Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu, E. 1970/1, K. 1973/1, T. 24.02.1973
Künye
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire ya da kurul
- İçtihatları Birleştirme Kurulu
- Esas numarası
- 1970/1
- Karar numarası
- 1973/1
- Karar tarihi
- 24.02.1973
- Resmî Gazete
- 13.10.1973 tarihli ve 14684 sayılı
Kararın tam metni
Kişisel veriler kurallarla çıkarılmıştır; köşeli ayraç içindeki işaretler çıkarılan bilginin yerini gösterir.
(Resmî Gazete) S a h i f e 3 Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararı E N o . : 1970/1
ÖZETİ: B i r davanın görülmesi sırasında, olayda süre asımı nazara alınmadan ihtilâf ka rara bağlandıktan sonra kararın düzeltilmesi ta lebi vesilesiyle davanın yeniden incelenmesi sı rasında süre aşımının nazara alınması gerekeceği hakkında.
B i r davanın görülmesi sırasında, olayda süre aşımı bulunup bulun madığı nazara alınmadan ihtilâf karara bağlandıktan sonra aynı davanın karar düzeltme talebi vesilesiyle yeniden incelenmesi dolayısiyle hadisede süre aşımının nazara alınıp alınmıyacağı konusunda 5 inci Dairece veril miş olan 18/11/1969 gün ve E . 1968/3410, K. 1969/3683 sayılı kararla Dava Daireleri Kurulunun 31/3/1967 gün ve E . 1963/264, K. 1967/412 sayılı ka rarı arasında aykırılık bulunduğundan konunun incelenerek içtihat aykı rılığının giderilmesi 5 inci Dairece 17/1/1970 günlü kararla istenilmiş bulunduğundan bahis konusu kararlar, Başkanunsözcüsünün düşüncesi.
Raportör Üyenin raporu ve konu ile ilgili mevzuat incelendi ve gereği gö rüşüldü :
1 — Millî Savunma Bakanlığı aleyhine, 42 sayılı Kanuna göre emek liye sevk edilmesi hakkındaki işlemin iptali, emekliye sevk tarihinden karar tarihine kadar geçen müddetin hizmetinden sayılması, zararlarının tazmini ve tekrar ordudaki görevine iadesi talebiyle açılan dava, Dava Daireleri Genel Kurulunun 1/2/1963 gün ve E . 1961/551, K. 1963/136 sa yılı kararı ile «Emekliye sevk talebi üzerine davacının 42 sayılı Kanun hükmünün uygulanması suretiyle emekliye şevkinde kanuna aykırılık arzeden bir cihet görülmediğinden davanın reddine» denilmek suretiyle dava oyçokluğu ile reddedilmiştir.
Davacı bu kararın düzeltilmesi talebinde bulunmuş ve Dava Daire leri Kurulunun 22/5/1964 tarihli kararıyle, esas kararın duruşma yapıl maksızın verildiği görüldüğünden karar düzeltme talebinin kabulüyle du ruşma gününün tayin ve davacıya tebliğ olunmasına karar verilmiş, 27/1/1967 günü duruşma yapılmış ve 31/3/1967 gün ve E . 1963/264, K. 1967/412 sayılı kararla dava süre aşımı sebebiyle oyçokluğu ile redde dilmiştir.
2 — Emekliye şevki hakkındaki işlemin iptali, vazifeye baslatılmadığı takdirde maaşlarının vesair özlük haklarının verilmesi ve manevî tazminat ödenmesi talebiyle Diyanet İsleri Başkanlığı aleyhine acılan dava dolayısıyle 10 uncu Dairece verilen 22/6/1967 günlü ve E . 1966/2353,
K. 1967/1736 sayılı kararla, emekliye sevk işlemi iptal edilmiş, özlük hak larının verilmesi isteminin bu iptal kararı üzerine idaresince yapılacak yeni bir işlem neticesine bağlı olduğundan halen incelenemiyeceğine ka rar verilmiş, arada geçen süreye ait maaşlarının verilmesi istemi ise, fiilen çalışılmayan günler için maaş vesaire namıyle bir meblağ ödenmesi mümkün olmadığı cihetle davanın b u hususa taallûk eden kısmı redde dilmiştir.
