Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu, E. 1974/2, K. 1976/2, T. 29.01.1976
Sonuç: İçtihat birleştirildi
Künye
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire ya da kurul
- İçtihatları Birleştirme Kurulu
- Esas numarası
- 1974/2
- Karar numarası
- 1976/2
- Karar tarihi
- 29.01.1976
- Resmî Gazete
- 04.10.1976 tarihli ve 15724 sayılı
Sonuç, kararın hüküm bölümünden kuralla okunmuştur; bağlayıcı olan karar metnidir.
Kararın tam metni
Kişisel veriler kurallarla çıkarılmıştır; köşeli ayraç içindeki işaretler çıkarılan bilginin yerini gösterir.
(Resmî Gazete) Sahife: 5 Karar Sayısı:7/12410 Açık bulunan [Ad Soyad], [Ad Soyad] ([Ad Soyad])'nin atanması; Dışişleri Bakanlığının 20/7/1976 tarihli ve KOGM/
KOKKB :2-585-068/939 sayılı yazısı üzerine, Bakanlar Kurulunca 19/8/1976 tarihinde kararlaştırılmıştır.
Devlet Bakanı Devlet Bakanı Başbakan Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı
Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Devlet Bakanı Devlet Bakamı
Devlet Bakanı Devlet Bakanı Adalet Bakanı
Millî Savunma Bakanı İçişleri Bakanı Dışişleri Bakanı V.
Maliye Bakanı Millî Eğitim Bakanı Bayındırlık Bakanı
Ticaret Bakanı Sağ. ve Sos. Y Bakanı Güm. ve Tekel Bakanı
Gıda - Tar. ve Hay. Bakanı Ulaştırma Bakanı Çalışma Bakanı
Sanayi ve Tefe. Balkanı En. ve Tab. Kay. Bakanı Turizm ve Tan. Bakanı
İmar ve İskân Bakanı Köyişleri Bakanı Orman Bakanı
Genç. ve Spor Bakanı Kültür Bakanı Sosyal Güvenlik Bakanı
Karar Sayısı:7/12412 13/8/1975 tarihli ve 7/10484 sayılı Kararnameye göre, 40,— (kırk) lira olarak tespit edilmiş olan günlük, haftalık veya aylık olarak belirli bir ücrete dayanmış olmayıp da komisyon ücreti ve kâra katılma gibi be lirsiz zaman ve miktar üzerinden ücret alan sigortalıların prim ve ödeneklerinin hesabında esas tutulacak günlük kazançlarının, 1/6/1976 tari hinden geçerli olmak üzere, 60,— (altmış) liraya çıkarılmış, Sosyal Gü venlik Bakanlığının 6/7/1976 tarihli ve 6817 sayılı yazısı üzerine, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun 77 nci maddesine göre, Bakanlar Kuru lunca 21/7/1976 tarihinde kararlaştırılmıştır.
Devlet Bakanı Devlet Bakanı Başbakan Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı V.
Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Devlet Bakanı Devlet Bakanı
Devlet Bakanı Devlet Bakanı Adalet Bakanı
Millî Savunma Bakanı İçişleri Bakanı Dışişleri Bakanı
Maliye Bakanı Millî Eğitim Bakanı Bayındırlık Bakanı
Ticaret Bakanı Sağ. ve Sos. Y. Bakanı Güm. ve Tekel Bakanı
Gıda - Tar. ve Hav. Bakanı Ulaştırma Bakanı Çalışma Bakanı
Sanayi ve Tek. Bakanı En. ve Tab. Kay. Bakanı Turizm ve Tan. Bakanı
İmar ve İskân Bakanı Köyişleri Bakanı Orman Bakanı N.
Genç. ve Spor Bakanı Kültür Bakanı Sosyal Güvenlik Bakanı
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararı Esas No: 1974/2 Karar No: 1976/2 Özü: 6830 sayılı Kanuna dayanılarak yapılan kamulaştırmalarda, kamulaştırma konusu taşınmaz ların yürürlükteki imar planlarında belirtilen maksat dışında kamulaştırılmalarının ancak imar planlarında bu yolda yapılacak değişiklikle mümkün olabileceği Hk.
