Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu, E. 1965/39, K. 1970/16, T. 04.04.1970
Künye
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire ya da kurul
- İçtihatları Birleştirme Kurulu
- Esas numarası
- 1965/39
- Karar numarası
- 1970/16
- Karar tarihi
- 04.04.1970
- Resmî Gazete
- 05.07.1970 tarihli ve 13539 sayılı
Kararın tam metni
Kişisel veriler kurallarla çıkarılmıştır; köşeli ayraç içindeki işaretler çıkarılan bilginin yerini gösterir.
(Resmî sicillerini bu planlara göre re'sen tanzim ve tesis ederler. Bu maddeye göre yapılan ilân tebligat addedilir» hükmü yer almış ve İçtihadın Birleştirilmesi istemine konu olan her üç kararda da dava ilân tarihine göre 3543 sayılı Danıştay Kanununun 32 nci maddesi ile belli idarî dava açma süresi geçirildikten sonra açılmış ise de bu davaların açıldığı tarihlerde yürürlükte bulunan T C. Anayasası'nın 114 üncü maddesinin 2 nci fıkrasındaki «idarenin işlemlerinden dolayı açılacak davalarda süre aşımı ya z ı l ı bildirim tarihinden başlar» hükmü muvacehesinde ilân tarihini dava açma süresince başlangıç kabul etmek imkansızdır. Zira Anayasa'nın temel hukuk kuralları dışında bir konuyu ayrıntılarıyla düzenlemesi ve bu hükmün daha önceki kanunlarda bulunup aynı konuyu düzenleyen hükümlere aykırı olması halinde, konuyu yeniden düzenliyen Anayasa hükm ü n ü n uygulanması tabiîdir. Bu nedenlerle içtihadın, yazılı bildirim tarihini dava açma süresine başlangıç olarak kabul eden, 6. Dairenin Esas 1967/9D6. Karar 1968/23 6 ve Esas 1965/454, Karar 1966/1647 sayılı kararlan dairesinde birleştirilmesine 7/2/1970 tarihinde üçte iki oyçokluğu olmadığından 12/2/1970 tarihinde salt çoğunlukla karar verildi.
X —6785 sayılı İmar Kanununun 42 nci maddesinde (İmar ve yol istikamet planları hududu içindeki binalı ve binasız gayr menkullerin, plana uygun şekilde inşaata elverişli hale getirilmesi için, gayrimenkul sahiplerinin muvafakati aranmaksızın birbirleriyle ve yol fazlası ile veya sair belediye, amme hükmü şahıslariyle amme müesseselerine ait yer lerle birleştirilerek plan icaplarına göre, müstakillen veya şüyulu olarak parsellere ayırmaya ve bu yelleri sahiplerine dağıtmaya belediyeler salahiyetlidir) hükmü yer almış bulu- nmaktadır. Aynı kanunun 45 inci maddesine göre belediye encümenlerince ve varsa imar idare heyetince tastik olunan bu planlar bir ay müddetle belediye dairesine asılır ve usu lüne göre ilân olunur Bu maddeye göre yapılan ilân tebligat addedilir.
Yine aynı kanunun 46 nci maddesi hükmünce şuyulandırılan gayrimenkullerin sahipleri belediyenin tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde arala rında anlaşamadıkları veya şuyuun izalesi için mahkemeye müracaat edilmediği takdirde belediyeler hissedarmış gibi şuyuun izalesi davası açabilirler.
Yukarıya yazılmış bulunan maddeler hükümleri birlikte incelendiği taktirde kanun koyucu, belediye idarelerine imar planlarının uygulanma sını gerçekleştirmek üzere genel, gayri şahsi olan parselasyon planlarının düzenlenmesi bunların şuyularının izalesi için yetki de vermiştir. Parselasyon planları objektif tasarruflardır. 46 nci madde ile yapılan tebligat bu tasarrufları sübjektif hale getirmektedir.
