Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu, E. 1987/1-2-4, K. 1987/2, T. 06.07.1987
Sonuç: İçtihat birleştirildi
Künye
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire ya da kurul
- İçtihatları Birleştirme Kurulu
- Esas numarası
- 1987/1-2-4
- Karar numarası
- 1987/2
- Karar tarihi
- 06.07.1987
Sonuç, kararın hüküm bölümünden kuralla okunmuştur; bağlayıcı olan karar metnidir.
İlgili kanun maddeleri
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu
- m. 54 karar tarihinden sonra değişti
Resmî metin (yeni sekmede açılır) Bu kanuna atıf yapan kararlar
Maddeler karar metninden kurallarla okunmuş ve mevzuat dizinine bağlanmıştır; madde metni resmî kaynaktadır. Değişiklik notları 23.08.2026 tarihinde indirilen resmî metinden okunur.
Kararın tam metni
Kişisel veriler kurallarla çıkarılmıştır; köşeli ayraç içindeki işaretler çıkarılan bilginin yerini gösterir.
Esas No : 1987-1, 2, 4 Karar No : 1987-2
ÖZÜ : Hile ile veya idareyi yanıltarak bir Yükseköğ retim Kurumuna kaydını yaptıran ve ara sınıflarda bu lunan öğrencilerin; bu durumun idarece farkına varılması üzerine, idari işlemlerin geri alınması yoluyla öğrenim süresi içinde Yükseköğretim Kurumlarından kayıtlarının silinebileceği hakkında.
İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME KURULU KARARI
Danıştay Sekizinci Dairesinin 30/4/1973 gün ve E: 1972-157, K: 1973-2003, 1/4/1974 gün ve E: 1974-1103; K: 1974-1735, 15/1/1985 gün ve E: 1984-260; K: 1985-32, 15/1/1985 gün ve E: 1984-261, K:-1985-33, 15/1/1985 gün ve E: 1984-668; K: 1985-35 sayılı kararlan ile, aynı dairenin 21/11/1985 gün ve E: 1985-534; K: 1985-943, 11/3/1986 gün ve E: 1985-583;
K: 1986-113, 4/2/1987 gün ve E: 1985-693; K: 1987-43 sayılı kararlan arasında görülen aykırılığın içtihatların birleştirilmesi yoluyla giderilmesinin Danıştay Sekizinci Daire Başkanlığı, Ankara Üniversitesi Rektörlüğü ve Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığınca iste nilmesi üzerine, isteme konu olan kararlar ile ilgili mevzuat incelendikten ve raportör üyenin açıklamaları dinlendikten sonra gereği görüşüldü:
1 — Danıştay Sekizinci Dairesinin 30/4/1973 gün ve E: 1972-157; K: 1973-2003 sayılı kararı ile aynı dairenin 1/4/1974 gün ve E: 1974-1103; K: 1974-1735 sayılı kararına ko nu olan olayda, 1967-1968 yılı Üniversitelerarası giriş sınavında fakülteye kayıt için yeterli pu anı alamamış olmalarına rağmen yanlış beyanda bulunmak ve sahte belge ibraz etmek suretiyle A.Ü. Veteriner Fakültesine kayıtlarını yaptıran davacıların, durumun idareye yapılan ihbar lar sonucu anlaşılması üzerine, 1971 yılında, Üniversite Öğrenci Disiplin Yönetmeliği hüküm leri uyarınca "Fakülteden büsbütün çıkarılma" cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, bu işlemlerin iptali isteğiyle açılan davalar nedeniyle verilen söz konusu daire kararlarında;
sahte ve kanuna aykırı idari işlemlerin idare tarafından geri alınmasının idare hukukunun te mel ilkelerinden olduğu, idarenin sakat ve hukuka aykırı bu işlemlerine ilgililerin hileli veya yanlış beyanı neden olmuş ise, bu ilkelerin en kesin anlamda uygulanmasının tabi ve zorunlu olduğu, bu gibi hallerde idare edilenin lehine ortaya çıkmış olan hukuka aykırı durumun ka zanılmış hak sayılamıyacağı gibi, bu sakat işlemlerin idare tarafından geri alınmasının her za man mümkün olduğu gerekçesiyle davaların reddine karar verilmiştir.
