gün uzatılmış sayılan sürenin kaza mercilerinin kararları ile uzatılabilecek müddetlere ait ve münhasır olmasına, sukutu hak müd­ detlerinin kaza mercilerince uzatılmasına kanunen imkân bulunmama­ sına» yolundaki gerekçe 57 nci maddenin, hiçbir ayrım yapmaksızın, bu kanunda yazılı müddetlerin çalışmaya ara verme zamanına rastlaması halinde 7 gün uzatılmış sayılacağını âmir bulunması karşısında yerinde görülmiyerek, İçtihadın, Danıştay 3 üncü Dâiresinin 22/2/1963 tarih ve 1963/392, 4 üncü Dairesinin 16/6/1961 tarih ve 1961/1678 sayılı kararla­ rında yazılı olduğu veçhiyle «3546 sayılı Kanunun 4904 sayılı Kanunla değişik 57 ncı maddesinin son fıkrasında, kanunda tâyin edilen sürelerin bitmesi ara verme zamanına tesadüf ederse bu süreler ayrıca bir karar vermeye lüzum kalmaksızın ara vermenin sona erdiği günden başlayarak 7 gün uzatılmış sayılacağı hükme bağlanmış olmasına nazaran, dâva açma süresinin bitimi ara verme zamanına rastlarsa bu müddetin de 7 gün uzamış sayılacağı tabiî bulunduğundan, bu yolda birleştirilmesine 24/6/1966 gününde üçte i k i çoğunlukla karar verildi.

AYRIŞIK O Y U

X — 521 sayılı Danıştay Kanununun 163 üncü maddesi «Dâva müddetleriyle 76 ncı maddede yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ayrıca karar vermeye lüzum kalmaksızın, ara vermenin sona erdiği 6 Eylûl'den itibaren yedi gün uzatılmış sayı­ lır.» Hükmünü ve 3546 sayılı kanunun 4904 sayılı kanunla değişik 57 nci