6830 sayılı Kanuna dayanılarak yapılan kamulaştırmalarda, kamulaş tırma konusu taşınmazın yürürlükteki imar planında tahsis edildiği mak sat dışında kamulaştırılıp kamulaştırılmıyacağı konusunda Altıncı Dairenin Esas 1971/2831, K. 1973/3764 sayılı kararı ile Esas 1972/3931, K. 1973/1590 sayılı kararı arasında aykırılık bulunduğu öne sürülerek, ay kırılığın 521 sayılı Danıştay Kanununun 45 ve 46 ncı maddelerine göre içtihadın birleştirilmesi yolu ile çözümlenmesi Altıncı Daire Kurulunun 30/5/1974 günlü karariyle istenilmiş ve iş Birinci Başkanlıkça İçtihatları Birleştirme Kuruluna havale edilmiş bulunmakla ilgili kararlar ve yasa hükümlerine ilişkin Raportör Üyenin raporu okunduktan ve Başkanunsözcüsünün «6830 sayılı Kanuna dayanılarak yapılan kamulaştırmalarda, kamulaştırma konusu taşınmazın yürürlükteki imar planlarında öngörü len amaca tahsis edilmiş olmasının gerekli olmadığı hakkında verilen Esas 1971/2831, Karar 1973/3764 sayılı karar ile, mer'i imar planında öngörülen amaca tahsis edilmiş olan taşınmazın başka bir amaçla kamulaştırmasının mümkün olmadığı yolunda verilen Esas 1973/3931, Karar 1973/1590 sayılı Karar arasında aykırılık bulunduğu görülerek, bu aykırılığın 521 sayılı Danıştay Kanununun 45 ve 46 ncı maddeleri gereğince içtihatların birleştirilmesi yoluyla çözümlenmesine değin 6 ncı Daire mizce ittihaz edilmiş olan 30/5/1974 günlü karar üzerine dosya Birinci Başkanlığa sunulmuş ve oradan da düşüncemizin alınması için Başkanunsözcülüğüne gönderilmiş olmakla, gereken inceleme yapılarak aşağı daki sonuca varılmıştır.
1 — 9/7/1956 günlü ve 6785 sayılı İmar Kanununun 27 nci mad desine göre, imar ve yol istikamet planlan, «Nazım plan» ve «Tatbikat planı» olmak üzere iki türdür. Ve istimlâklerin bu planlara göre yapıl ması asıldır.
Hemen belirtelim ki, sözü geçen 27 nci maddenin, istimlâklerin bu plana göre yapılacağına ilişkin hükmü, 11/7/1972 günlü ve 1605 sayılı yasa ile yürürlükten kaldrılmış ise de, bu değişiklik ile kanun koyucu nun öngördüğü erek'in istimlâklerin ancak «Nazım plana» göre yapıla bileceği, «Tatbikat planına» dayanılarak böyle bir istimlâkin yapılması olanağı bulunmadığı şeklinde ortaya çıkması olasılığı bulunan bir görüşü önlemeye yönelik olduğu, geçici komisyon raporunda «27 nci maddenin (a) bendi sonunda bulunan ve kamulaştırmaların münhasıran nazım planlara göre yapılabileceği, tatbikat planına dayanılarak böyle bir uygu lama yapılamıyacağı gibi yanlış anlama sebep olan istimlâklerin bu plana göre yapılır) ibaresinin kaldırılması uygun görülmüştür.» biçiminde yer alan ifadelerden anlaşılmıştır.