2 — Danıştay Sekizinci Dairesinin 15/1/1985 gün ve E: 1985-260, K: 1985-32; 15/1/1985 gün ve E: 1984-261, K: 1985-33; 15/1/1985 gün ve E: 1984-668, K: 1985-35 sayılı kararlarına konu olan olaylarda ise, davacılar Üniversitelerarası giriş sınavında kendilerinin yerine başka larını sınava sokarak çeşitli tıp fakültelerine kayıtlarını yaptırmış olup; Üniversitelerarası Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezine vaki ihbarlar sonucu, anılan merkezce polis laboratuvarı daire başkanlığı aracılığıyla davacılara ait ÜSYS kayıt kartı, ÜSYS kimlik kartı, lise diploma sı ve özel bilgi formu üzerinde ekspertiz incelemesi yaptırılmış, ÜSYS cevap kağıdındaki yazı ve imzanın davacıların elinden çıkmadığının saptanması üzerine 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun öğrenci disiplin işlerine ilişkin 54. maddesi uyarınca ilgililerin fakülteden kayıtla rının silinmesine karar verilmiştir.
15/1/1985 gün ve E: 1984-668, K: 1985-35 sayılı davada ilk derece mahkemesi sıfatıyla, diğer iki uyuşmazlıkta da temyiz mercii olarak verilen Danıştay Sekizinci Daire kararlarında;
ÜSY sınav kurallarını ihlal ederek hak etmediği bir Yükseköğretim Kurumuna kaydını yaptı ran davacıların hukuken hiçbir zaman üniversite öğrencisi niteliğini kazanmadığı, ayrıca suç, Yargı Bölümü Sayfa : 1 Sayfa : 6
19 Mart 1988 — Sayı : 19759 ilgililerin üniversiteye kayıt yaptırmadan önceki tarihlerde işlenmiş olduğundan, öğrencilerin öğrenimleri sırasında işliyebilecekleri disiplin suçlarına uygulanacak olan 2547 sayılı Kanu nun 54. maddesi hükmünün davacılara uygulanamıyacağı, idari işlemlerin geri alınması yo luyla ilgililerin fakülteden kayıtlarının silinmesi olanağı varken ÖSYM Başkanlığının yazısı uyarınca 2547 sayılı Kanunun 54. maddesi gereğince kayıt silinmiş olmasının da idari işlemle rin iptalini sağlıyacak nitelikte ağır bir sakatlık teşkil etmediği ve kayıt silme işleminin sonucu itibariyle yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş veya davaların reddi yo lundaki İdare Mahkemesi kararları onanmıştır.
B —Danıştay Sekizinci Dairesinin 21/11/1985 gün ve E: 1985-534, K: 1985-943;
11/3/1986 gün ve E: 1985-583, K: 1986-113; 4/2/1987 gün ve E: 1985-693, K: 1987-43 sayılı kararlarına konu olan uyuşmazlıklarda ise, 1980 yılında yerlerine başkalarını Üniversitelera rası giriş sınavına sokarak hukuk ve tıp fakültelerine kayıtlarını yaptıran davacıların, durum larının idarece saptanması sonucu 2547 sayılı Kanunun 54. maddesi uyarınca fakültelerinden kayıtlarının silinmesine karar verilmiş, ilk uyuşmazlıkta temyiz mercii, son iki karara konu olan uyuşmazlıklarda da ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilen kararlarda; idarenin hatalı iş lemini her zaman geri alabileceğinin kabulü halinde bu kişilerin aldıkları diplomaların da ge çerliliğini kabule olanak bulunmadığı, hatta bu diplomaya dayanılarak elde edilen Devlet Memuriyetindeki hakların da geçerli sayılmaması gerekeceği, böyle bir düşünüş tarzının ola yın çapını ve niteliğini çok aşan ve hukukun aradığı düzenliliği de bozan bir sonuca vardıraca ğı vurgulandıktan sonra, suçun işlendiği günde davacıların öğrenci adayı olduğu ve öğrencilikle ilgili bir suç işlendiği ve ilgililer hakkında öğrenci disiplin kurallarının uygulanması gerektiği belirtilmiş ve idarelerin kendilerine verilen ve özellikle bu derece önem taşıyan suça dayanak olan belgeleri süre geçirmeden incelemeleri gerektiği, aradan yıllar geçtikten ve ilgilileri bu ge çen süre içinde bir takım yasal haklar elde ettikten sonra yapılacak inceleme sonucu verilecek cezanın adil olmayan biçimde büyümesine neden olacağı, 13/1/1985 gün ve 18634 sayılı Res mî Gazete'de yayımlanan "Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği"nin 34.
