Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu, E. 1972/7, K. 1975/16, T. 19.12.1975
Künye
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire ya da kurul
- İçtihatları Birleştirme Kurulu
- Esas numarası
- 1972/7
- Karar numarası
- 1975/16
- Karar tarihi
- 19.12.1975
- Resmî Gazete
- 11.07.1976 tarihli ve 15643 sayılı
İlgili kanun maddeleri
442 sayılı Köy Kanunu
- m. 2
- m. 12
- m. 13
- m. 14
- m. 44
Resmî metin (yeni sekmede açılır) Bu kanuna atıf yapan kararlar
Maddeler karar metninden kurallarla okunmuş ve mevzuat dizinine bağlanmıştır; madde metni resmî kaynaktadır.
Kararın tam metni
Kişisel veriler kurallarla çıkarılmıştır; köşeli ayraç içindeki işaretler çıkarılan bilginin yerini gösterir.
Yargıtay Birinci Başkanlığından:
1597 sayılı Kanunun 70 inci ve geçici 10 uncu maddeleri hükümleri uyarınca, 5/7/1976 günü toplanan Yargıtay Ceza Daireleri Genel Kurulu'nda, gizli oy ve açık tasnif ile yapılan seçim sonunda;
1 — Sekizinci Ceza Dairesi Üyesi Orhan Erdoğan, Dördüncü Ceza Dairesi Üyesi Nedim Mısırlıoğlu ve Birinci Ceza Dairesi Üyesi O. Mikdat Kılıç Yüksek Savcılar Kurulu asil üyeliklerine, 2 — Altıncı Ceza Dairesi Üyesi Nadir Yüzbaşıoğlu ve aynı Daire Üyesi Necmi Şeşen Yüksek Savcılar Kurulu yedek üyeliklerine.
Seçildikleri, 1597 sayılı Kanunun 70 inci maddesi uyarınca ilân olunur.
Danıştay içtihatları Birleştirme Kurulu Kararı
ÖZETİ: Köy İhtiyar Meclisinin Köy Sıvat yeri için özel kişilere ait taşınmaz malları kamulaştırabileceği hk.
Esas No: 1972/7 Karar No: 1975/16 Ezine İlçesine bağlı, Aladağ Köyünde sıvat yeri sağlamak amacıyla, Köy İhtiyar Meclisince taşınmaz maun istimlâkine dair alman karar üze rine açılan davanın Altıncı Dairece görülerek, istimlâk kararının ipta line dair 22/1/1962 tarih, E. 1958/1537, K. 1962/137 sayılı karar verilmiş;
Enez İlçesine bağlı Vakıf Köyünde sıvat yeri temini maksadı ile, Köy İhtiyar Meclisince taşınmaz malın istimlâkine karar verilmesine binaen açılan davanın aynı dairece görülmesi sonucunda davanın reddi hak kında 24/3/1971 tarih ve E. 1969/1867, K. 1971/985 sayılı karar ittihaz edilmiş olduğu cihetle kararlar arasında aykırılık bulunduğundan ba hisle içtihadın birleştirilmesi İçin ilgilisi [Ad Soyad] tarafından Da nıştay Başkanlığına başvurulması üzerine düzenlenen dosya Birinci Başkanlıkça 521 sayılı Danıştay Kanununun 46 ncı maddesi gereğince İçithatlan Birleştirme Kuruluna havale edilmiş olmakla raportör üyenin açıkladığı raporu, Başkanunsözcüsünün «Köyün, köy hayvanlarının su gereksinmesini karşılamak amacıyla, bir taşınmazın tamamım veya bir bölümünü kamulaştırmaya yasal veya hukuksal yönden yetkili bulunup bulunmadığını saptamak, çözümlenmesi gereken sorunun konusunu teş kil etmektedir.
