İçeriğe atla
Mire Hukuk

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu, E. 1977/1, K. 1980/2, T. 12.06.1980

Künye

Mahkeme
Danıştay
Daire ya da kurul
İçtihatları Birleştirme Kurulu
Esas numarası
1977/1
Karar numarası
1980/2
Karar tarihi
12.06.1980

İlgili kanun maddeleri

Maddeler karar metninden kurallarla okunmuş ve mevzuat dizinine bağlanmıştır; madde metni resmî kaynaktadır. Değişiklik notları 23.08.2026 tarihinde indirilen resmî metinden okunur.

Kararın tam metni

Kişisel veriler kurallarla çıkarılmıştır; köşeli ayraç içindeki işaretler çıkarılan bilginin yerini gösterir.

Sayfa: 37

YARGI BÖLÜMÜ

DANIŞTAY KARARI

Danıştay Başkanlığından:

Esas No: 1977/1 Karar No: 1980/2

ÖZET : 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 114 der üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, «Vergi dairesince matrah takdiri için takdir ko­ misyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur.» hükmünün aynı Kanunun «Ceza kesmede za­ manaşımı» başlıklı 374 üncü maddesinde yer al­ mamış olmasına rağmen, ceza zamanaşımı hak­ kında da uygulanacağı yolundaki Yedinci ve Do­ kuzuncu Daire kararlarıyla aksi yöndeki Dör­ düncü ve Onüçüncü Daire kararları arasındaki aykırılığın, içtihadın Dördüncü ve Onüçüncü Daire kararları yönünde birleştirilmesi suretiyle gide­ rilmesi hk.

İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME KURULU KARARI

Danıştay Yedinci Dairesinin 26/2/1975 günlü ve E : 1974/197, K . 1975/390 sayılı ve Dokuzuncu- Dairenin 13/5/1976 günlü ve E : 1974/2196, K : 1976/1491* sa­ yılı kararları ile Dördüncü Dairenin 12/6/19T4 günlü ve E : 1973/1314, K : 1974/2487 sayılı ve Onüçüncü Dairenin 22/5/1975 günlü ve E : 1974/1814, K : 1975/1899 sa­ yılı kararları arasındaki aykırılığın giderilmesi Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 8/6/1976 günlü kararıyla istenildiğinden Raportör Üyenin raporu, Başkanunsözcüsünün sonuç olarak «Vergi zamanaşımına ilişkin ve bu zamanaşımının hangi hallerde duracağını düzenliyen 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 114/2 nci maddesi hükmü­ nün vergi kesmede zamanaşımını gösteren 374 üncü maddesini kapsamadığı gibi anılan maddeye bir gönderme de yapılmamış olduğundan, içtihatların Dördüncü ve Onüçüncü Daire kararları doğrultusunda birleştirilmesinin yerinde olacağı» şeklindeki açıklamaları dinlendikten, ilgili kararlar ve mevzuat incelendikten sonra gereği görü­ şüldü:

1 . İ ç t i h a d ı n b i r l e ş t i r i l m e s i y o l u i l e a y k ı r ı l ı ğ ı n g i d e r i l m e s i i s t e n e n k a r a r l a r :

A. 1. Yedinci Dairenin 1974/197 esas sayılı dosyasında, faizcilik yaptığı tesbit olunan yükümlü adına, takdir komisyonu kararına dayanılarak salınan banka muamele vergisi, komisyonlarca tasdik edildiği halde kaçakçılık cezası zamanaşımı nedeniyle terkin olunduğundan, vergi dairesi müdürlüğü, Temyiz Komisyonu kararının bozulma­ sını istemiştir. Yedinci Dairenin 26/2/1975 günlü ve 1975/390 sayılı kararıyla «ka­ çakçılık cezasını vergi aslından ayrı ve müstakil Ur ceza olarak düşünmeye İmkan yoktur. Takdir Komisyonunca matrah takdir edilmeden ve vergi aslı hesaplanmadan vergi aslına göre hesaplanması gereken kaçakçılık cezasının kesilmesi söz konusu olamıyacağı cihetle», takdir komisyonuna başvurma halinde ceza zamanaşımının an.

duracağı kabul edilmiş ve Temyiz Komisyonu karan, vergi dairesi müdürlüğü lehine bozulmuştur.