maddesi ile, disiplin suçlarının kovuşturulmasında süre yönünden sınırlama getirildiği, iki yıl içinde kovuşturma yapılmayan suçların zamanaşımına uğrayacağı ve artık böyle bir suç için ceza verilemiyeceği açıklanmış, gerek dava ve olayın vukuu bulduğu, gerekse dava konusu ka rarın verildiği tarihte anılan Yönetmelik uygulamada bulunmamakta ise de; söz konusu yö netmelik kuralı ile disiplin suçları hakkında kovuşturma için belli bir süre konduğu, bu süre geçtikten sonra kovuşturma yapılmasında hak, adalet ilkelerine uyarlık olmadığı ve kamu ya rarı bulunmadığının idarece de kabul edildiği ifade edilerek dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiş veya dava konusu işlemi başka gerekçeyle iptal eden İdare Mahkemesi kararı sonucu itibariyle doğru bulunarak onanmıştır.
Danıştay Başsavcısının Konuya İlişkin Düşüncesi :
"ÖSYM sınavında, kendileri yerine başkalarını sınava sokmak suretiyle Fakülteye ke sin kayıtlarını yaptıran öğrenciler hakkında, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 54. mad desi uyarınca verilen üniversiteden çıkarma cezası ile ilgili olarak açılan davalarda; ilgililerin hilesine dayalı olarak tesis edilen işlemlerin belli bir süre şartına bağlı olmaksızın idarece her zaman geri alınabileceği ve bu durumun ilgilisine müktesep bir hak bahşetmediği, hukuken öğrencilik sıfatını iktisap etmemiş kişiler hakkında disiplin kurullarınca üniversiteden çıkar ma cezası verilmiş olmasının işlemlerin iptalini gerektirecek nitelikte ağır bir sakatlık oluştur madığı gerekçesiyle bu konuda açılan davalar ve temyiz istemleri bidayette reddedildiği halde daha sonra Danıştay Sekizinci Daire içtihat değiştirerek suçun türü ve işleniş biçimi yönünden konu ele alındığında, ilgililerin öğrenci olarak kabulü gerektiği, haklarında 2547 sayılı Kanu nun 54. maddesi uyarınca disiplin cezası verilebileceği, olay tarihinden sonra uygulamaya ko nan disiplin yönetmeliğinde disiplin kovuşturması için iki yıllık bir sınırlama getirildiği, bu süre geçtikten sonra disiplin cezası verilemeyeceğinden bahisle İdare Mahkemesi kararının bo zulduğu ve İdare Mahkemelerinin bu bozmaya uyarak verdikleri kararların Danıştay Sekizin ci Dairesince onanması sonucunda kararlar arasında aykırılık meydana geldiği ve bu aykırılığın Yargı Bölümü Sayfa : 2 19 Mart 1988 — Sayı : 19759
Sayfa : 7 giderilmesi için Danıştay Sekizinci Dairesince içtihatların birleştirilmesi yoluna gidildiği ve key fiyet Başkanlıkça Başsavcılığımıza iletilmiş olmakla konu ve sorun 2575 sayılı Danıştay Kanu nunun 39. maddesi uyarınca tarafımdan incelendi:
2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun değişik 10 uncu maddesinde; Yükseköğretim Ku rumlarına öğrenci alınması amacıyla sınavlar yapmak, değerlendirmek ve adayların bu ku rumlara yerleştirilmelerini sağlamak, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezinin görevleri arasında sayılmış ve Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Kuruluş ve İşleyiş ve Görev Yö netmeliğinin 10 uncu maddesinde de sınava girecek adayların merkezde hazırlanacak kılavuz ve yönerge hükümlerine uymakla yükümlü olacakları, bu gereği yerine getirmeyen adayların sınava ilişkin işlemlerinin geçersiz sayılacağı ve sınavların iptal edileceği belirtilmiştir.