Nitekim 521 sayılı Danıştay Kanununun 67 nci maddesinin 3 üncü fıkrasında da (Kanuna göre ilânı gereken düzenleyici ve genel tasarruf lar) a karşı ilân tarihinden itibaren doksan gün içinde dava açılabilir, denilmek suretiyle kanunlarımızın genel tasarruf niteliğindeki tasarrufları kabul etmiş olduğuna değinilmiştir.
Bu nedenlerle içtihadın 6785 sayılı Kanunun 45 inci maddesine göre yapılan ilânı tebligat sayan ve dava açma süresinin hesabında ilân tari hini esas kabul eden 6 nci Dairenin esas 1968/11, karar 1968/1183 sayılı kararı dairesinde birleştirilmesi gerektiği oyu ile verilen karara karşıyız.
X X — 6785 sayılı İmar Kanununun 45 inci maddesi, usulüne göre yapılmış bulunan ilânı tebligat addetmiştir Türk hukuk lügati, tebligatı «hukukî bir muameleden alâkalı kimsenin haber almasını temin için salahiyetli makamın kanunî şekilde ve yazı ile veya ilânı ile yapacağı tevsik muamelesi» olarak tanımlamaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu, bu kanuna tabi bulunacağını tespit ettiği kuruluşların uyacağı esasları, tebligat kural ve usullerini tayin ve tespit eylemiş ayrıca 62 nci maddeside yürürlükten kaldırıldığı kanun hükümlerini 6 bent halinde belirttikten sonra yedi numaralı bentte, Tebligat Kanununa aykırı diğer kanun hükümlerinin de mülga olduğunu açık lamıştır. Binaenaleyh 7201 sayılı Kanunun kurallarına aykırılığı açık bulunan 6785 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin «bu maddeye göre yapılan ilân tebligat addedilir» hükmü muahhar kanun ile sarahaten yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu itibarla anılan hükmün yürürlükte olduğuna dair çokluk gö rüşüne karşıyız
X X X — Anayasa hükümleri, bir konuya kısaca veya ayrıntılarıyla düzenlemiş olsun yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve kişileri bağlıyan temel hukuk kurallarıdır. Hiç bir kanun hükmü bu kurallara aykırı olamaz. Ancak Anayasa hükümleri diğer kanunların Gazete) Sahife : 7 bazı hallerde kendisinden önceki kanunların aykırı hükümlerini ortadan kaldırışı gibi bir sonuç meydana getirmez. T. C. Anayasa'sının 147 nci maddesine göre kanunların Anayasa'ya uygunluğunu Anayasa Mahkemesi denetler. Anayasa'nın geçici 9 uncu maddesinde, Anayasa Mahkemesinin görevine başladığı tarihte yürürlükte olan herhangi bir kanun hakkında bu Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla iptal davası açılabileceğinin, iptal davası açma hakkının Anayasa Mahkemesinin görevine başladığının Resmî Gazete ile yayınlandığı tarihten itibaren 6 ay sonra düşeceğinin kabul edilmiş olması da Anayasa'nın diğer kanunların aykırı hükümlerini ken diliğinden kaldırmayacağını gösterir. Durum böyle olunca, mahkemeler, yürürlükte olan kanun hükümlerini, Anayasa Mahkemesince Anayasa'ya aykırılığından dolayı, T. C. Anayasa'sının 149 uncu ve 151 inci madde lerine göre yapılacak baş vurmalar üzerine, 152 nci madde gereğince iptal edilerek yürürlükten kaldırmadıkça, uygulamakla ödevlidir. Yalnız 151 inci madde gereğince Anayasa Mahkemesine intikal ettirilip 3 ay içinde karar verilini yen işlerde, ilgili mahkeme Anayasa'ya aykırılık iddiasının kendi kanısına göre çözümlüyerek karar verebilir. Bu nedenlerle imar mevzuatına göre sübjektif tasarruf niteliğinde bulunan imar parselasyon planlarının, 6785 sayılı İmar Kanununun 45 inci maddesine göre yapılan ilânının, tebligat sayılacağına dair hüküm T. C. Anayasa'nın 114 üncü maddesinin 2 nci fıkrasının «idarenin işlemlerinden dolayı açılacak dava larda süre aşımı, yazılı bildirim tarihinden başlar.» hükmüne aykırı ol makla beraber, halen yürürlükte bulunduğundan içtihadın, 6785 sayılı Kanunun 45 inci maddesine göre ilânı tebliğ sayan ve dava açma süresinin hesabında ilân tarihini esas kabul eden 6 nci Dairenin esas: 1968/11, ka rar: 1988/1183 sayılı kararı dairesinde birleştirilmesi gerektiği oyu ile verilen karara karşıyız.