Öte yandan, imar kanununun yukarıda anılan 1605 sayılı yasa ile değişik 32 nci maddesinin son fıkrasında da, genel olarak bir sahanın, imar ve yol istikamet planı esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve talimatname hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamıyacağı ve üzerine bu maksatlara aykırı yapı yapılamıyacağı, 15/6/1969 günlü ve 13199 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanıp yürürlüğe giren (İmar ve yol istikamet planlarının tanzim tarzları ile teknik şartlarına ve bu işleri yapacak uzmanlarda aranacak ehliyete dair Yönetmelik'in) 3.10 madde sinde ise, enerji hattı ve tesislerinin nazım imar planında gösterileceği, hükme bağlanmıştır.
2 — Yukarda gösterilen yasa hükümlerinin sözüne göre; (İmar planlarında kullanma biçimi ve amacı gösterilmiş olan bir saha, ancak bu amaca uygun olarak kamulaştırılabilecektir. B i r taşınmazın imar plan larında belirtilen amaç dışında kamulaştırılması olanaksızdır. Aksi tak dirde, b u durum, imar planlarının uygulama imkânını ortadan kaldırabileceği gibi, mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nedenlere de ortam hazırlaya caktır.) yolunda b i r sonuca varmak mümkün ise de, böyle bir yorumun anılan yasa hükümlerinin özüne ve yasa koyucu tarafından öngörülen erek'e ters düşeceği görüşündeyiz. Gerçekten, kamu düzeni ve genel menfaatlar yönünden, belirli bir hizmetin hemen yürütülmesinde kesin likle zorunluk görülen hallerde mer'i imar planlarının getirdiği düzeni bozmamak kaydiyle b i r taşınmazın, planlarda öngörülen amaç dışında da kullanılmasına olanak sağlanmakdır. Örneğin; B i r mahalleye su ver mekte olan ana deponun yeniden yapımı, tamiri ve ıslahı mümkün olmıyacak derecede şu veya b u nedenle ortadan kalkmış ve dolayısiyle o yerde yeni b i r depo yapılmasının da olanaksızlığı saptanmış olması ha linde, planlarda değişiklik yapılmasını gerekli kılan bir süreye dahi ta hammülü bulunmayan bu hizmetin, derhal yerine getirilmesindeki zorun luluk ortadadır. Öyleyse, bu derece önemli bir hizmetin yerine getirile bilmesi bakımından, kamulaştırılmasında kesinlikle zorunluluk görülen hallerde imar planlarında başka amaca tahsis edilmiş olsa bile o taşın mazın b u amaç dışında kullanılmak üzere istimlâk edilebileceği ilkesi benimsenmelidir.
3 — Yüce kurulca bu görüşe uygun veya yaklaşık bir sonuca va rıldığı takdirde, içtihatların birleştirilmesine gerek olmadığı ortaya çıka caktır. Çünkü, dava konusu uyuşmazlıklar maddî vakıaların takdir ve değerlendirme biçimine göre b i r çözümü bağlanacaktır. Maddî vakıalar da ayniyat bulunmayan hallerde bu vakıalara göre verilecek kararların da birbirine uymaması, işin olağan ve doğal bir gereğidir. Kaldıki birbi rine aykırı olduğu ileri sürülen kararlarda da maddi vakıalar yönünden bir benzerlik bulunmamaktadır.
İçtihatların aykırılığından söz edilebilmesi konusu ve sebebi aynı olan davalar hakkında ayrı ayrı yasa hükümlerinin uygulanmış bulun ması veya b i r yasa hükmünün, birbirine aykırı kararlar verilmesine im kân sağlıyacak şekilde yorumlanmış olması koşuluna, bağlıdır. Oysa, her i k i kararın kanunî ve hukukî dayanaklarında ve bunların yorumlan masında tam bir uyumluluk olduğu görülmektedir.
O halde içtihatların birleştirilmesine gerek yoktur» yolundaki sözlü açıklamalarından sonra gereği düşünüldü:
1 — Altıncı Dairenin 18/10/1973 günlü, Esas 1971/2831, K. 1973/3764 sayılı kararında: (Mülkiyeti davacıya ait taşınmaz malın 14 m2 lik bir kısmının trafo merkezi yaptırılmak maksadiyle 6830 sayılı Kanun hüküm lerine istinaden kamulaştırılması hususunda davalı idarece tesis olunan işlemin iptali istenmektedir.