ÖSYM Merkezince alınan ihbarlar sonucu, merkez polis laboratuvarları aracılığı ile da vacılara ait ÜSS cevap kağıdı, özel bilgi formu ve yazı tatbikatı metni incelettirilmiş ve cevap kağıdındaki yazı ve imzanın davacılara ait olmadığı kesin şekilde tesbit edilmiştir. Daha sonra İdare Mahkemesince Adli Tıp Kurumu Grafoloji Enstitüsüne yaptırılan inceleme sonucunda da polis laboratuvarı inceleme sonuçları doğrulanmıştır.
Bu durum karşısında davacıların ÖSYM sınavına kendi yerlerine başkalarını sınava sok tuğu ihtilafsız olup fiil kesinlik kazanmış bulunmaktadır.
Olayda idarenin davacıya sınavda kazanmış saymak suretiyle tesis ettiği sakat, dolayı sıyla hukuka aykırı işlem öğrencinin hilesi sebebiyle tesis edilmiş olduğuna göre bu idari işlem zaman tahdidine tabi olmadan idarece her zaman geriye yürüyebilir şeklinde geri alınabilir.
Kendisi yerine başkasını sınava sokan bir kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği cihet le bu kişi kendi hatalı fiilinin hukuki sonucuna katlanmak zorundadır.
Yanlış yapılan intibak işleminin düzeltilmesi ya da geri alınması halinde kişi yararına ödenen fazla paraların geri alınabilip alınamayacağı sorunu ilk ortaya çıkan durumun çözü münü öngören Yargıtay'ın ve Danıştay'ın tevhidi içtihat kararları (27/1/1973 gün ve E: 1972-6, K: 1973-2; 12/12/1973 gün ve E: 1968-8, K: 1973-14 sayılı) kanımızca genel olarak yanlış iş lemlerin geri alınmasındaki ölçü ve sonuçları göstermesi bakımından ilginçtir. Öyle sanıyoruzki gerek Danıştay'ın ve gerek Yargıtay'ın içtihatları birleştirme kararları idari işlemlerin geri alınmasındaki kuşkuları tamamen giderecek niteliktedir. Her iki kararda da idarenin yanlış işlem yapmasına yokluk, açık hata durumu ve kişinin gerçek dışı beyanı ya da hilesi sebebiyet vermiş ise, bu yanlış idari işlem, bir süre koşuluna bağlı olmaksızın geriye yürür şekilde her zaman geri alınabileceği ilkesi benimsenmiştir.
Gerek içtihatlara ve gereksi yerli ve yabancı doktrine göre hile ile tesis edilen işlemler hiçbir zaman hukuken geçerli sayılamayacaklarından müktesep bir hakkın oluşmasına da im kân vermezler. Zira davacı gerçek olmayan bu sınav kağıdı ile idareyi aldatmış, istediği kayıt işlemini yaptırmıştır. Oldu bittilerin hukuken himaye görmesi hiçbir zaman ve şekilde müm kün değildir.