ÖZETİ : 5237 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu-
K. No : 1970/16 nun 30 uncu maddesine göre; istihlâk resminin, belediye sınırları içinde istihlâk amaciyle yapılan satışlardan, bu satışın yapıldığı yer belediyesince alınması lâzım geldiği hakkında 5237 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 30 uncu maddesiyle akar yakıttan alınması öngörülen istihlâk resminin, nasıl ve hangi belediyece alınacağı hakkında verilmiş ve karar düzeltmesinden de geçerek kesinleş miş bulunan D. D. K. nun 12/3/1965 günlü ve esas No: 63/286, karar No:
65/42; Danıştay 9 uncu Dairesinin 15/4/1969 günlü ve esas No: 67/1416, karar No: 63/1191; yine Danıştay 9 uncu Dairesinin 28/3/1968 gün ve esas No- 67/2443, karar No: 68/985 sayılı kararları arasındaki aykırılı ğın 24/12/1964 günlü ve 521 sayılı Danıştay Kanununun 46 nci maddesine göre İçtihadın Birleştirilmesi yoliyle giderilmesi Danıştay Birinci Başkanlığınca istenilmesi üzerine; konu ile ilgili kararlar, Başkanınsözcüsünün bu husustaki düşüncesi, Raportör Üyenin raporu ve bu işle ilgili yasalar incelendi :
İçtihadın birleştirilmesini gerektiren söz konusu kararlar :
I — D D. K. nun 12/3/1965 günlü ve Esas No : 63/286, Karar No :
65/42 sayılı kararında; Türkiye Petrolleri A. O. tarafından T. C . D. D.
ile Türkiye Şeker Fabrikalarına, alıcılarının kendi ihtiyaçları için satılan Fuel Oil'den 5237 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 30 uncu maddesine dayanılarak istihlâk resmi alınabilmesi, istihlâkle beraber satışın da aynı belediye sınırları içinde vuku bulması ilkesine bağlanmıştır. Satışın ve istihlâkin a y ı yerlerde olduğu hususu ihtilafsız bulunduğu cihetle; Vergiler Temyiz Kora'syonu 5 inci Dairesinin kararında İsrar eden Vergiler Temyiz Komisyonu 6 nci Dairesinin 27/3/1959 günlü ve 68/208 sayılı ka ran yerinde görülerek Batman Belediyesinin davası oyçokluğu ile redde dilmiş, bu kararın düzeltilmesi istemide D. D. K nun 20/5/1966 gün ve Esas No: 65/218, Karar No: 66/627 sayılı kararla ve yine oyçokluğu ile reddedilmiştir.
II — Danıştay 9 uncu Dairesinin 6/4/1970 günlü ve Esas No: 66/3374, Karar No: 67/916 sayılı kararında; Selüloz ve Kâğıt Fabrikaları Genel Müdürlüğü (SEKA) tarafından, Yarımca'daki İstanbul Petrol Rafinerisinden (İpraş), kendi fabrikalarında istihlâk edilmek üzere alınan Fuel Oil için İzmit Belediyesi, 5237 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 30 uncu maddesi uyarınca istihlâk resmi tahakkuk ettirmiştir. Vergiler İti raz Komisyonu da bu tahakkuku tasdik ettiğinden SEKA, Vergiler Tem yiz Komisyonuna baş vurmuş bu komisyon ise; Yarımca Belediyesi sınırlan içinde bulunan İpraş müessesesinden, İzmit Belediyesi sınırlan içinde bulunan SEKA işletmelerinde kullanılmak üzere satın alınan akaryakıt için bir resim alınamayacağı, istihlâk resminin alınabilmesi için satışla istihlâkin aynı belediye sınırları içinde olması gerekeceği yolundaki ge rekçe ile Vergiler İtiraz Komisyonu kararını bozarak, tarhiyatın kaldırılmasına karar vermiştir.
lasyon planları objektif tasarruflardır. 46 ncı madde ile yapılan tebligat bu tasarrufları sübjektif hale getirmektedir.