Davacı göreve başlatılmadığından ve maaş ve özlük hakları tazmi nat olarak verilmediğinden bahisle emekliye sevkedildiği tarihten göreve tayin edilinceye kadar maaş ve buna ilişkin özlük haklarının tazminat olarak ödenmesi, 29/7/1967 tarihi itibariyle terfiinin yapılması ve terfi farklarının da tazminat olarak verilmesi isteğiyle bir dava açmıştır. B u davada 5 inci Dairece verilen 10/6/1968 gün ve E . 1967/4872, K . 1968/2264 sayılı kararda, davacının, tayini için idareye başvurduğu 1/9/1967 tarihin den göreve tayin edilinceye kadar geçecek müddet için müktesep hak maaşı ve buna bağlı özlük hakları tutarı ile emekli maaşı arasındaki far kın tazminat olarak verilmesine, ancak 10. Dairenin kararı ile maaşlarının verilmesi talebi reddedilmiş bulunduğundan emekliye sevkedildiği tarihten idareye müracaat tarihine kadar geçen süre için maaşlarının tazminat olarak verilmesi talebinin kesin hüküm sebebiyle reddine karar veril miştir.
Davacı, 10 uncu Dairece, ancak hizmet karşılığı olarak ödenmesi ge reken maaşlarının verilmesine imkân olmadığına karar verilmiş bulun duğunu, 5 inci Dairece karara bağlanmış olan davasının ise bir tazminat davası olduğunu, 10 uncu Dairece verilmiş olan kararın tazminat iste ğinin incelenmesine müessir olamıyacağını beyanla bu kararın düzeltil mesi talebinde bulunmuş, 5 inci Dairece 18/11/1969 gün ve E . 1968/3410,
K. 1969/3683 sayılı kararla düzeltme talebi kabul edilerek davacının emekliye sevkedildiği tarihten iptal kararını infaz için İdareye müracaat ettiği tarihe kadar geçen süre için müktesep hak maaşı ve buna bağlı özlük haklan tutan ile emekli maaşı tutarı arasındaki farkın davacıya tazminat olarak ödenmesine oyçokluğu ile karar verilmiş, düzeltme safhasında süre aşımı nazarı itibare alınmamıştır.
Dava Daireleri Kurulunun yukarıda bahsi geçen 31/3/1967 gün ve
E. 1963/284, K. 1967/412 sayılı kararı ile 5 inci Dairenin bahis konusu 18/11/1969 gün ve E . 1968/3410, K. 1969/3683 sayılı kararı arasında, esas davada süre aşımı nazara alınmadığı halde karar düzeltme talebi vesi lesiyle davanın yeniden incelenmesi sırasında süre aşımının nazara alınıp alınamıyacağı bakımından aykırılık bulunması dolayısiyle içtihadın bir leştirilmesi istenilmektedir.
Bilindiği gibi iptal davalarında kanunlarla belirtilen iptal sebepleri dışında ( K i bu sebepler 521 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinde yetki, şekil, sebep, konu ve maksat olarak 5 noktada toplanmıştır) iptal dava sının kabul şartı olarak nitelenen ön şartlar mevcuttur.
Bunlardan biri de süre şartıdır. Süresinde açılmayan bir idarî dava baştan kabul edilmez ve tekemmüle tabi tutulmaz. Diğer taraftan süre, amme intizamı ile ilgi lidir ve karar düzeltme safhası da dahil olmak üzere davanın her safha sında sürenin dikkate alınması usul hukukunun ve öncelikle İdare Huku kunun zorunlu kıldığı bir kuraldır.
Her nekadar 521 sayılı Danıştay Kanununun 95 inci maddesinin ilk fıkrası, «Dava Daireleri ile Dava Daireleri K u r u l u kararlan kesin olup muhkem kaziyenin bütün hukukî sonuçlarını hasıl eder» hükmünü ge tirmiş ise de bu hükmün, başlangıçta dikkate alınmayan bir dava açma süresinin karar düzeltme sırasında ve düzeltme talebinin kabulü halinde yeniden dikkate alınmasını önleyici bir hüküm olarak görülmesi söz ko nusu olamaz. Aynı Kanunun 98 inci maddesinin son fıkrasındaki «Dava Daireleri ile Dava Daireleri Kurulu, kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle bağlıdır.» hükmü de kararda dayanılan ve kanunun 30 uncu maddesinde zikredilen iptal sebepleriyle sınırlıdır. İdare Hukukunda iptal davalarının kabul şartı olarak nitelenen ve usul hukukunda da amme intizamı ile ilgili görülen ve davanın her safhasında dikkate alınması hukuk alanında ihtil,afsız bulunan sürenin 98 inci maddenin son fıkrası hükmüne dayanılmak suretiyle bertaraf edilmesi tecviz edilemez.