31/8/1956 günlü ve 6830 sayılı İstimlâk Kanununun 1. maddesinde «Amme Hükmi şahısları ile müesseseleri tarafından umumi menfaatler için lüzumlu işlere tahsis edilmek üzere hususi şahıslara ait gayri men kullerin ve kaynakların istmilâkl ile hususi şahıslar lehine mahsus ka nunlarına müsteniden yapılacak istimlâklar bu kanun hükümlerine ta bidir.» denildikten sonra istimlâk, «değer pahası peşin verilmek sure tiyle yapılabilir» hükmü yönünden, Anayasa Mahkemesinin 10/4/1973 günlü ve E. 1972/53, K. 1973/16 sayılı kararı ile iptal edilmiş olan aynı yasanın 3 üncü maddesinde de istimlâkin, ancak bunu yapacak İdare nin kanunen ifasına memur bulunduğu amme hizmetinin veya teşeb büsün yürütülmesine lüzumlu gayrimenkullerin ve kaynakların bu ka nun hükümleri dairesinde yapılabileceği öngörülmüş ve muvakkat en cümen mazbatasında ise; «3 üncü madde, istimlâk şartlarım tayin et mektedir. Ne gibi hallerde istimlâk yoluna başvurulacağının birer birer sayılmasından kaçınılmıştır. İdare kamu hizmeti ve teşebbüsü ile gö revlendirildiği ve bu görevi kanundan aldığı için, kamulaştırmayı ancak 0 hizmet ve teşebbüsün yürütülmesine lüzumu taşınmaz ve köy malları İle bunlar üzerinde kısmen veya tamamen İrtifak hakkı tesisinde ceryan edeceği hususu kabul edilmiştir .Köy veya beldenin veya köy yahut belde sakinlerinin medeni, sıhhi, bedii ve benzeri ihtiyaçlarının düzenlenmesi ve tehlikeden korunması düşüncesi ile köy ve belediye şuurları içerisinde tesis yapmak için gerekli yerler kamulaştırılabilir » görüşüne yer verilmiştir.
Demek oluyorki, kamu tüzel kişileri ve müesseselerinin, kamu kudretine dayanak, kamu yararı amacı ile kişilere ait taşınmaz malları bir kamu hizmetinin veya teşebbüsün yürütülmesine ayrılmak veya kar mu mallarına katılmak üzere bedeli karşılığında iktisap etmesine yasal yönden bir engel bulunmamaktadır. Başka bir deyimle idare, yasaların kendisine verdiği görev ve hizmetleri yerine getirmek, kamuya yararlı bir teşebbüsü yürütmek için lüzumlu olan taşınmaz malları ve kaynak ları kamu kudretine dayanarak zorla iktisap edebilir.
Bir Komün idaresi olan köyün, kamu hizmeti ifa etmekle görevli ve yükümlü doğal bir ademi merkeziyet idaresi olduğu kuşkusuzdur.
Köyün ve o köyde oturanların müşterek ve genel çıkarlarım sağlayıcı hizmetleri yerine getirmek köy yöneticilerinin görevleri gereğidir.
Köy Kanununda, köyün mecburi ve mecburi olmıyan işlerinin sa yılmış olması, köy yöneticilerinin bu İşler dışında müşterek ve genel çıkarlar bakımından başkaca işler yapamıyacakları ve kamu hizmetinin ancak bu örnek olarak sayılan işlerden ibaret olduğu anlamım taşımaz ve böyle bir yorum biçimi, köyün doğuşu ve oluşum amacına da uy gun düşmez.
Toplum gereksinmelerinin zaman süreci içinde dondurulması ola naksızdır. Bu gereksinmeler, sosyo-ekonomik gelişmelere paralel olarak sürekli bir tempo içinde çoğalmakta ve anılan gereksinmelerin yerine getirilmesi kaçınılmaz bir zorunluk olarak ortaya çıkmaktadır.
Kanununun yürürlüğe girdiği 7 Nisan 1340 tarihinden yani 1925 yılından ence önemli sayılmıyan bir uğraşının bu gününün yaşam koşullan altın da bütün işlerin en önemlisi niteliğini kazanabileceği olağandır.