Yargı Bölümü Sayfa:1

29 Aralık 1980 — Sayı : 17205 RESMÎ GAZETE

Sayfa : 38

RESMÎ GAZETE

29 Aralık 1980 — Sayı: 17205

2.

Dokuzuncu Dairenin 1974/2196 esas sayılı dosyasında, takdir komisyonunca takdir olunan rayiç değer üzerinden yükümlü adına ikmalen salınan emlâk alım ver­ gisi onanmakla beraber, kesilen kusur cezası komisyonca zamanaşımı nedeniyle ter­ kin olunmuştur. Temyiz Komisyonu kararının vergi dairesi müdürlüğü tarafından ceza yönünden bozulması dileğiyle açılan dava sonunda Dokuzuncu Dairenin 13/5/1976 gününde oyçokluğuyla verdiği 1976/1491 sayılı kararı ile, «kusur cezası vergi aslının yarısı oranında kesileceğinden, kesinleşmiş matrah farkının ortaya çıkması ve bunun için vergi aslı bakımından Takdir Komisyonunca karar verilmiş bulunması gerekli olup Takdir Komisyonunda geçen sürenin bu nedenle kusur cezası yönünden tarh ve tahakkuk zamanaşımını durduracağının kabulü zorunlu olduğundan» bahisle, dava konusu Temyiz Komisyonu kararı bozulmuştur.

B. 1.

Dördüncü Dairenin 1973/1314 esas sayılı dosyasında, yükümlü adına kesilen kaçakçılık cezasını, Temyiz Komisyonu, «213 sayılı Vergi Usul Kanununun 114 üncü maddesinde olduğu gibi, takdir komisyonunda geçen sürenin ceza kesme zamanaşımını durduracağına dair aynı Kanunun 374 üncü maddesinde bir hüküm bulunmadığından, beş yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra» ceza kesilemeyeceği gerekçesiyle terkin edince, bu kararın bozulmadı dileğiyle vergi dairesi müdürlüğü tarafından açılan dava, 12/6/1974 günlü ve 1974/2487 sayılı kararla reddolunmuştur.

2.

Onüçüncü Dairenin 1974/1814 esas sayılı dosyasında, takdir komisyonuna başvurulmuş olması ceza zamanaşımını durduramayacağından, kesilen kaçakçılık ce­ zasının zamanaşımı nedeniyle terkinine dair Temyiz Komisyonu kararının bozulması dileğiyle vergi dairesi müdürlüğü tarafından açılan dava, 114 üncü maddede bu gibi hallerde zamanaşımının ceza bakımından da duracağı açıklanmamış bulunmasına göre, bu madde hükmünün kıyas yoluyla cezalar hakkında da uygulanması olanaksızdır.»

denilmek suretiyle ve 22/5/1975 günlü ve 1975/189 sayılı kararla reddolunmuştur.

II.

inceleme ve çözümleme :

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunca, Yedinci ve Dokuzuncu Daireler İle Dördüncü ve Onüçüncü Dairelerin yukarıda özetlenen kararlan arasında 521 sayılı Danıştay Kanununun 45 inci maddesinde öngörüldüğü şekilde aykırılık bulunduğuna ve içtihadın birleştirilmesi gerektiğine 5/6/1980 gününde oybirliğiyle karar verildik­ ten sonra konu İncelendi :

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 114 üncü maddesinde, «Vergi alacağının doğ­ duğu takvim yılını takip eden yılın başından başlıyarak beş yıl içinde tarh ve mü­ kellefe tebliğ edilmiyen vergiler zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkûr komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden iti­ baren işlemeye devam eder.» denilmekte, 374 üncü maddesinde de, «cezanın bağlı ol­ duğu vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın birinci gününden bağ­ lıyarak kaçakçılıkta beş yıl ve kusurda üç yıl» geçtikten sonra vergi cezası kesil­ meyeceği belirtilmektedir. Ayrıca 198 sayılı Emlâk Alım Vergisi Kanununun 15 inci maddesinde, vergi dairelerinin eksik beyan edildiğini öğrendikleri gayrimenkul satış bedelleri için yaptıracakları takdir neticesine göre salınması gereken vergi ile kesi­ lecek cezanın, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden bir yıl içinde ilgi­ lilere tebliğ edilmediği takdirde zamanaşımına uğrayacağı hükmü yer almış bulun­ maktadır.