Kamu hükmî şahısları ve kamu müesseseleri ifası kendi görevleri arasında bulunan hizmetlere tahsis edilmek üzere hususî şahıslara ait taşınmaz mallan 6830 sayılı Kanun hükümlerine göre kamulaştırmaya yetkilidirler.
6785 sayılı Kanunun 32. maddesinin son fıkrasında, genel olarak herhangi bir sahanın imar ve yol istikamet planı esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve talimatname hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamıyacağı ve üzerine b u maksatlara aykırı yapı yapılamıyacağı ve ayrıca imar ve yol istikamet planlarının tanzim tarzları ile teknik şartlarına ve b u işleri yapacak uzmanlarda aranacak ehliyete dair yö netmeliğin 310 maddesinde enerji hattı ve tesislerinin nazım imar plan larında gösterileceği hükme bağlanmışsa da dava konusu belediye en cümen kararında davacının evinin bahçesinde 14 m 2 lik yerine tesis edilecek trafonun o mahallin ihtiyacını teinine matuf küçük b i r tesis olması itibariyle, böyle b i r maksat için yapılacak enerji tesisinin imar planında gösterilmiş olması şartının aranmasına lüzum bulunmamaktadır.
Olayda da, 1580 sayılı Belediye Kanununun 10. maddesinin 1. fık rası ile belde sakinlerinin müşterek ve medeni ihtiyaçlarını tesviye ede cek her türlü tesebbüsatın belediyelerce yapılabileceği hükme bağlan mıştır.
Belde sakinlerinin müşterek ve medeni ihtiyaçları arasında yer alan elektrik şebekesine dahil trafonun üzerine inşa edileceği yerin kamulaştırılması hususunda belediye encümenince verilen kararda mev zuata aykırılık bulunmayıp kamu yararının gerçekleştirilmek istendiği muhakkaktır.
Açıklanan nedenlerle davanın reddine ) denilmiştir.
2 — Altıncı Dairenin, 18/4/1973 günlü, Esas 1972/3931, K. 1973/1590 sayılı kararında ise : (Mülkiyeti davacıya ait taşınmaz malın, trafik tartı istasyonu kurmak amacıyla 5539 sayılı yasanın 2. maddesine dayanıla rak 6830 sayılı yasanın 3 ve 6 ncı maddeleri uyarınca kamulaştırılmasına ilişkin kararın, imar planında i k i ve üç katlı blok inşaat alanına ayrıl mış yerde tartı istasyonu kurulamıyacağı ileri sürülerek iptali isten mektedir.
6785 sayılı İmar Yasasının 27. maddesine göre imar planları haliha zır haritalar üzerine çizilen ve arazi parçalarının kullanılış şekilleri ile başlıca bölge tiplerini gösteren planlardır.
İmar planlarında hangi amaçla kullanılacağı saptanmış taşınmaz malların, başka b i r amaçla kamulaştırılması imar planlarının uygulan ma olanaklarını ortadan kaldırır.
İmar planlarında öngörülen amacın dışında kamulaştırma yapıl ması ancak imar planında b u yolda yapılabilecek bir değişiklikle müm kün olabilir.
Olayda Karayolları Genel Müdürlüğünce trafik tartı istasyonu kur mak amacıyla kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaz malın belde imar planında i k i ve üç katlı bahçeli blok inşaat alanı olarak ayrılmış olduğu dosyada mevcut 14/10/1972 günlü belediye başkanlığı yazısından ve bu yere ait imar planı örneğinden anlaşıldığından dava konusu kamu laştırma işleminde, de usul ve yasaya uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle kamulaştırma kararının iptaline....) denilmiştir.