öte yandan, 442 sayılı Köy Kanununun, 14. maddesinin 28 inci ben dinde «Köy namına iyi cinsten boğa, aygır, teke ve koç satın almak» köyün işleri arasında gösterilmiştir. Damızlık hayvan alımını köyün gö revleri arasında sayan bir yasarım, temel uğraşlarının biri de hayvan cılık olan köy halkının, bu hayvanlarının su ihtiyaçlarının sağlanması için sıvat yeri yapımına izin vermediği söylenemez. Aksi bir düşünce yasakoyucunun amacına aykırı düşeceği gibi yine Köy Kanununun «bir kaç köy arasında müşterek olan sıvat» yerinin hangi köye alt ol duğunu düzenleyen 6 ncı maddesi hükmü karşısında da anlamsız kalır.
Bu açıklamalara göre, köyün mecburi ve isteğe bağlı işleri arasında sa yılmamış olduğu gerekçesine dayanılarak, köyün veya köy halkının müşterek ve genel yararları ve çıkarları bakımından yerine getirilmesi zorunlu bazı hizmetlere tahsis edilmek üzere özel mülkiyet kapsamına giren bir taşınmazın tamamımn veya bir bölümün İstimlâk edilemiyeceği yolundaki görüşe katılmaya olanak yoktur.
0 halde içtihatların, bu açıklamalarımızda gözönünde tutularak, 6 ncı Dairenin 1969/1867 Esas ve 1971/985 Karar sayılı karan doğrul tusunda birleştirilmesinin yerinde olacağı» yolundaki açıklamaları sö zü edilen kararlar, konu ile ilgili mevzuat incelenerek gereği düşü nüldü:
A — Aladağ Köyü ihtiyar Meclisinin istimlâk kararı üzerine açı lan dava sonunda Altıncı Dairece verilen 22/1/1962 tarih ve E. 1958/1537,
«Köy Kanununun 44. maddesinin ikinci fıkrası hükmü, 6830 sayılı İstimlâk Kanununun açık ve kesin hükmü ile il ga edilmiştir.» Diğer taraftan bu kanunun âmme idarelerinin yapmakla gö revli işlen başarabilmek için lüzumlu gayrimenkulleri istimlâk edebilecek lerini hükme bağlamıştır. Köy Kanunu ise, sıvat yapmayı köyün mecburi ve ihtiyari vazifeleri arasında saymış değildir. «Bu itibarla sıvat yapmak için istimlâk muamelesi yapılması kanunla verilmiş olan yetkiyi aşmak demektir. Yukarıda açıklanan sebeplere binaen istimlâk kararının ipta line.» denilmektedir.
B — Vakıf Köyü İhtiyar Meclisinin istimlâk kararı üzerine açılan dava sonunda Altıncı Dairece verilen 24/3/1971 tarih ve E. 1969/1867, K. 1971/985 sayılı kararda: «6830 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3 ve 4 üncü maddeleri ile kanunen yapılmasından sorumlu ve yükümlü bulun dukları kamu hizmetinin veya teşebbüsün yürütülmesi için gerekli ta şınmaz malların kamulaştırılmasında veya bu taşınmaz mallar Üzerin de irtifak hakkı kurulmasında ilgili tüzel kişilerine, anılan kanunun 5/1 - a maddesi ile de köy yararına kamulaştırmalarda köy İhtiyar kurul larına yetki verilmiş bulunduğu, 442 sayılı Köy Kanununda köyün müşte rek ve umumî menfaatinin söz konusu olduğu hallerde köy için gerekli işleri yapmakla köy idareleri görevli . kılındığına göre, davalı köy İdaresinin sıvat yerine zaruri ihtiyacı bulunduğu, sıvat mahalli için en uygun yerine mezkûr gayrimenkulun bulunduğu yer olduğu ve aynı yerin uzun zamandır sıvat yeri olarak kullanılmakta olduğu anlaşıldı ğından gayrimenkulun bu amaçla kamulaştırılmasına karar verilmiş ol masında kamu yararının gözetilmiş olduğu önada olup, usul ve kanuna aykırılık yoktur. Bu nedenle davanın reddine» denilmektedir.
Konu ve sorunun açıklanmasına ışık tutacağı cihetle kamulaştır manın tarifine yer verilmesi gereklidir.