Görüldüğü gibi, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, 114 üncü ve 374 üncü maddele­ rinde, vergide ve ceza kesmede zamanaşımını ayrı bölümlerde ve değişik bir tarzda düzenlemiştir. Bu husus, Vergi Usul Kanununun hükümlerinden ve düzenleme tarzın­ dan da açıkça anlaşıldığı gibi, «vergi» ile «ceza» nın doğuş nedeni ile amaç ve ni- Yargı Bölümü Sayfa: 2 29 Aralık 1980 — Sayı: 17205

RESMÎ GAZETE

Sayfa : 39 teliğindeki farklılıktan dolayı, ayrı esas ve kurallara dayanması gereğinin bir sonu­ cudur. Gerçekten Vergi Usul Kanununun 321 İnci maddesinde, «Vergi kanunları hü­ kümlerine aykırı hareket edenlerin «vergi cezası» ile cezalandırılacağı öngörüldüğü halde, 19 uncu madde vergi alacağının doğmasını, yükümlülerin kanuna aykırı dav­ ranışına değil, «vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmül» ne bağlamıştır. Diğer taraftan vergide amaç, kamu giderlerini karşılamak İçin kaynak sağlanmasıdır. Vergi cezasında ise, vergi kanunlarına karşı işlenen fiil nedeniyle Devletin gördüğü zarara eşit bir tazminat ya da zam almak değil, zararı aşan tutarda karşılık almak yoluyla faili cezalandırmak ve ceza tehdi­ diyle söz konusu fiili önlemek amacı güdülmüştür.

E s a s e n , yürürlükten kaldırılmış bulunan 5432 sayılı Vergi Usul Kanununun g e r e k ç e s i n d e ve geçici komisyon raporunda da, Vergi Usul Kanunu İle yeni bir «Vergi C e z a H u k u k u * nun tesisine gidilmiş olduğu, vergi cezas'ının bir vergi zammı olmayıp « v e r g i suçu», nu önlemeyi amaçlayan bir cezadan ibaret bulunduğu açıklanmıştır.

( T B M M T u t a n a k Dergisi, Dönem 8, Yıl 1949, C i l t 19, S. Sayısı 175, Sayfa 14-19», 87-88).

213 s a y ı l ı Vergi U s u l Kanunu da aralarındaki amaç ve nitelik farklılıkları ne­ deniyle, v e r g i y e ilişkin kuralları «Vergilendirme» başlığı altında Birinci kitabında dü­ zenlerken, v e r g i suçu ve cezalarına ilişkin hükümleri, «Ceza hükümleri- başlıklı Dör­ d ü n c ü k i t a b ı n d a , genel ceza hukuku y a p ı ve kurallarına göre düzenlemiştir. Vergi U s u l K a n u n u n u n d ü z e n l e m e t a r z ı , «vergilendirme» ye ilişkin bir hükmün «vergi cezası» h a k k ı n d a da u y g u l a n m a s ı n ı , bu h ü k ü m l e r d e açık bir göndermenin bulunması halinde a n c a k m ü m k ü n k ı l m a k t a d ı r . Gerçekten Kanun, 333 üncü maddesinde, tüzel kişilerin k a n u n i t e m s i l c i l e r i n i n vergi s o r u m l u l u ğ u hakkındaki bu k a n u n u n K i uncu maddesi h ü k m ü n ü n vergi c e z a l a r ı h a k k ı n d a da uygulanacağını ve 375 inci maddesinde, v e r g i c e z a l a r ı n d a y a p ı l a n h a t a l a r ı n , bu k a n u n d a v e r g i hataları için belli edilen usul ve şart­ lara g ö r e d ü z e l t i l e c e ğ i n i ifade etmek suretiyle, bunun örneklerini v e r m e k t e d i r .

213 s a y ı l ı V e r g i Usul K a n u n u n u n 345 i n c i m a d d e s i , kaçakçılık cezasının kaçı­ r ı l a n v e r g i n i n « ü ç k a t ı » , 349 u n c u m a d d e s i de kusur c e z a s ı n ı n z i y a a u ğ r a t ı l a n ver­ ginin 50 si t u t a r ı n d a * o l a c a ğ ı m ö n g ö r m ü ş t ü r .