Diğer taraftan, davacı usulüne uygun şekilde ÖSYM sınavına girmek suretiyle fakülteye kaydını yaptırmadığına göre hukuken üniversite öğrencisi sıfat ve ünvanınıda kazanama mıştır. Disiplin Yönetmeliği hükümleri öğrencilere ve öğrencilik sırasında oluşan fiilere uygulanır. Öğrencilikle ilgili olmayan bu devrede ve öğrenci sıfatı kazanılmadan ika edilen bu fiilden ötürü hadisede bahis mevzuu edilen disiplin kovuşturması ile ilgili zamanaşımının, kıyas ve şumulü tefsir yoluyla olaya tatbikide söz konusu olamaz. Hal böyle olunca; gerek olay tarihinde yürürlükte bulunan 1750 sayılı mülga Üniversiteler Kanunu ile bu Kanun uya rınca çıkartılan Üniversite Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin ve gerekse halen yürürlükte bulu nan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun disiplinle ilgili 54 üncü maddesinin ve bu Kanun uyarınca yürürlüğe konulmuş bulunan Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin bu kişiler hakkında uygulanması mümkün değildir.
Diğer taraftan hukuken, öğrenci sıfatını kazanmamış ve üniversite öğrencisi statüsü içine girmemiş kişilerin, fakültelerde hukuka aykırı şekilde yapılan kayıtlarının, idari işlemin geri alınması suretiyle silinmesi gerekirken, haklarında disiplin yoluyla üniversiteden çıkarma Vargı Bölümü Sayfa : 3 Sayfa : 8
19 Mart 1988 — Sayı : 19759 cezası verilmiş olmasıda, dava konusu ilişik kesme işleminin iptalini gerektirecek nitelikte ağır bir şekli noksanlık teşkil etmez. Nitekim gerek idari gerek inzibati yönden bu konuda karar verecek olan mercii olaylarda olduğu gibi Fakülte Yönetim Kurullarıdır.
Disiplin kararı sonucu üniversiteden çıkarılanlar 2547 sayılı Kanunun 54-g maddesi uya rınca bir daha Yükseköğretim Kurumuna alınamaz iken idarenin hatalı işleminin geri alınma sı suretiyle kaydı silinenler yeniden ÜSY sınavına girme olanağına sahip bulunduklarından, hukuki sonuçları bakımından farklı durumlar ortaya çıkmakta ve idari yoldan üniversiteden çıkarılanlar lehine hukuki sonuçlar doğmaktadır.
Öğrencilerin hilesine dayalı olarak tesis edilen idari işlemlerin her zaman geri alınabile ceği yolunda Danıştay Sekizinci Dairesince verilmiş pek çok karar mevcuttur. ÖSYM puan kartında tahrifat yaparak kaydını yaptıran öğrencilerin kayıtlarının silinmesine ilişkin işlem lere ve Tıp Fakültesinde öğrenim yapmadığı halde bu fakültede F.K.B. derslerini başarılı şe kilde bitirdiğine dair noterden tasdikli belge almak suretiyle Veteriner Fakültesine naklen kaydını yaptıran ve mezun olan kişilerin diplomalarının iptaline ilişkin işlemlere karşı açılan davalar da Danıştay Sekizinci Dairesince red edilmiş bulunmaktadır.
Sonuç olarak; bu kabil fiiller ve şahıslar için inzibati hükümler uygulanamayacağından böyle olunca disiplin kovuşturması için sonradan iki yıllık bir sınırlama getirilmesinin hadise de hiçbir etkisi olamayacağına, hile ile yani idare aldatılmak suretiyle idare hatalı, hukuka aykırı işlem tesisine sebep olduğundan davacılar Üniversiteye girişte kanuni niteliği taşıma malarına ve bu kabil tasarruflar hiçbir zaman sıhhat ve muteberiyet iktisap edemeyeceklerin den müktesep bir hakkın doğmasıda söz konusu olamıyacağına binaen bu kabil tasarruflar zaman süresine bağlı olmaksızın hukuka aykırı bir durumun düzeltilmesi suretiyle geri alına bilirler.