(Kamulaştırma idarenin umumi menfaatler düşüncesiyle ve amme kudretine dayanarak amme emlâkine kalbetmek veya amme menfaatinin icap ettirdiği hususlara tahsis etmek veyahut hu hususlarda kullanmak üzere bedeli mislini, değer pahasını vermek şartiyle bir gayrimenkulu cebren iktisap etmesidir.) tarzında tarif edil mektedir. (Sıddık Sami Onar. İdare Hukukunun Umumî Esasları Cilt III sayfa 1513) Mevzuata gelince:
1961 Anayasasının 38 inci maddesinin birinci fıkrası:
«Devlet ve Kamu tüzel kişileri, kamu yararının gerektirdiği hallerde, karşılıkları nın peşin ödemek şartiyle, özel mülkiyette bulunan taşınmaz mallan, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, tamamını veya bir kısmım kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.»
6830 sayılı İstimlâk Kanununun birinci maddesi ise «Amme hükmi şahıslariyle müesseseleri tarafından umumî menfaatler için lüzumlu işlere tahsis edilmek üzere hususî şahıslara ait gayrimenkullerin ve kay nakların istimlâki ile hususî şahıslar lehine mabsus kanunlarına müste niden yapılacak istimlâkler bu kanun hükümlerine tabidir.» hükmünü âmirdir.
Yukarıda metni yazılı Anayasanın 38 inci maddesinin birinci fıkra sındaki «Kamu yararının gerektirdiği haller» ibaresi ve 6830 sayılı İs timlâk Kanununun birinci maddesindeki «Umumî menfaatler için lü zumlu isler» ibaresiyle kamu yararı ilk şart olarak öngörülmüş; kamu laştırmanın hukuki tarifinde aynı suretle kamu yararı ilk şart olarak sayılmış bulunmaktadır.
Gerçekten her kamulaştırma muamelesi kamu yararı karariyle baş lar. Bu karar bütün kamulaştırma muamelesinin esasım ve temelini teş kil eder.
Anayasanın 38 inci maddesinin birinci fıkrasındaki «Kanunla gös terilen esas ve usullere göre» ibaresi ile kasdedilen kanunun istimlâk Kanunu olduğuna şüphe yoktur. 6830 sayılı İstimlâk Kanununun 1 inci maddesinde ise: «İstimlâkler bu kanun hükümlerine tabidir.» ibrasiyıe Anayasa hükmüne muvazi olarak bir hüküm sevkedilmiş bulunduğu meydandadır.
Ancak istimlâk Kanununun 3 üncü maddesindeki : «İstimlâk, ancak bunu yapacak idarenin kanunen ifasına memur bulunduğu âmme hizme tinin veya teşebbüsün yürütülmesine lüzumlu gayrimenkullerin ve kay nakların bu kanun hükümleri dairesinde değer pahası peşin verilmek şartiyle yapılabilir.» hükmü Anayasa Mahkemesinin 10/4/1973 tarih ve
E. 1972/53, K. 1973/16 sayılı karariyle iptal edilmiş olduğu cihetle kamulaştıramlarda bu madde hükmüne dayanılamıyacağı şüphesizdir.
istimlâk Kanunu kamulaştırmalarda umumî menfaat kararı vere cek mercileri 5 inci maddesinde belirtmektedir. Bu maddenin 1 - a bendi hükmüyle köy lehine istimlâklerde Köy ihtiyar Meclisi görevli kılınmaktadır.
Öte yandan 442 sayılı Köy Kanununun 9 uncu maddesinde: (İşbu kanunla köye verilen işleri görmek «köy muhtarının »ve «ihtiyar meclisinin» vazifesidir.) hükmü yer almaktadır. Aynı Kanunun 12 ncı madde sinde köye ait işler mecburi ve köylünün isteğine bağlı işler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Kanunun 13 üncü maddesi köylünün mecburi işle rini, 14 üncü maddesi de köylünün isteğine bağlı işleri ayrı ayrı saymak tadır.
Binaenaleyh gerek istimlâk kanunu ve gerekse köy kanunu hüküm lerine göre köy lehine yapılacak kamulaştırmalarda köy ihtiyar meclisi görevli bulunmaktadır.