Kurulda yapılan görüşmeler sırasında, bazı üyeler sözkonusu i k i kararda maddî olaylar arasında benzerlik bulunmadığını, bu itibarla iç tihadın birleştirilmesine yer olmadığı görüşünü öne sürmüşlerdir. Ancak b u konuda, aykırılığı daha açık b i r şekilde ortaya koyan Altıncı Daire kararlan mevcut bulunduğu yolunda anılan daire üyelerinin yaptığı açıklamalar ve raportör üyenin raporunda b u tür kararlara yapılmış bu lunan göndermeler dikkate alınarak içtihadı birleştirme istemine konu teşkil eden hususta Altıncı Dairece verilen kararlar arasında aykırılık bulunduğuna ve bunun içtihatları birleştirme yolu ile çözümlenmesi gerektiğine oyçokluğuyla karar verildikten sonra işin esasının incelen mesine geçildi.
Sorunun çözümü için imar planlarının niteliği, tanımı ve mevzuat hükümleri üzerinde durmak gerekir.
Herşeyden önce b e l i r t i l m e l i d i r k i ; imar planlan, ya da şehirsel ge lişme politikaları genel, uyulması zorunlu belgeler olarak kamu düzenini ve mülkiyet hakkım yakından ilgilendirmektedir.
6785 sayılı İmar Kanununun 1605 sayılı Kanun ile değişik 27. mad desinde belirtildiği üzere, imar ve yol istikâmet planlan «Nazım Plan» ve «tatbikat planı» olmak üzere i k i nev'idir.
Nâzım planlar, halihazır haritalar üzerinde çizilen ve arazi parça larının kullanılış şekillerini ve başlıca bölge tiplerini gösteren planlardır.
Tatbikat planlan da halihazır haritalar üzerine çizilmekle beraber bunlara mevcutsa kadastro vaziyeti de işlenir. B u planlar tatbikat için lüzumlu bütün fennî hususatı ihtiva eder. Her i k i nevi planda b u Kanu nun bütün hükümleri tatbik olunur.
Bu planların düzenlenmesinde gözönünde bulundurulacak esasların İmar ve İskân Bakanlığınca hazırlanacak yönetmeliklerde gösterileceği ve bu yönetmeliklerin de özellikle, imar planlarında yer verilecek çeşitli bölgeleri, umumî hizmetlere ayrılan veya kamu hizmet ve tesislerine ayrılması gereken yerlerin asgarî miktarları, her türlü bina ve tesislerin azami yükseklikleri inşaat saha ve hacimleri gibi hususları kapsayacağı ve ilgililerin de bunlara uyma zorunluğu bulunduğu aynı Kanunun 28/2.
B u maddede sözü edilen ve İmar İskân Bakanlığınca hazırlanacağı öngörülen (İmar ve yol istikâmet planlarının tanzimi tarzları ile teknik şartlarına ve b u işleri yapacak uzmanlarda aranacak ehliyete dair Yönetmelik) i n 3.01 maddesinde imar planlarının, ülke, bölge ve şehir verilerine göre konut, çalışma, sosyal ve kültüre] ihtiyaçlar (yönetim ve diğer ser visler) ve ulaşım gibi şehirsel fonksiyonlar dikkate alınarak hazırlanacağı, ve bu nedenle, planların belde veya mahallin kapsayacağı nüfusa ve karakterine göre gerekli eğitim, sağlık ve idarî tesislerin yer, büyüklük ve sayılariyle imar planında gösterilmesi gerekeceği hükme bağlanmıştır.
Yine aynı Yönetmeliğin 3.10. maddesinde nâzım imar planlarının özel likle neleri kapsayacağı muhtelif başlıklar altında bütün ayrıntıları ile gösterilmiştir.
Öte yandan b u şekilde hazırlanıp meydana getirtecek planlara uyul mayı sağlamak için de, herhangi b i r sahanın imar planı esaslarına aykırı maksatlar için kullanılması kesin olarak yasaklanmıştır. Gerçekten, anı lan Kanunun 32. maddesinin son fıkrasında «genel olarak herhangi bir saha imar ve yol istikamet planı esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve talimatname hükümlerine aykırı maksatlar için kulanılamaz ve üzerine bu maksatlara aykırı yapı yapılamaz» denilmektedir.