C e z a n ı n , k a ç ı r ı l a n ya da z i y a a u ğ ­ r a t ı l a n v e r g i ü z e r i n d e n h e s a p l a n m a s ı n ı n , vergi miktarı belli o l m a d a n ceza k e s m e y e i m k â n v e r m e d i ğ i bir g e r ç e k t i r . A n c a k bu durum dahi, v e r g i m a t r a h ı n ı n takdiri İçin vergi dairesince t a k d i r k o m i s y o n u n a b a ş v u r u l m a s ı n ı n , ceza zamanaşımını durdura­ cağının k a b u l ü n ü g e r e k t i r e m e z .

G e r ç e k t e n , i ş l e m e y e b a ş l a y a n z a m a n a ş ı m ı n ı n s o n u c u a l ı n ı n c a y a k a d a r d e v a m etmesi esas k u r a l , z a m a n a ş ı m ı engelleri ise istisna olduğundan, z a m a n a ş ı m ı n ı d u r d u ­ r a n sebeplerin k a n u n d a a ç ı k ç a ve tahdidi olarak gösterilmesi g e r e k m e k t e d i r .

H a l ­ b u k i 374 u n c ü maddede, t a k d i r K o m i s y o n u n a b a ş v u r u l m u ş olması, ceza zamanaşımı­ nı d u r d u r a n bir sebep o l a r a k s a y ı l m a m ı ş t ı r . V e r g i d e z a m a n a ş ı m ı n ı d u r d u r a n bir se­ bebin, k ı y a s y o l u y l a ceza z a m a n a ş ı m ı n a , h e m de vergi suçlusunun .aleyhine o l m a k ü z e r e u y g u l a n m a s ı , A n a y a s a ' n ı n 33 ü n c ü m a d d e s i n d e ifadesini bulan «Kanunsuz s u ç ve ceza o l m a z » ilkesi k a r ş ı s ı n d a kabul edilemez.

D i ğ e r t a r a f t a n , ceza kesmede zamanaşımını durduran sebebin k a b u l edilme­ m e s i n i n , k a m u a l a c a ğ ı n ı n idarenin elinde olmayan sebeplerle kaybına neden olacağı i d d i a ve e n d i ş e s i ve varit bulunmamaktadır.

B i r defa vergi cezası, k a m u giderlerini karşılamak ü z e r e idarece, tahsil edilen, d i ğ e r bir ifadeyle, vergi karekteri taşıyan bir mali yüküm d e ğ i l d i r . Vergi c e z a s ı , vergi k a n u n l a r ı h ü k ü m l e r i n e aykırı h a r e k e t l e r i ö n l e m e k için, bu tür d a v r a n ı ş l a r ı c e z a l a n ­ dırmak ü z e r e kesilir. K a m u g i d e r l e r i n i k a r ş ı l a m a k t a k u l l a n ı l ı r s a da bu a m a ç l a tahsil Yargı Bölümü Sayfa 3 E Sayfa • 40

RESMİ GAZETE

29 Aralık 1980 — Sayı: 17205 olunmaz. Ayrıca idare, vergi suçu işleyenleri takiple görevlidir. Eğer bunu kanunlar­ da öngörülen süreler İçinde yapmamışsa hareketsizlik veya İktidarsızlığının sonuçla­ rına katlanmalıdır. İdare organlarının yavaş çalışması, yükümlülerin yıllarca ceza teh­ didi altında bırakılmalarını gerektiremez.

III.

SONUÇ :

213 sayılı Vergi Usul Kanununun «Ceza kesmede zamanaşımı» başlıklı 374 üncü maddesinde yer alan «yazılı süreler geçtikten sonra vergi cezası kesilmez» de­ yimi ile, kanunda öngörülen sürelerin geçmesi halinde, İdarenin cezalandırma hak ve yetkisinin düşeceği belirtilmiş olmaktadır. Maddede zamanaşımının durmasını gerekti­ recek herhangi bir neden gösterilmiş değildir. 374 üncü madde hükmü bir ceza ku­ ralı niteliğinde olduğundan ve bir başka konuda sevkedilen kanun hükmü yorum ve kıyas yoluyla bu ceza kuralına uygulanamayacağından, 114 üncü maddede vergide zamanaşımını durduran bir sebep olarak gösterilen, «-vergi dairesince matrah takdiri İçin takdir komisyonuna başvurulması» halinde ceza zamanaşımının da duracağının kabulü mümkün değildir.