İçtihadın yukarıda açıkladığımız görüş doğrultusunda verilen Danıştay Sekizinci Dai resinin 15/1/1985 gün ve 32-33 sayılı kararı çerçevesinde birleştirilmesinin uygun olacağı yolundadır.
Danıştay Sekizinci Daire Başkanlığının başvurusu üzerine açılan ve İçtihatları Birleştir me Kurulunun 1987-1 esasına kayıtlı dosya ile, Ankara Üniversitesi rektörlüğünün başvurusu üzerine açılan ve aynı Kurulun 1987-2 esasına kayıtlı dosya, keza, Üniversitelerarası Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi başvurusu üzerine açılan ve anılan Kurulun 1987-4 esasına ka yıtlı dosyaların birleştirilmesine, Danıştay Sekizinci Dairesince konu hakkında verilen karar lar arasında 2575 sayılı Danıştay Kanununun 39 uncu maddesinde öngörülen şekilde aykırılık bulunduğuna ve içtihatların birleştirilmesi gerektiğine 2/7/1987 günlü toplantıda oybirliğiyle karar verildikten sonra işin esasının incelenmesine geçildi :
Danıştay Sekizinci Dairesince verilen ve içtihatların birleştirilmesine konu olan karar ların tümünde davacıların tamamı, Üniversitelerarası Yerleştirme Sınavı sonucu kayıtlarını yaptırdıkları Yükseköğretim Kurumu için girişe yeterli puanı alamadıkları halde, hile ile idareyi yanıltarak öğrenimlerini sürdürdükleri Yükseköğretim Kurumlarına kayıtlarını yaptırmış olup, ilişik kesme işleminin tesis edildiği tarihlerde ara sınıflarda bulunmaktadırlar. İdarece kimile ri hakkında "İdari işlemlerin geri alınması" na ilişkin ilke uyarınca, kimileri hakkında da, olay sırasında yürürlükte bulunan Öğrenci Disiplin Yönetmelikleri uygulanarak "Üniversite den çıkarma" cezası verilmek suretiyle ilişik kesme işlemleri tesis edilmiştir. Ancak 1973 ve 1974 yıllarında yürürlükte bulunan ve mülga 1750 sayılı Üniversiteler Kanunu uyarınca çıka rılan "Üniversite Öğrenci Disiplin Yönetmeliği"nde, bir fiil nedeniyle disiplin soruşturmasına başlanabilmesi için herhangi bir süre aşımı (zamanaşımı) öngörülmediği halde, 2547 sayılı Yük seköğretim Kanunu uyarınca çıkartılan "Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönet meliği" nin 34 üncü maddesi ile, disiplin suçunu oluşturan fiilleri işleyen öğrenciler hakkında soruşturmaya başlanabilmesi için azami iki yıllık zamanaşımı getirilmiştir.
Hile ile veya idareyi yanıltarak çeşitli Yükseköğretim Kurumlarına kayıtlarını yaptıran kim selerin sahip oldukları fiili durum nedeniyle "Kazanılmış hak"ları bulunup bulunmadığı veya Yargı Bölümü Sayfa : 4 19 Mart 1988 — Sayı : 19759
Sayfa : 9 aradan iki yıl geçtikten sonra öğrencilikle ilişiklerinin kesilip kesilemiyeceği yolundaki açıkla malardan önce, Yükseköğretim Kurumlarında öğrenci olabilmenin yasal koşullarına değinme zorunluluğu vardır.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 10 uncu maddesine göre, Yükseköğretim Ku rumlarına öğrenci alınması amacıyla sınavlar yapmak, değerlendirmek ve adayların bu Ku rumlara yerleştirilmesini sağlamak görevi Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) ne verilmiş ve 6/1/1982 gün ve 17566 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Kuruluş, İşleyiş ve Görev Yönetmeliği"nin 10 uncu mad desinde de; Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavlarına ilişkin koşullar ve kuralların her yıl Merkez Başkanlığınca hazırlanacak sınav kılavuzları ile sınav uygulama ve Yönetim Yönergelerinde belirleneceği, sınava girecek adayların bu kılavuz ve yönerge hükümlerine uymakla yükümlü oldukları, bu gereği yerine getirmeyen adayların sınava ilişkin işlemlerinin geçersiz sayılacağı ve sınavlarının iptal edileceği öngörülmüştür.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeye göre, Üniversitelerarası giriş sınavına katılma hakkı bulunan bir kimsenin herhangi bir Yükseköğretim Kurumuna kaydını yaptırabilmesi için, Üniversitelerarası giriş sınavına katılması ve girdiği bu sınav sonucu kaydını yaptırmak istediği Yükseköğretim Kurumuna kayda yeterli puanı almış bulunması zorunludur. Bu iki koşulun birlikte gerçekleşmemesi halinde, herhangi bir Yükseköğretim Kuruluşuna öğrenci ola rak kayıt yaptırılmasına imkân bulunmamaktadır.