(Resmî Gazete) Sahife : 7 İmar planlarının hazırlanışı sırasında öngörülemiyen, değişen ve gelişen hayat koşullarının ortaya çıkaracağı gereksinmeler için planlarda yer ayrılması veya bu maksatla değişiklik yapılması usulleri olabildiğince sadeleştirilmiş ve çabuklaştırılmıştır. Nitekim, İmar Kanununun 26. mad desi, İmar ve İskân Bakanlığını, lüzumlu gördüğü hallerde umumî hayata müessir âfetler dolayısiyle veya Gecekondu
K. nun tatbiki maksadiyle yapılması gereken planların ve plan değişikliklerinin tamamını veya bir kısmım, ilgili belediyelerin veya diğer idarelerin bu yolda kararlarına lüzum kalmaksızın yapmaya veya yaptırmaya yetkili kılmıştır.
Ayrıca, aynı Kanunun 29. maddesi, bir kamu hizmetinin görül mesi amacıyla resmi bina ve tesisler için imâr plânlarında yer ayrıl ması ya da bu nedenle değişiklik yapılması gerektiğinde durumun valilik kanalı ile ilgili belediyeye yazı ile bildirilmesini öngörmüştür Belediye Meclisinin bu bildiriminden sonraki ilk toplantıda öneriyi ele alması, en geç üç ay içinde karara bağlaması: bu süre içinde gereken karar alın mazsa belediye meclisi kararı gerekmeksizin İmar ve İskân Bakanlığının uygun göreceği olan ya da değişiklik önersinin kesinleşmesi sözü edilen madde gereğidir.
Yukarıdan beri açıklanan mevzuat hükümleri, imar planlarının niteliği ve tanımından çıkan sonuç şu olmaktadır: Kamulaştırma uygulamalarında, kamulaştırma konusu taşınmazların, imâr plânlarında belirtilmiş maksat dışında kamulaştırılmasına mevzuat hükümleri elverişli değildir Kamu düzenini, mülkiyet hakkını yakından ilgilendiren genel belge ler olarak imâr plânları esaslarına uyulması, yasa emri olduğu, kadar, kişinin mülkiyet hakkının keyfi uygulamalardan korunması ve güvence altında bulundurulması yönünden de zorunludur.
Şu duruma göre, idarelerin önce imâr plânlarım incelemeleri, yürütmek istedikleri kamu hizmeti veya teşebbüsü için yer ayrılmışsa buna göre kamulaştırma yapmaları; aksi halde imar kanununun 26. ve
29. maddelerine göre, plânda yer ayrılmasını veya bu maksatla değişik lık yapılmasını istemeleri izlenecek yol olmalıdır. Bu yola başvurmadan ve yetkili makamlarca imâr plânında değişiklik sağlanmadan yapılacak kamulaştırma ile kamu hizmetinin gerçekleştirilmesi yasa hükümleri karşısında esasen mümkün değildir.
SONUÇ : 6830 sayılı Kanuna dayanılarak yapılacak kamulaştırma larda, kamulaştırma konusu taşınmazlar imâr plânlarında belirtilmiş maksat dışında kamulaştırılamıyacağından ancak imâr plânları bu yol da usulü dairesinde değiştirildiği takdirde bu değişikliğe uygun kamulaştırma yapılabileceğinden içtihadın, Altıncı Dairenin bu esası benimsemiş bulunan 18/4/1973 günlü Esas 1972/3931, Karar 1973/1590 sayılı karan istikâmetinde birleştirilmesine birinci ve ikinci görüşmelerde gerekli karar yeter sayısı sağlanmadığından 29/1/1976 günlü üçüncü görüşmede mevcudun oyçokluğuyla karar verildi.