Her ne kadar köy kanununda sıvat yeri köyün mecburi ve köylünün isteğine bağlı işleri arasında sayılmamış ise de köy hayvanları için sıvat yerine ihtiyaç bulunması halinde, köy ihtiyar meclisince bu yerin sağ lanması için özel kişilere ait taşınmaz malların kamulaştırılmasına ka nunî bir engel yoktur. Zira Köy Kanununun 13 ve 14 üncü maddelerinde ayrı ayrı sayılan işler tadadî ve tahdidi mahiyette değil, köylüye ve köy idarecilerine yol gösterici nitelikte birer örnekten ibarettir. Nitekim sö zü geçen kanun maddelerinde kanunkoyucu tarafından, çağdaş uygarlı ğın icap ve ihtiyaçlarından olarak kullanması zorunlu hale gelen elek trik enerjisinden köylerin de yararlanması öngörülmüş; köylünün isteği ne bağlı işler arasına bir örnek daha getirilmiş; kanunun 14 üncü mad desine 19/2/1954 tarih ve 6250 sayılı Kanunla 32 nci fıkra eklenmiş bu lunmaktadır. Bu fıkranın metni: (Köy elektrik tesisatı vücuda getir mek.) dir.
Sahife ; 11 Esasen idareler kamu yararı düşüncesiyle kamu kudretine dayana rak kamu emlâkine kalbetmek veya kamu yararının gerekli kıldığı hu suslara tahsis etmek veya bu hususlarda kullanmak üzere değer pahasını vermek şartiyle özel kişilere ait taşınmaz malları zorla iktisap edebilir ler.
Bir kamu tüzel kişisi olan köyün varlığını sürdürebilmesi için köy kamu hizmetlerinin yürütülmesi zorunludur. Bu itibarla köye ait işleri görmekle görevli ve yükümlü bulunan köy idarecilerinin, kamu yararı amacıyla, köyün müşterek ve umumî yararlarının gerekli kıldığı hallerde, kamu hizmetlerinin yürütülmesine lüzumlu olan, özel kişilere ait taşın maz malları kamulaştırabileceklerine şüphe yoktur.
Köyün ve köyde yaşayan halkın yıllar geçtikçe ihtiyaçlarının çoğala cağı ve yeni ihtiyaçlarının ortaya çıkacağı bedihidir.
442 sayılı Köy Kanunu 7/4/1940 tarihinde (1925 yılında) yürürlüğe konulmuş; o tarihten itibaren geçen 50 yıl içinde; köylerde vaki sosyal ve iktisadi gelişmelere muvazi olarak yerine getirilmesi zorunlu ihtiyaç ların ortaya çıkmış olacağı da bir gerçektir.
Adı geçen kanunun 2 nci maddesi köyü:
(cami, mektep, otlak, yaylak, baltalık gibi orta malları bulunan toplu ve dağınık evlerde otu ran insanlar bağ ve bahçe ve tarlalarıyla birlikte bir köy teşkil ederler.)
suretinde nitelendirmektedir. Köy halkının bağ ve bahçe ve tarlaları mevcut olunca hayvanlarının da bulunacağı tabidir. Zira tarım ile uğra şan köylünün hayvancılıkla da uğraşacağı meydandadır. Hal böyle olun ca köy hayvanlarının su ihtiyacını sağlamak için sıvat yeri yapılmasına lüzum hasıl olduğunda bu işin gerçekleştirilmesinde köyün ve köylünün müşterek ve umumî yararı bulunacağı izahtan varestedir. Bu nedenlerle köye ait işleri yürütmekle görevli ve yükümlü olan ihtiyar meclisinin köye bir sıvat yeri yapılması gerekli olduğu halde kamu yararı karariyle özel kişilere ait taşınmaz malları kamulaştırması mümkündür. Aksi bir düşünce kanunkoyucunun güttüğü amaca aykırı düşer.
Yukarıda açıklandığı üzere gerek Anayasa ve gerekse İstimlâk Ka nunu kamulaştırmada ilk şart olarak kamu yararını öngörmektedir.