Yine sukut eden bir hakkın ihya olunamıyacağı yolundaki hukukun genel kuralı da bu görüşü doğrulamaktadır. Süre aşımına uğramak su retiyle düşmüş bir dava hakkının ihyasına bir yargı organı her ne se beple olursa olsun yetkili olamaz. Mahkemenin (Tarafların talep etme miş ve kendisinin görmemiş olması nedeniyle), düşmüş bir dava hakkım karar düzeltme safhasında artık dikkate alamıyacağını beyan suretiyle ihya edilmesine hukukun genel esasları imkân vermez.
Sonuç: B i r davanın görülmesi sırasında, olayda süre aşımı bulun duğu nazara alınmadan ihtilâf karara bağlandıktan sonra kararın düzel tilmesi talebi vesilesiyle davanın yeniden incelenmesi sırasında süre aşı mının nazara alınması gerekeceği cihetle içtihadın Dava Daireleri Kuru lunun 31/3/1967 gün ve E . 1963/264, K. 1967/412 sayılı kararı veçhile birleştirilmesine 10/2/1973 günlü toplantıda üçte i k i çoğunluk sağlanama dığından 24/2/1973 günlü ikinci toplantıda oyçokluğu ile karar verildi.
X — 521 sayılı Danıştay Kanununun 95 inci maddesinde, Dava Daireleri ile Dava Daireleri Kurulu kararlarının kesin olup muhkem ka ziyenin bütün hukuki sonuçlarını hasıl edeceği, bu kararlar aleyhine, ancak bu kanunda yazılı kanun yollarına başvurulabileceği hükmü ko nulmuştur. Kanununun müteakip maddelerinde «Kanun yolları» ile il gili hükümler sevkedilmiş, 98 inci madde ile de «kararın düzeltilmesi» hakkında hükümler konulmuştur. Bahsi geçen 98 inci maddede kararın düzeltilmesi sebepleri sayıldıkdan sonra son fıkrada : «Dava Daireleri ile Dava Daireleri Kurulu, kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle bağlıdır» hükmü konulmuş olduğu gibi kanunun 99 uncu maddesinde de «muhakemenin iadesi ve kararın düzeltilmesi istekleri, kanunda yazılı sebeplere dayanmıyor ise isteğin reddine karar verilir» denilmektedir.
B u hükümlerin birlikte incelenmesinden de görüleceği gibi Dava Daireleri ile Dava Daireleri K u r u l u kararları muhkem kaziyenin bütün hukuki sonuçlarım doğurmakta, kararın düzeltilmesi talep edildiği hal lerde de bu talep kararın kesin hüküm (muhkem kaziye) olma duru munu ortadan kaldırmamaktadır. B u sebeple görevli daire veya kurul, ancak düzeltme dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle bağlı olarak kararı yeniden inceleyebilecektir.
3546 sayılı Kanunda mevcut olmayan son fıkra hükmünün 521 sayılı Kanuna bu sebeple konulmuş olduğu anlaşılmaktadır.
Kaldıkı 3546 sayılı Kanunun yürürlükte bulunduğu devrede Da nıştay Dava Daireleri Genel Kurulunun 14/3/1952 gün ve E . 1952/13,
K. 1952/86 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında «ihkakı hak için takip edilen esas yollardan tefrik için de ancak muayyen şart ve sebeplere istinaden ve istenildiği takdirde müracaat edilebilecek olan tashih ve iade yollarının fevkalâde yollar olarak tavsifi de yerinde olur» denil mek suretiyle kararın düzeltilmesi yolunun fevkalâde bir kanun yolu olduğu gösterilmiştir. 521 sayılı Danıştay Kanununun 95 inci maddesi hükmü karşısında ise kararın düzeltilmesi yolunun fevkalâde kanun yolu olduğu şüphesizdir.
Fevkalâde kanun yollarının ise kesinleşmiş olan hükümlere karşı tanınan yollar olduğu usul hukukunda kabul edilmiş bir kuraldır.
(Prof. Necip Bilge; Medeni Yargılama Hukuku, 1967; sayfa 564).
Kesin hükümlere karşı tanınmış olan karar düzeltilmesi yoluna başvurulması halinde görevli dairenin düzeltme sebeplerine bağlı kal maksızın kararı yeniden inceleyebilmesi kesin hüküm kavramı ile bağdaştırılamaz. B u sebeple 521 sayılı Danıştay Kanununun 99 uncu mad desindeki «kanunda yazılı sebepler varsa davaya yeniden bakılarak ka rar verilir.» hükmünden, düzeltilmesi istenen karar ortadan kaldırıldık tan sonra düzeltme sebeplerine bağlı kalınmaksızın yeniden bir karar verilmesi gerekeceği sonucunu çıkarmaya imkân bulunmamakta, aksine, düzeltme sebepleri yerinde görülmek suretiyle karar ortadan kaldırıldık tan sonra bu sebeplere bağlı kalınarak davaya yeniden bakılacağı açıkça anlaşılmaktadır.