X X — Anayasanın 38. maddesi; Devlet ve Kamu Tüzel Kişilerini, Kamu yararının gerektirdiği hallerde, karşılıklarını peşin ödemek şartiyle özel mülkiyette bulunan taşınmaz malları, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, tamamım veya bir kısmını kamulaştırmaya ve bunlar üzerine idarî irtifaklar kurmaya yetkili kılmıştır.
Keza, 6830 sayılı İstimlâk Kanununun 1. maddesinde «Amme Hük mü şahısları ile müeseseleri tarafından umumi menfaatler için lüzumlu islere tahsis edilmek üzere hususî şahıslara ait gayrimenkullerin ve kaynakların istimlâki ile hususi şahıslar lehine mahsus kanunlarına müsteniden yapılacak istimlâkler bu kanun hükümlerine tabidir.»
Görülüyorki, kamulaştırmada önemli olan. kamu yararının mevcudi yeti ve kanunun öngördüğü usullere uyulup uyulmadığıdır.
Bunun da takdirinin yargı organına mevdu bir keyfiyet olduğu izahtan varestedir.
Kamulaştırma işlemi ile imâr kanunu yada imâr plânları arasında doğ rudan bir ilişki kurmak doğru değildir. Diğer bir söyleyişle, kamulaştırma işleminin kanuna uygunluğu başka, kamulaştırılan taşınmazın imar planlarına uygun olarak kullanılıp kullanılamayacağı ayrı bir husustur.
Kaldı k i , İmar Kanunu hükümleri taşınmazların, imâr planların da tahsis edildikleri amaç dışında kamulaştırılmasını istisna tanımıyacak biçimde engellemiş bulunmamaktadır. Gerçekten, söz konusu kanu nun 29. maddesinde yer alan «Gerektiği takdirde» deyimi ve 32. madde sinin son fıkrasındaki «genel olarak her hangi b i r saha, imâr ve yol istikamet plânı esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve talimatname hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamaz ve üzerine b u maksat lara aykırı yapı yapılamaz» hükmünün muhalif mefhumumun ortaya kovduğu anlam, bu görüşü doğrulamaktadır. Demekki, özel olarak her hangi bir saha, imar ve yol istikamet plânı esaslarına, bulunduğu böl genin şartlarına aykırı maksatlar için kullanılabilecek ve üzerine bu maksatlara aykırı yapı yapılabilecektir. Örneğin, b i r kamu hizmetinin belirli bir yerde ifasında zorunluluk olan ve ivedilik arzeden durumlar da imâr plânlarında belirtilen amaç dışında kamulaştırma yapılmasına anılan kamu hükmünün gerek Sözü ve gerekse özü imkân sağlamaktadır.
Öte yandan, kamulaştırmalarda imâr plânlarına kesin bağlılığı ön görmek, ülke koşullarına olduğu kadar kamu hizmeti gerekleriyle de bağdaşmaz.
Bir kerre, hizmet gereksinmelerinin tümünü en küçük ayrıntılarıyla önceden düşünebilmek ve buna göre planlarda yer ayırmak mümkün değildir İmâr planlarında çok sık değişiklik yoluna başvurulması b u durumu açıklıkla ortaya koymaktadır. Ayrıca, kalkınma ve gelişme çabası içinde bulunan ülkemizde şehir ve kasabalar, sosyal ve ekonomik etkenlerle hızla gelişmekte; büyümekte ve bu gelişme ortaya süratle karşılanması gereken gereksinmeler çıkarmaktadır. B u durumda, yapı lacak kamulaştırmalarda imâr plânlarına kesin bağlılığı gerekli saymak gecikmeden yürütülmesi gereken kamu hizmetinin aksamasına ve gecik mesine yol acar. İmâr plânlarında değişiklik formalitesinin sadeleştirilmiş ve çabuklaştırılmış olması bu gecikmeyi tamamen önleyici nite likte değildir. Uygulamalar bu gerçeği kesinlikle ortaya kovmaktadır.