Gerçekte her kamulaştırma muamelesi bir kamu yararı karariyle başlar. Bu karar kamulaştırma muamelesinin esasını ve temelini teşkil eder.
6830 sayılı İstimlâk Kanunu köy lehine yapılacak kamulaştırma larda kamu yararı kararı verecek mercii Köy İhtiyar Meclisi olarak belirtmekte, 442 sayılı Köy Kanunu da köye ait işleri görmekle aynı mercii görevli ve yetkili kılmaktadır.
Köy Kanununda köye ait işler mecburi ve isteğe bağlı işler diye ikiye ayrılmakta; her gruptaki işler birer birer sayılmaktadır. Yalnız bu işler arasında köy sıvat yeri bulunmamaktadır. Kanunda köy sıvat ye rinin sayılmamış olması bu işin yapılamıyacağı anlamını taşımaz. Zira mecburi ve isteğe bağlı işler diye belirtilen işler tahdidi ve tadadi nite likte değil, köylüye ve köy idarelerine yol gösterici birer örnekten ibarettir.
Öte yandan köy halkının tarımla birlikte hayvancılıkla da uğraşa cakları tabidir. Köyün, yıllar geçtikçe, çoğalan ve ortaya çıkan yeni ve zorunlu ihtiyaçlarının karşılanması, köyün ve köy halkının müşterek ve umumi yararına olacağı şüphesizdir. Köy hayvanlarının su ihtiyacım karşılamak için bir sıvat yerine lüzum ve ihtiyaç bulunması halinde, bu yerin sağlanarak hizmetin yürütülmesi köyün ve köylünün müşte rek ve umumî yararına olacağı meydandadır.
Başka bir deyimle bu işin gerçekleştirilmesinde kamu yaran bulunduğu cihetle, köy işlerini yapmakla görevli ve yükümlü köy idaresinin, özellikle köy lehine yapı lacak kamulaştırmalarda, kamu yararı kararı almaya yetkili bulunan Köy ihtiyar Mechsinin, bu konuda özel kişilere ait taşınmaz malları kamulaştırabileceği ortadadır.
Belirtilen nelenlerle İçtihadın Altıncı Dairenin 24/3/1971 tarih ve
E. 1969/1867, K. 1971/985 sayılı karan doğrultusunda birleştirilmesine 19/12/1975 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
X — Anayasanın 38 inci maddesinin birinci fıkrası ve 6830 sayılı İstimlâk Kanununun birinci maddesi, hükmü kamulaştırmalarda kamu yararını ilk şart olarak öngördüğüne şüphe yoktur.
Ancak istimlâk Kanununun 5 inci maddesinin 1 - a bendi hükmüne göre, köy lehine kamulaştırmalarda kamu yaran kararı verecek mercii Köy İhtiyar Meclisidir. 442 sayılı Köy Kanununun 9 uncu maddesi hükmü gereğince Köy Kanunu ile köye verilen işleri görmek üzere Köy Muhtarı ve İhtiyar Meclisi görevlidir.
(Resmî Gazete) Sahife : 12 (Resmi Gazete)
Köy Kanununun 12 nci maddesinde köye ait işler mecburi ve köy lünün isteğine bağlı işler diye ikiye ayrılmakta; 13 üncü maddesinde mecburi işler, 14 üncü maddesinde isteğe bağlı işler birer birer bütün teferruatı ile sayılmaktadır. 12 nci maddenin birinci fıkrası ise isteğe bağlı işlerde köy derneği kararının alınması gerekli olduğunu hükme bağlamış bulunmaktadır. Yalnız köy sıvat yeri gerek mecburi ve gerek se isteğe bağlı işler arasında sayılmamaktadır.
İdare organlarına, görev ve yetkinin kanunlarla verileceği, görev ve yetki sınırlarının da kanunlarla tespit olunacağı izahtan varestedir.
Köy Kanununun 13 ve 14 üncü maddelerinde sayılan mecburi ve İsteğe bağlı işler tadadi ve tahdidi niteliktedir. Bu işlerin köylüye ve köy idarecilerine yol gösterici nitelikte olduğunu kabule imkân yoktur.