Bu nedenlerle, kararlar arasındaki aykırılığın, İçtihadın Dördüncü ve Onüçüncü Daire kararları doğrultusunda birleştirilmesi suretiyle giderilmesine 5/6/1980 günün­ deki toplantıda üçte İki oyçokluğu sağlanamadığından 12/6/1980 gününde, kurul üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar verildi.

AZLIK OYU

X — İçtihatların birleştirilmesine konu olan Yedinci Dairenin ve Dokuzuncu Dairenin kararları, vergi aslı için zamanaşımını durduran "hallerin vergi cezası için de geçerli olduğu, Dördüncü Dairenin ve Onüçüncü Dairenin katarları ise, ceza yö­ nünden zamanaşımını durduran herhangi bir kanun hükmü bulunmadığı şeklindedir.

Vergi Usul Kanunu'nun 114 üncü maddesi; genel olarak vergi alacağına iliş­ kin zamanaşımı süresini, 374 üncü maddesi İse, yine genel olarak vergi cezalarına iliş­ kin zamanaşımı sürelerini belirlemiştir. Bu bakımdan, aynı paraleldeki Dördüncü Dairenin ve Onüçüncü Dairenin katarları ile, aksi yöndeki Yedinci Dairenin karar­ ları tamamen Vergi Usul Kanununda yazılı zamanaşımı sürelerinin uygulandığı ver­ gilere ilişkin olduğundan bu dairelerin kararları arasındaki çelişkinin giderilmesi iç­ tihatların birleştirilmesine konu teşkil eder.

Ancak, emlâk alım vergisine ilişkin anlaşmazlıklar hakkında karar veren Do­ kuzuncu Dairenin kararlarının 1318 sayılı Kanunla değişik 198 sayılı Emlâk Alım Vergisi Kanunu'nun 15 inci maddesi çerçevesinde incelenmesi gerekir. Sözü geçen maddede; eksik bildirimler için vergi dairelerinin rayiç bedel takdiri yaptıracakları belirtildikten sonra, maddenin İkinci fıkrasında : (Bu takdir neticesine göre salınması gereken vergi ile kesilecek ceza vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden bir yıl içinde ilgililere tebliğ edilmediği takdirde zamanaşımına uğrar.) hükmü yer almaktadır Bu fıkra hükmü ile. vergi ve ceza birbirinden ayrılmaksızın, bir yıllık özel bir zamanaşımı süresi tanındığına, vergi aslı yönünden takdire başvurulmasının zaman­ aşımını durduracağı Dokuzuncu Dairenin uzun yıllardır müstakar bir içtihat halini alan kararlarıyla kabul edildiğine göre. bu vergiye ilişkin ceza için değişik bir za­ manaşımı hükmünü uygulama olanağı yoktur Yukarıda açıklanan nedenlerle Dokuzuncu Dairenin kararlarını içtihatların bir­ leştirilmesi konusu dışında tutmak gerektiğine İnandığımızdan, çoğunluk kararının bu kısmına katılmıyoruz.

Yargı Bölümü Sayfa : 4 29 Aralık 1980 — Sayı : 17205

RESMİ GAZETE

Sayfa : 41

A Z L I K O Y U

X X — 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 114 üncü maddesindeki «Vergi Dai­ resince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdu­ rur» hükmünün ceza kesmede de zamanaşımını durdurması gerekir.

Vergi Dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulmasının ceza kesmede de zamanaşımını durdurup durdurmayacağı hususunda Dördüncü, onüçüncü, Yedinci ve Dokuzuncu Daire kararları arasında çelişkiyi giderme amaciyle bu ka­ rarlar İçtihadı Birleştirmeye konu yapılmıştır, önce şu hususu göz önünde tutmak gerekirki, Dördüncü, Onüçüncü ve Yedinci Daireler kararlarının dayanağı 213 sa­ yılı Vergi Usul Kanununun 114 ve 374 üncü maddeleri olmasına mukabil Dokuzuncu Paire kararı bunlardan başka 198 sayılı Emlâk Alım Vergisi Kanununun 15 inci madde­ siyle 1318 sayılı Kanunun 45 inci maddelerine de dayanmaktadır. Emlak Alım Ver­ gisi Kanununun 15 inci maddesi Vergi Usul Kanununun 114 üncü maddesiyle zaman­ aşımı için saptanmış bulunan beş yıllık süreye müteallik genel ilkeden ayrılmış ve «Vergi Daireleri gerek resen ve gerekse bildirim suretiyle eksik beyan edildiğini öğ­ rendikleri satış bedeli ve satış değerleri için rayiç bedel takdiri yaptırırlar.