Burada sorun, kişinin mülkiyet hakkının korunması ilkesi ile ka mu hizmeti gerekleri arasında makûl ve adil b i r denge tesis etmektedir.
Kamulaştırılmalarda, imar plânlarına bağlılığı kural olarak kabul etmek, öte yandan da istisnaî hallerde, özellikle ivedilik arzeden durumlarda, idareye takdir alanı bırakmak Ve plân dışı maksatlarla kamulaştırma yanılmasına imkân tanımak anılan dengeyi sağlayabilir. İdareye takdir hakkı tanımayan katı görüsün çağdaş idare hukuku ve kamu hizmetinin gerekleri ile bağdaştırılması mümkün değildir.
Diğer taraftan, kamulaştırmalarda plânlara kartı b i r bağlılık bu günün plân anlayışına da ters düşmektedir. Gerçekten, «Bugünün şehircilik anlayılışına göre, plânlama hem sürekli olarak gelişmeleri izleme, değerlendirme çabasını zorunlu kılmakta, hem de önceden kestirilemiyen koşulların ortaya çıkması durumunda dar boğazların giderilmesi için tedbirler alabilecek esneklikle hareket edilmesini öngörmektedir.
Bu nedenledirki, uzun b i r dönem sonunda kentin alacağı biçimi gösteren, donmuş, kalıplaşmış, değişmelere ayak uyduramayan, esnek olmayan, esnek olmayan kent plânlaması anlayışından uzaklaşılmıştır» (Prof.
Cevat Gerav, imâr plânlarında değişiklik yapılmasına ilişkin yasal çerçeve ve uygulama Cem Sar'a Armağan s. 583) Açıklanan nedenlerle, içtihadın, 6830 sayılı Kanuna dayanılarak yapılacak kamulaştırmalarda imâr plânlarına kesin bağlılığı öngören Al tıncı Dairenin 18/4/1973 günlü, Esas 1972/3931, Karar 1973/1590 sayılı ka r a n istikâmetinde birleştirilmesi şeklindeki çoğunluk görüşüne karşıyız.
X — 521 sayılı Danıştay Yasasının 45. maddesinde Dava Daireleri nin veya Dava Daireleri Kurulunun kendi kararlan veya ayrı ayrı ver dikleri kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık görüldüğü taktirde içtihadın birleştirileceği kuralı yer almıştır. Dava Dairelerinin veya Dava Daireleri Kurulunun kararlan arasında aykırılıktan veya uyuşmazlıktan söz edilebilmesi için dava konusu olayların hukuk kurallarının uygulan dığı kısımlarının benzer nitelikte bulunması ve bu nesnel olaylara ayrı hukuk kurallarının uygulanması veya aynı hukuk kuralları uygulandığı halde ayrı sonuçlara varılmış olması gerekir.
Altıncı Dairenin, içtihatların birleştirilmesi konusu 73-1590 ve 73-3764 sayılı kararlarının dayanağı nesnel olayların benzer niteklikte olmadıkları açıktır. Gerçekten de 73-1590 sayılı karar b i r arsanın, imâr plânında gösterilmiyen bir amaçla kamuluştırılarak imar plânını değiştirilmesi üzerine verildiği halde, 1973-3764 sayılı karar bir arsanın i m a r planında gösterilen kullanımını değiştirmeyecek ölçüde küçük b i r kısmı nın kamulaştırılması üzerine verildiğine, böylece dava konusu olayların birinde kamulaştırma imar plânının değiştirilmesine yol açtığı halde di ğerinde planının değiştirilmesi sonucunu doğurmadığına göre kararların dayanağı olayların benzer nitelikte bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Ben zer nitelikte bulunmayan uyuşmazlıklar hakkında verilen kararların bir birinden ayrı nitelikte olması doğal bulunduğuna göre b u kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlıktan söz edilemez.
Bu durumda içtihadın birleştirilmesine yer olmadığı oyu ile çoğun luk kararına karşıyız.