Zira yol gösterici nitelikte olsalardı kanunda (bu gibi işler), (benzeri/ İşler), (emsali işler) ve (lüzum görülen işler) gibi ibarelerden birinin yer alması gerekirdi. Kanunda bu yolda konulmuş her hangi bir ibare mevcut değildir.
Her ne kadar Köy Kanununun 2 nci maddesinde sayılan köy orta mallarından yalnız (cami, mektep yapmak) işleri mecburi işler arasın da sayılmakta isede, 6 nci maddede sayılan köy orta mallarından sıvat yeri, mecburi ve isteğe bağlı işler arasında bulunmamaktadır.
Öte yandan Köy Kanununun isteğe bağlı işleri sayan 14 üncü mad desine 19/2/1954 tarih ve 6250 sayılı Kanunla 32 nci fıkra eklenmek suretiyle (köy elektrik tesisatı vücuda getirmek işi öngörülmektedir.
Köyün ve köy halkının yıllar geçtikçe müşterek ve umumî ihtiyaçlarının artacağı ve yeni ihtiyaçlarının ortaya çıkacağı tabiidir. Ortaya çıkan ye ni ihtiyaçlar arasında karşılanması lüzumlu görülenler, özellikle köye elektrik tesisatı yapılması gerekli bulunması halinde, bu işi yapmağa köy idaresi yetkili bulunsa idi, kanuna, sözü geçen fıkranın eklenmesine mahal yoktu.
Kaldı ki kanun koyucu köylerde sıvat yeri yapılmasını öngörmüş olsaydı Köy Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren geçen elli yıl içinde bu konuda kanuna bir hüküm vazedebilirdi. Köy Kanununda sıvat yeri yapılacağına dair bir hüküm sevkedilmemiş olduğuna, köy İşleri mecburi ve isteğe bağlı işler diye bütün teferruatı ile ayrı ayrı sayılmış bulunduğuna göre, köy idarecilerinin görev ve yetkilerinin sı nırlanmış olduğu ortadadır. Aksi bir düşünce anılan kanunun sözü ge çen maddelerinin vazıı maksadına aykırı düşer. Bu itibarla Köy İhtiyar Meclisinin, köye sıvat yeri sağlanması amacıyle özel kişilere ait taşın maz malları kamulaştırmasına görev ve yetkileri yönünden imkân yok tur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle İçtihadın Altıncı Dairenin 22/1/1962 tarih E. 1958/1537, K. 1962/137 sayılı kararı doğrultusunda birleştirilme sinin yerinde olacağı görüşü ile karara karşıyım.
27 Ağustos 1974 tarihli ve 14998 sayılı Resmî Gazete de yayınlanan Yargıtay Yayımları Döner Sermayesi İşletme Yönetmeliğinin 2, 6, 16, 17, 21, 23, 24 25, ve 26 maddelerinin değiştirilmesi hakında Yönetmelik MADDE 1 — Yönetmeliğin 2. maddesi aşağıdaki şekilde değişti rilmiştir.
Madde 2 — Döner Sermaye ile aşağıdaki iş ve hizmetler yapılır:
a) Yargıtay Kararlarını ,Türk Hukukunun gelişmesine yararlı olacak nitelikteki Türkçe yazılmış ya da Türkçeye çevrilmiş eserleri ve yazıları yayımlamak.
b) Yabancı dilde veya harflerle yazılmış eserleri Türkçeye ve Türk harflerine çevirtmek ve yayımlamak. Bu işlerle teklil ve yayın haklarım satın almak.
MADDE 2 — Yönetmeliğin 6. maddesi aşağıdaki şekilde değiştiril miştir.
Madde 6 — Döner Sermaye ve işletme gelirleri ile karşılanacak giderler şunlardır:
a) 2 nci maddede yazılı iş ve hizmetler için gerekli görülen gi derler. (Doğrudan doğruya döner sermaye işlerinde kullanılmak şartıyle araç, gereç ve demirbaş satın alınabilir.)
b) İşçi ücretleri ve toplu sözleşmelerle işçilere tanınan özlük hak ları ile ilgili giderler.
c) Harcırah Kanunu uyarınca ödenecek yolluklar.
d) Aşağıdaki şartların gerçekleşmesi halinde fazla çalışma üc retle karşılanır.