Sahife : 8 Bu karara karşı İzmit Belediyesinin Danıştay'da açmış olduğu dava, Vergiler Temyiz Komisyonunun dayandığı gerekçenin kanuna uygun bu lunması nedeniyle; Danıştay 9 uncu Dairesinin 6/4/1967 günlü ve Esas No: 66/3374, Karar No: 67/916 sayılı karariyle ve birinci bentte yazılan görüşe uygun olarak reddedilmiş, ancak İzmit Belediyesinin karar düzeltme istemi yerinde görülerek istihlâk resminin; akaryakıtın (istihlâk) edildiği yer belediyesince alınması gerekeceği içtihadında bulunarak tarhiyatın onanmasına 15/4/1969 günlü ve Esas No: 67/1416, Karar No:
68/1191 sayı ile ve oyçokluğuyla karar verilmiştir.
III — İzmit Belediyesi tarafından, aynı belediye sınırları içinde bulunan SEKA İşletmesinin, Yarımca Belediye sınırları içindeki İpraş'tan kendi işletmesinde istihlâk etmek üzere satın aldığı akaryakıt için ta hakkuk ettirilen ve vadesinde ödenmemiş olması sebebiyle düzenlenip tebliğ edilen ödeme emrine karşı SEKA tarafından yapılan itiraz, tarhiyatın 5237 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiş, temyiz istemi üzerine de Vergiler Temyiz Komisyonunca, satış ve istihlâkin ayrı belediye sınırları içinde vukuu sebebiyle SEKA'nın mükellef tutulamıyacağı kabul edilerek İtiraz Komisyonu kararı bozul muş ve salınan istihlâk resmi kaldırılmıştır.
İzmit Belediyesince Danıştay'da açılan idarî dava üzerine 9 uncu Dairenin 28/3/1968 günlü ve Esas No: 67/2443, Karar No: 68/985 sayılı karariyle, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü hakkındaki Ka nunun 58 inci maddesi gereğince ödeme emriyle ilgili İtiraz Komisyonu kararı kesin olduğundan, bu karara vaki temyiz isteminin görev yönün den reddi gerekirken, işin esası hakkında karar verilmesinde isabet gö rülmediğinden dava konusu 13/5/1967 günlü ve 67/1133 sayılı Temyiz Komisyonu kararı ortadan kaldırılarak 521 sayılı Danıştay Kanununun 68 incî maddesi gereğince 14/12/1966 günlü ve 372 saydı İtiraz Komisyonu kararı incelenmiş ve istihlâk resmi istemeye yetkili belediyenin, akaryakıtın istihlâk maksadiyle satıldığı yer belediyesi olacağı nedeniyle bozulmuş, ödeme emri iptal edilerek salman resmin kaldırılması oyçok luğuyla karara bağlanmış ve bu karara karşı İzmit Belediyesince vaki karar düzeltilmesi isteminde oyçokluğuyla reddedilmiştir.
5237 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 30 uncu maddesinde; «be lediye sınırları içinde istihlâk edilmek üzere satılan petrolün kilosundan 1, benzin ve müştaklariyel baküre ve mazotun kilosundan 2 kuruşu geç memek üzere belediye meclislerince düzenlenecek tarifeye göre istihlâk resmi alınır. Transit olarak geçirilecek akaryakıttan bu resim alınmaz.
Tarım makinelerinde kullanılacağı tarım memurlarınca onayla nanlar bu resimden müstesna tutulurlar.» hükmü yer almıştır.
Yukarıda açıklanan üç kararda söz konusu kanun maddesindeki «Belediye sınırları içinde istihlâk edilmek üzere satılan...»