Prof. Şeref Gözübüyük, «Danıştay tarafından kabul edilen düzeltme sebepleri hükmü değiştirecek mahiyette ise, Danıştay düzeltme sebebinin ortadan kaldırılan kararı etkilediği nisbette kararında değişiklik yapar» demekte ve böylece düzeltme sebebinin kabul edildiği hallerde dahi görevli dairenin ancak düzeltme sebebine bağlı olarak karar üzerinde tasarrufta bulunacağını, bunun dışında kararın kesin hüküm haline gelmiş olan kısmını ortadan kaldıramıyacağını ifade etmektedir. (Prof.
Şeref Gözübüyük, idari yargı 1970 sayfa 350). Şu halde düzeltme iste mini tetkik eden daire veya kurul, düzeltme istemini sadece ileri sürü len düzeltme sebeplerinin varit olup olmadığı noktasından inceleyebile cek ve bu sebebi varit gördüğü hallerde de ancak bu sebebe bağlı ola rak kararında değişiklik yapacaktır. Danıştay Dava Daireleri Genel K u - rulu'nun yukarıda bahsi geçen 14/3/1952 gün ve E . 1952/13, K. 1952/86 sayılı içtihadı birleştirme kararında «kazai kararların bunu ittihaz edenler tarafından dahi tekrar tetkik mevzuu yapılması karakteristik ve mütebariz bir vasfı icabından bulunduğu» ifade edildikten sonra ka rarın düzeltilmesi «yeni bir ihtilâfı tazammun etmediği cihetle ayrı ve müstakil bir dava ve irtilâf telâkki edilemez» denilmektedir. (Danıştay Kararlar Dergisi, Sayı 54-57, Sayfa 91) Öte yandan, düzeltme istemini tetkik eden daire veya kurulun, dü zeltme sebebine bağlı kalmaksızın karar üzerinde tasarrufta bulunabil mesi, ilâmın düzeltme isteminde bulunan taraf lehine verilmiş olan kıs mının da ortadan kaldırılması ve aleyhine yeni bir karar tesisi sonu cunu doğurabileceğinden gerek 521 sayılı Kanununun 98 ve 99 uncu maddeleriyle gerekse «kesin hüküm» esaslariyle bağlaşmayan böyle bir durumun tecviz edilmesi mümkün değildir.
Süre konusunun kamu düzeni ile ilgili olması dolayısiyle davanın her safhasında re'sen dikkate alınabileceği yolundaki iddia, dava daire leri ile Dava Daireleri Kurulu kararlarının kesin hükmün bütün hukuki sonuçlarını hasıl etmesi ve bu kurulların, karar düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle bağlı olması hususlarının da kamu düzeni ile ilgili bulunması karşısında varit görülmemektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle içtihadın Beşinci Dairenin 18/11/1969 gün ve E . 1968/3410, K. 1969/3683 sayılı kararı istikametinde birleşti rilmesi uygun olacağından hilâfına verilen karara karşıyız.
X X — «Süre», kamu düzenine ilişkin bir usul meselesi olmakla beraber yine kamu düzenine ilişkin «görev» meselesinden sonra gelir.
Adlî-İdarî yargı ayırımı sistemini kabul etmiş ileri hukuk'a sahip ül kelerde (ezcümle Fransa'da) ise, gerek yargısal gerekse ilmî içtihat, muhkem kaziye otoritesine görevden de önde yer vermektedir.