1 — Görevin Kanun ile belirli bir süre içinde bitirilmesinin zo runlu bulunması, 2 — Hizmetin gereği olarak işçiye birlikte çalışma saatleri ve günü dışında çalışmanın zorunlu bulunması, 3 — Görevin gereği olarak çalışma saatlerini aşması zorunlu iş lerde çalışılması.
Yayın İşleri Müdürlüğünce hazırlanacak fazla çalışmanın uygula ma esasları, yıllık fazla çalışma saati toplamı ile saat başına ilgili yıl Bütçe Kanununa uygun olarak ödenecek ücretler bütçe mutabakatı sağlanarak Döner Sermaye Yönetim Kurulu kararı ve ita Amirinin onayıyla ödenir.
1, 2 ve 3 ncü derece yönetici kadrolarında bulunanlara fazla ça lışma ücreti ödenemez.
MADDE 3 — Yönetmeliğin 16. maddesi aşağıda şekilde değişti rilmiştir.
Madde 16 — Döner sermayeye ait paralan alma, ödeme ve bun.
lan kasada saklama işleri kefaleti bağlı bir veznedar tarafından ya pılır.
Döner sermaye kasasında 5.000,— TL. ya kadar para bulundurula bilir. Fazlası Merkez Bankasında veya muhabiri olan T.C. Ziraat Ban kasında açtırılacak bir hesapta saklanır.
Bankadaki paralar, Yayın İşleri Müdürü ile Saymanın birlikte im zalayacaktan çeklerle çekilir.
MADDE 4 — Yönetmeliğin 17. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 17 — İta Amiri, mutemede ivedilikle alınması gereken çeşitli maddelerin alınmasında veya harcamaların yapılmasında kul lanılmak üzere, 5.000,— TL. ya kadar avans verebilir.
MADDE 5 — Yönetmeliğin 21. maddesi aşağıdaki şekilde değiştiril miştir.
Madde 21 — Döner Sermaye işletmesinin alma, satma, onarım, taşıtma, kiraya verme, kiralama ve bunlara benzer işlemleri, teklif isteme, pazarlık, açık eksiltme ve artırma, kapalı zarf usulü ile yapı lır.
Ancak, 5.000,— TL. ya kadar çeşitli ve acele alım, satım, taşıtma, onarım işlemleri ile muayyen tarifeli iş ve hizmet giderleri mutemet ler eliyle ve komisyon kararına lüzum olmaksızın yatırmaya ita amiri yetkilidir.
MADDE 6 — Yönetmeliğin 23. maddesi aşağıdaki şekilde değişti rilmiştir.
Madde 23 — Aşağıda belirtilen hallerde pazarlık usulü uygulanır.
a) Yönetim Kurulunca artırma ve eksiltmeye konulması gerekli görülmeyen 5.000,— 25.000— TL. arasındaki işlerde,
b) Gerek kapalı zarf gerek açık artırma ve eksiltme ve gerekse teklif isteme usulü ile yapılacak ihale işlerine istekli çıkmaması veya istekliler tarafından, kabul edilmiyecek tekliflerin ileri sürülmesi ha linde,
c) Yalnız bir firmadan veya tek müesseseden sağlanma olanağı nın bulunduğu yetkili mercilerce belgelenmiş madde ve malzeme alımlarında ya da iş ve hizmetlerin yaptırılmasında,
d) Sözleşmenin feshi üzerine acele yapılması gereken işlerde.
MADDE 7 — Yönetmeliğin 24. maddesi aşağıdaki şekilde değişti rilmiştir.
Madde 24 — Muhammen bedeli 25.000,— liradan fazla ve 100.000,— liraya kadar işler açık artırma ve eksiltme suretiyle yapılır. Açık artır ma veya eksiltmede istekliler, belirtilen gün ve saatte aşağıda yazılı