B u takdir neticesine göre salınması gereken vergi İle kesilecek ceza. vergi ala­ cağının doğduğu takvim yılım takip eden bir yıl içinde ilgililere tebliğ edilmediği takdirde zamanaşımına uğrar.» hükmünü getirmiştir.

Dokuzuncu Daire Emlâk Alım Vergisi Kanununun bu maddesi metnini daima gözönünde tutmaktadır. B u metin takdire başvurulması halinde bu takdir neticesine göre salınması gereken vergi ile kesilecek cezanın vergi alacağının doğduğu takvim yılım takip eden bir yıl içinde ilgililere tebliğ edilmediği takdirde zamanaşımına uğrayacağını amir bulunduğuna göre, takdire başvurulması halinde Emlâk Alım ve Gayrimenkul Kıymet Artış Vergilerinde Vergi Usul Kanununun 374 üncü maddesi uygulanmamaktadır. Başka bir deyimle, Dördüncü, Onüçüncü ve Yedinci Dairelerin gelir, gider ve Kurumlar vergilerinde ceza zamanaşımından mütevellit uyuşmazlık­ ları Vergi Usul Kanununun 114 ve 374 üncü maddelerine, Dokuzuncu Daire İse E m ­ lâk Alım Vergisi Kanununun 15 ve Vergi Usul Kanununun 114 Üncü maddelerine göre çözümlemektedir. Böylece kanuni dayanağı farklı olan Dokuzuncu Daire kara­ rının her şeyden önce, İçtihadı Birleştirme konusu olmaması gerekir.

Yedinci ve Dokuzuncu Dairelerin takdirde geçen sürenin zamanaşımını da dur­ duracağı görüşünü benimserken iki temel fikirden hareket ettikleri anlaşılmaktadır.

Temel fikirlerden birisi, en yüksek idari Yargı Organı olan Danıştayın en önemli fonksiyonunun İçtihat koyma olduğu esasıdır Hukukun amacı toplumun ortak ya­ rarını ve mutluluğunu sağlamadır. Bu itibarla özellikle idari yargıç önüne gelen mes'elede bir karara varmadan önce bu ciheti araştırmak mevki'indedir. Böyle bir araştırmada toplumun eğilimlerinin ve inanışlarının ihmali caiz olmayacağı gibi ide­ al hukukun ve onun esas prensiplerinin de hiç bir zaman gözden uzak tutulmaması gerekir. Anlaşılıyor ki, Yedinci ve Dokuzuncu Daireler bu esastan hareketle yüküm­ lülerin beyanlarının gerçeğe tevafuk edip etmediğini değerlendirmişler ve olumsuz yöne müteveccih bir eğilim bulunduğu kanısına vardıklarından hukukun su'i niyeti himaye etmeyeceği prensibini de kaale almak suretiyle 114 üncü maddedeki «Vergi Dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını dur­ durur.» hükmünün ceza zamanaşımını da kapsadığı şeklinde yorumlamışlardır, Lafzi yorum yerine gai yorumu tercih etmişlerdir. Yasa yorumlanırken elbette doktrin er­ babının özün söze tercih edilmesini terviç eden «söz öldürür öz yaşatır şeklindeki ifa- Yargı Bölümü Sayfa : 5 Sayfa : 42

RESMİ GAZETE

29 Aralık 1980 — Sayı: 17205 delerinden de esinlenmişlerdir. (Maurice Hauriou, Precis Elementaire de Droit AD- nılnistratif, Paris, 1939, 786-815) Torum, Vergi Hukukunda Danıştayın da her zaman başvurduğu bir yoldur.

Nitekim 114 üncü maddenin ikinci fıkrasında lafız olarak sadece «Takdir Komisyo­ nuna başvurulması zamanaşımını durdurur.» denilmesine rağmen İtiraz ve Temyiz Komisyonlarına başvurulması ve Danıştaya dava açılması halinde de tarh zamanaşı­ mının duracağı görüşü, Vergi uyuşmazlıklarının çözümü ile uğrasan Danıştayın bü­ tün vergi daireleri kararlariyle benimsenerek İstikrar kazandığından, İçtihatları Bir­ leştirme Kurulunca, İçtihadın birleştirilmesine yer olmadığı kararlaştırılmıştır.