Odent, Contentieux Administratif, 1966, s. 56; C. Durand, Les rapports entre les juridiction administrative et judiciaire, s. 85, 93; P. Bernard, L a notion d'ordre Public en droit administratif, s, 189, 190). Diğer ta raftan Usul Hukukunda açıklandığı üzere: «Kamu düzenine ilişkin bir kanun hükmünün ihmali de kamu düzeniyle ilgilidir», resen nazara alın malıdır. Ayrıca şunu belirtmek yerinde olur : Danıştay Dairelerinin nihaî kararlarının kudreti genellikle Yargıtay Daire kararlarında yoktur; Hu kuk Muhakemeleri Usulü Kanununda (Madde : 429) ifade edildiği gibi Yargıtay Dairesi bozma kararma mahkemeler direnebilirler, diğer de yimle mezkûr Yargıtay Daire kararları ne muhkem kaziye teşkil eder ne de icraî nitelik taşır; halbuki Danıştay Dairelerinin nihaî (définital) kararları, 521 sayılı Kanununun 95 inci maddesinde açıkça belirtildiği üzere muhkem kaziyedir ve onun müsbet-menfi sonucunu derhal orta ya koyar. Bütün bunlara karşılık Yargıtay'da dahi (H. M . U. Kanununun, Madde: 442), «tashihi karar arzuhalinin kabulü, tashihi talep edilen karar hilâfına karar verilmesine mucip addolunamaz» iken Danıştay'da kabule değer tashih sebebi bulunmasa bile mücerret taraflardan biri düzeltme talebinde bulundu diye hiç itiraz konusu yapılmamış «süre» (ki muhkem kaziye otoritesinden çok daha sonra gelir) konusu üzerine yeniden ve resen dönülmesi bizzat mahkeme tarafından kendi muhkem kaziyesinin zedelenmesi, hatta hiçe sayılması anlamını taşır k i bu hu sus ne 521 sayılı kanunun amir hükümleriyle (Madde : 95, ilk fıkra;
madde 98, son fıkra) ne de Usul Hukuku'nun genel ilkeleriyle bağdaştırılamaz. Arzedilen nedenlerle içtihadın çoğunluk görüşü yönünde bir leştirilmesine karşıyım.
yönünden : İçtihadın birleştirilmesine konu olan kararlardan 5 inci Daire kararında davacının tazminat talebi önce kesin hüküm bulunduğu nedeniyle reddedilmiş, düzeltme talebi üzerine tazminat talebinin kabulüne karar verilirken davada süre aşımı konu sunun incelenip incelenemiyeceği tartışılmış ise de, daha önce talebin kesin hüküm nedeniyle incelenmeden reddedilmesi karşısında davada süre aşımı bulunup bulunmadığı konusunun incelenmesi safhasına ge çilmemiş, başka bir ifade ile kesin hüküm konusu bir davanın ince lenmesinde süre aşımı konusundan önce ele alınması gereken bir hu sus olduğundan daha önce incelenmemiş incelenmemesi gerektiği için dairenin bu konuyu re'sen araştırmasına hukuki engel bulunmadığından birbirine aykırı olduğu ileri sürülen kararlar arasında mahiyet farkı olması, yani ayniyet bulunmaması nedeniyle içtihadın birleştirilmesine olanak bulunmadığı kanısındayım.
B — Esas yönünden düşüncemize gelince :
B i r davada süre aşımı bulunup bulunmadığı re'sen araştırılacak ko nulardan bulunduğu cihetle düzeltme taleplerinin incelenmesine 521 sa yılı Danıştay Kanununun 98 inci maddesiyle getirtilmiş bulunan sınırla malar, mahkemelerin kendiliğinden araştırmak zorunda oldukları bu gibi konuları kapsamaz ise de hukukun genel ilkeleri; kazanılmış hakların korunmasını ve kanun yollarına başvurulmanın bu haklardan yararlan mak isteyenlerin aleyhine sonuç doğuramıyacağını amir bulunduğundan karar düzeltilmesi istekleri incelenirken bu ilkelerin gözönünde tutul ması zorunludur. Açıklanan nedenlerle karar düzeltilmesi istemlerinin bu haktan yararlananlar için kesinleşmiş ve kazanılmış hak durumuna girmiş hususlar ihlâl edilmeden tetkik ve karara bağlanması gerektiği kanısında bulunduğumdan çoğunluk kararma karşı bulunduğum gibi azlık görüşünüde benimsemiyorum.
Dış Ticaret İşlerine Dair Sirküler İthalât (İzmir Enternasyonal Fuarı) : 73/33 4/1/1973 tarihli ve 14411 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış bulunan Dışticaret İşlerine Dair İthalât (Fuarlar) : 73/1 sayılı sirkü lerin :
F u a r Heyetine proforma fatura tas diki için yapılacak son müracaat tarihi olarak gösterilen 10 E k i m 1973 (dahil) tarihi, 31 E k i m 1973 (dahil) b) 13, 14, 15 ve 16 ncı maddelerinde; ilgili makamlara son mü racaat tarihi olarak belirtilen 20 E k i m 1973 (dahil) tarihi ise 5 K a sım 1973 (dahil), tarihine kadar uzatılmıştır.