şeklindeki deyime değişik anlamlar verilmiş ve istihlâk resmi alınabilmesi hususu;
a) Satış ve istihlâkin bir arada bulunmasına,
b) Yalnız istihlâk unsuruna, c) İstihlâk maksadiyle yapılan satışa, dayandırılmış ve resmi ala cak belediyenin de sırasiyle satış ve istihlâkin bir arada yapıldığı yer belediyesi, istihlâkin yapıldığı yer belediyesi; ve son olarak istihlâk maksadiyle satışın yapıldığı yer belediyesi olacağı karar altına alınmakla üç ayrı hüküm tesis edilmiş bulunmaktadır.
Satış ve istihlâkin (bir arada yani aynı belediye sınırları içinde vuku bulması gerekeceği ve ancak bu şartın gerçekleşmesi halinde akarya kıttan İstihlâk Resmi alınabileceği görüşünün kabulü halinde, Yasa hükmünü çok dar manada yorumlamak olur.
Yalnız İstihlâk unsuruna yer verilirse, yani akaryakıt hangi bele diye sınırı içinde istihlâk ediliyorsa o yer belediyesince resmin alınması yönüne gidilirse, ilgili belediyelere, tüketiciyi kovalamak ve ondan resim almak gibi yapılması zor ve hatta çok zaman imkânsız bulunan bir gö rev yüklemek olur.
5237 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun gerekçesinde, söz konusu tasarının belediye gelirlerini artırmak amaciyle getirildiği açıklanmıştır.
Yukarıda açıklanan iki hal ise belediyeler için çok miktarda gelir kaybına sebep olmaktadır. Bu ise kanun koyucunun maksadına uygun düşmemektedir.
Öte yandan 5237 sayılı Kanundan önceki 423 sayılı Belediye Vergi ve Resimleri Kanununun istihlâk resmiyle ilgili 28 inci maddesinde «. . . .
Belediye sınırları içinde istihlâk edilen. ...»
akaryakıttan resim alına cağına işaret edilmiştir.
Kanun koyucu, 5237 sayılı Kanunun 30 uncu maddesini düzenlerken mülga kanunda bulunmayan «satış» unsuruna da yer vermiş bulunmaktadır. Her nekadar 5237 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine ilişkin hükümet gerekçesinde ve meclis görüşmelerinde bu hususta bir kayıt ve açıklama yoksada, önceki kanunda bulunmayan «satış» unsurunu
yeni kanuna koymakla kanun koyucunun bir maksadının olması ve «satış» unsurunda, resmin tahakkukunda bir yeri bulunması tabiidir.
Kanun koyucunun bu maksadını, maddenin son fıkrasındaki «Ta rım makinalarında kullanılacağı, tarım memurlarınca onaylananlar bu resminden müstesna tutulurlar.» hükmüde doğrulamaktadır.
Gerçekten, şehir ve kasabalar kuruluşları ve tabiî durumları itibariyle belediye sınırları içinde genellikle makinalı ziraat yapmaya elverişli ve yeterli araziyi ihtiva etmemektedir.
Belediye sınırları dışındaki satışlardan istihlâk resmi alınmadığına göre Yasadaki istisna hükmünün, belediye sınırları içinde alınıp, nerede olursa olsun tarım makinalarında kullanılan akaryakıtlar için tanınmış olduğunu kabul etmek zorunludur.
Maddenin «Transit olarak geçen akaryakıtlardan resim alınmaz» şeklindeki fıkrası, ancak ticarî maksatla yapılan satışlarda uygu lanabilir. Nitekim satış ve dağıtım müesseselerinin rafineri merkezlerinden ticarî maksatla satın aldıkları akaryakıtlardan resim alınma makta, bunlardan istihlâk maksadiyle satış yaptıkları zaman, satışı yaptıkları yer belediyesince resim alınmaktadır.