(8/3/1979 gün ve 1979/2 sayılı karar) Yedinci ve Dokuzuncu Dairelerin kararlarına dayanak teşkil eden ikinci temel fikir de, kaçakçılık ve kusur cezalarının vergi aslına tabi bulunmaları keyfiyetidir.

Vergi Usul Kanununun 345 inci maddesi mükelleflere veya sorumlulara kaçırdıkları verginin Uç katı tutarında kaçakçılık cezası, 349 uncu maddesi de ziya'a uğrattıkları verginin % 50 si tutarında kusur cezası kesileceğini amirdir.

Kaçırılan veyâ ziya'a uğratılan vergi, takdire başvurulması halinde ancak tak­ dir ile vergiye matrah olacak miktarın saptanmasıyle mümkündür. Vergi matrahı bi­ linmeden zikrettiğimiz maddeler karşısında cezayı hesaplamak imkanı bulunmamak­ tadır. Nitekim Onbirinci Daire de 4/11/1972 gün ve E : 1972/223, K : 19T2/2772 sa­ yılı kararı ile, usulsüzlük cezası vergi aslına ilişkin bir ceza olmaması sebebi ile usul­ süzlük cezası hakkında 114 üncü maddenin 2 nci fıkrası hükmünün uygulama olana­ ğı bulunmadığını belirtmek suretiyle zımnen vergi aslına ilişkin cezalar olmaları he­ sabiyle matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurmanın kaçakçılık ve kusur cezalarına ilişkin zamanaşımını durduracağını kabul etmiştir.

Vergi hukukunda müeyyide, mükellefiyete karşı koyma eğiliminde olan kim­ seler üzerinde caydırıcı rol ifa etmektedir. Cezadan diğer bir amaç da vergi alacağım teminat altına almadır. Dokuzuncu Daire diğer uyuşmazlıklara ilâveten Emlâk Alım Vergisinden doğan uyuşmazlıkları da çözümlemektedir. 198 sayılı Kanunun birinci maddesine göre Emlâk Alım Vergisi taşınmazlardan alım ve satımlarında ve bir de yeni bina inşa edilmesinde ve ilâve inşaat yapılmasında alınmaktadır. Vergi, satış halinde Tapu idaresine takrir verilmeden önce tahsil edilmektedir. Taşınmaz mal ik­ tisabı için temlik ve tescil şart olduğuna göre bu gibi hallerde vergi alacağının tah­ silinde güçlük yoktur. Asıl güçlük doğuran husus yeni bina İnşa edilmesi veya ilave inşaat yapılması hallerinde kendini göstermektedir Emlâk Alım Vergisi Kanununun 8 inci maddesi yeni inşalarda vergi dairesine beyanname verileceğini öngördüğü hal­ de beyannamenin ne kadar sürede verileceğine dair bir hüküm getirmemiştir. Yeni İn­ şalarda kanuna göre İskân ruhsatı alınmadan emlâk alım vergisinin tahsili gerek­ mektedir. Halbuki 6785 sayılı Kanuna göre sadece belediye sınırları dahilindeki yeni binalarla bu kanuna 1605 sayılı Kanunla eklenen ek 7 ve 8 inci maddelerle tesbit edilen alanlardaki inşaatlar için İskân ruhsatı alma zorunluğu vardır. Kırsal bölge­ lerdeki yeni inşaatlar 6785 sayılı Kanunun kapsamı dışında kaldığına, göre bunlar için iskân ruhsatı alma bahse konu da değildir. Bu hal kırsal bölgelerdeki mükelleflere yeni inşa ettikleri binaları inşaatın bitimini izleyen yıl sonunda cüz'i bir miktar üze­ rinden beyanda bulunmak ve zaman darlığı dolayısiyle takdire de imkân bırakma­ mak suretiyle vergiyi kolaylıkla kaçırmaları imkânım da verecektir.

Görüldüğü üzere özellikle Dokuzuncu Dairenin çözümlediği vergi uyuşmazlıkları gerek kanuni dayanak ve gerekse uygulama yönünden Dördüncü ve Onüçüncü Dairelerin çözümledikleri uyuşmazlıklardan tamamiyle farklı bulunmaktadır.