Bütün bu nedenlerle, 5237 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin « belediye sınırları içinde istihlâk edilmek üzere satılan » şeklindeki hükmünden, resmin tahakkuku için esas unsur olarak satışa yer verildiği ve bu satışın;
1 — Belediye sınırları içinde yapılması, 2 — İstihlâk edilmek üzere yapılmış olması, anlamını çıkarmak ge rekir.
Sonuç olarak, Yasa hükmüne ve uygulamaya uygun bulunan şekil, akaryakıttan alınacak İstihlâk Resminin, istihlâk maksadiyle yapılan satışlardan, satışın yapıldığı yer belediyesince alınması lâzım geldiği yolundaki görgüdür. Bu görüşe uygun bulunan Danıştay 9 uncu Dairesinin 28/3/1968 günlü ve Esas No : 1967/2443, Karar No : 1968/985 sayılı kararı dairesinde içtihadın birleştirilmesine 4/4/1970 gününde üçte ikiyi aşan oyçokluğuyla karar verildi.
X — 5237 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 30 uncu maddesi hükmü açık olup bu maddeye göre Belediyelerce istihlâk resmi alınabilmesi için hem istihlâkin, hemde satışın aynı Belediye sınırları içinde olması şarttır. Nitekim bu kanunla yürürlükten kaldırılan 423 sayılı Belediye Vergi ve Resimleri Kanununun 28 inci maddesinde, Belediye sınırlan dahilinde istihlâk olunacak akaryakıttan istihlâk resmi alınacağı kabul edildiği halde yeni kanun, bu şarta ek olarak satışında aynı belediye sınırlan içinde yapılmasını kabul etmiştir. Herne kadar bu iki şartın birlikte aranması kanunun tedvin amacına aykırı olarak Bele diyelerin «İstihlâk Resmi» gelirinin azalması sonucunu doğurur ise de kanunun açık hükmüne rağmen, istihlâkin aynı belediye sınırı içinde olup olmadığı araştırılmaksızın, resmin akaryakıt satışının yapıldığı yer belediyesince alınacağını kabul etmek, kanun hükmünü genişletmek gibi bir anlam taşır. Buda Anayasa'nın 61 inci maddesinin «vergi, resim ve harçlar ve benzeri malî yükümler ancak kanunla konulur» hükmüne aykırı düşer. Bu nedenlerle içtihadın D. D. Kurulunun 12/3/1965 tarih ve Esas 63/286 ve Karar 65/42 sayılı kararı dairesinde birleştirilmesi gerekeceği oyu ile karara karşıyız.
XX — 5237 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 30 uncu madde sinin birinci fıkrasiyle «Belediye sınırları içinde istihlâk edilmek üzere satılan Petrol'ün kilosundan 1, benzin ve müştakları ile Baküre ve Mazotun kilosundan 2 kuruşu geçmemek üzere belediye meclisince düzenlenecek tarifeye göre istihlâk resmi alınır.» hükmü vaz olunmuş ve aynı maddenin 2 nci fıkrasiyle de transit olarak geçirilecek akaryakıtlardan bu resmin alınmayacağı derpiş olunmuştur.
Bir istihlâk resmi olduğu madde metnindeki sarahatle de sabit bulunan akaryakıt resminin tahakkuk ve tahsilinin bahsi geçen 30. mad denin 2. fıkrası hükmü karşısında, belediye hudutları dahilinde istih lâk edilme esasına istinad ettirilmesi daha doğru ve yerinde olur. Zira 5237 sayılı Kanunun 1 ve 2. fıkraları birlikte mütalâa edildiğinde, gerek 1 inci fıkranın yazılış tarzından gerek 2 nci fıkranın madde içerisinde anlamını tayin yönünden kanun koyucunun akaryakıt resminin alınması için satışın ve istihlâkin aynı belediye hududu dahilinde cereyanını şart koşmadığı sonucuna varmak ve 30 uncu madde ile, satış hangi bele diye hudutları içerisinde yapılırsa yapılsın akaryakıt resminin istihlakin yapıldığı yer belediyesince tarifesine uygun olarak tahsilinin öngörül düğünü kabul etmek iktiza ettiği düşüncesiyle çoğunluk kararma karşıyız.