Yargı Bölümü Sayfa : 6 29 Aralık 1980 — Sayı: 17205

RESMÎ GAZETE

8 u konu münasebetiyle, vergi cezalarının niteliklerinin tartışılmasında Önemli bir yarar yoktur. Doktrin bunların tazminat niteliğindemidir yoksa cezaî karakterdemidir hususunu henüz açıklığa kavuşturamamıştır. Kanun metinlerinde de bir sa­ rahat bulunmamaktadır. Sadece 5432 sayılı mülga Vergi Usul Kanununun gerekçe­ sinde vergi suçunu önlemeyi amaçlayan bir ceza niteliğinde olduğuna temas edilmiş­ tir. Mülga kanunun gerekçesindeki hu ibare konuyu temelden çözecek güçte değil­ dir. Bu bakımdan burada kıyas yolu İle suç ve ceza ihdası bahse konu olmadığı gibi ceza hukukunun «kanunsuz suç ve ceza olmaz» İlkesini gözönünde bulundurmaya da mahal yoktur. Zaten Yedinci ve Dokuzuncu Dairelerin bu kararlarında cezaî kıyas bahse konu değildir. Kanunî kıyas yapmaktadırlar. Çünkü, herhangi bir suç ve ceza ihdas edilmemekte, sadece hakkında sarih bir hüküm bulunmayan bir olayı hakkında sarih bir hüküm bulunan bir hususa bir olaya teşmil etmek suretiyle kanunî kıyas yaparak boşluk doldurulmaktadır.

Bu nedenlerle, İçtihadın, Vergi Dairesince matrah takdiri için takdir komis­ yonuna başvurulması halinde, ceza zamanaşımının durmayacağını öngören Dördüncü ve Onüçüncü Daireler kararları doğrultusunda birleştirilmesine dair çoğunluk kara­ rına karşıyız.

A Z L I K O Y U

X X X — 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 114 üncü maddesinde, vergi dairesi­ nin matrah takdiri için takdir komisyonlarına başvurmasının tahakkuk zamanaşı­ mını durduracağı açık olarak kabul edilmiş ise de; vergi cezaları konusunda zaman aşımının durmasına İlişkin herhangi bir düzenleme görülmemektedir. Bu boşluğun, ana ceza kanunu olan Türk Ceza Kanununun zamanaşımını durduran hükümleriyle dol­ durulması gerekir. Bilindiği gibi vergi ceza hukuku, genel ceza hukukunun özel bir bölümünü oluşturduğundan, vergi ceza hukukunun meskût geçtiği konularda.

Türk

Ceza Kanununun konuya ilişkin düzenlemelerini uygulamak gerekir. Nitekim, Türk Ceza Kanununun 10 uncu maddesi «Bu kanundaki hükümler, hususi ceza kanunları­ nın buna muhalif olmayan mevaddi hakkında da tatbik olunur» diyerek bunu açıkça belirtmektedir. Burada ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki, ceza kanunundaki hü­ kümlerin uygulanması için, vergi ceza hükümlerinin yer aldığı vergi kanunlarında konuya ilişkin açık bir yollamanın bulunması gerekmez. Ancak vergi kanunlarında konuya ilişkin açık düzenlemeler varsa, herşeyden önce onların uygulanacağı kuşku­ suzdur.

Hal böyle olunca, konuya ilişkin Türk Ceza Kanununun 107 nci maddesi gözönüne alındığında, vergi idaresinin takdir komisyonuna başvurmasının vergi ceza zamanaşımını durdurması gerekir. Çünkü, bilindiği üzere sözü geçen 107 nci madde < . . . . dava ikamesi diğer bir mercide halli lâzım gelen bir meselenin neticesine bağlı bulunduğu takdirde sorunun halline kadar zamanaşımı durur» demekte­ dir. Yani başka bir organda çözümü gereken bir sorunun bulunması durumunda, bu sorunun çözüm süresince zamanaşımı durur. Bu hüküm konumuza uygun düşmek­ tedir.

Bu nedenle; içtihadın arzettiğimiz bu gerekçelerle Yedinci ve Dokuzuncu Daire kararları doğrultusunda birleştirilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk görüşüne karşı­ yım.

Sayfa : 43 Yargı Bölümü Sayfa: 7