Oysa, içtihatların birleştirilmesine konu olan tüm dosyalardaki uyuşmazlıklarda bu koşulların gerçekleşmediği ÖSYM Merkezince alınan ihbarlar sonucu, Merkez Polis Laboratuvarları aracılığı ile davacılara ait ÜSS cevap kağıdı, özel bilgi formu ve yazı tatbikatı metni incelettirilerek cevap kağıdındaki yazı ve imzanın davacılara ait olmadığı kesin şekilde tespit edilmiş, daha sonra idare Mahkemelerince ve Danıştay Sekizinci Dairesince Adli Tıp Kurumu Grafoloji Enstitüsüne yaptırılan inceleme sonucu da polis Iaboratuvarı inceleme sonuçlarını doğrulamıştır.
Bu durumda, tüm uyuşmazlıklarda davacıların ÖSYM sınavına kendi yerlerine başka larını sınava soktukları veya sahte belge tanzim ederek Yükseköğretim Kurumlarına kayıtları nı yaptırdıkları kesinlik kazanmıştır.
Öte yandan; Yükseköğretim Kurumundan kayıt silme işlemi, kimi davalarda ÖSYM Merkezince verilen talimat üzerine ilgili Fakülte Yönetim Kurullarınca "İdari işlemlerin geri alınması" ilkesine göre, kimi davalarda da, yine ÖSYM Merkezince verilen talimat üzerine Fakülte Yönetim Kurullarınca bu kez ya 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 54 ncü mad desi veya olay sırasında yürürlükte bulunan Üniversite Öğrencileri Disiplin Yönetmeliği hü kümleri uyarınca "Disiplin Cezası" şeklinde tesis edilmiştir.
Özellikle, 2547 sayılı Kanunun 54 ncü maddesi uygulanarak disiplin yoluyla Yükseköğ retim Kurumundan çıkarılma karan olan öğrenciler bakımından sonuç daha da ağır olmakta dır. Zira, 2547 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinin (g) bendi hükmüne göre, bu gibi öğrencilerin bir daha başka bir Yükseköğretim Kurumuna alınmalarına da olanak bulunmamaktadır.
Hukuken öğrenci sıfatını kazanamamış ve bu nedenle Yükseköğretim Kurumları öğ rencisi statüsü içine girememiş kişilerin Yükseköğretim Kurumlarındaki kayıtlarının "İdari iş lemin geri alınması" yoluyla silinmesi gerekir.
Uyuşmazlığın hali, gerek "İdari işlemlerin geri alınması" ve gerekse "Disiplin yoluyla" olsun ilgililerin hile ve idareyi yanıltmaları sonucu sağladıkları bir takım durumların; bunlar için "kazanılmış hak" sayılıp sayılmayacağı ve idarece durumun farkına varılması üzerine sa kat idari işlemlerin, süre koşuluna bağlı kalmaksızın idarece geri alınması halinde bu duru mun "İdari istikrar" prensibini zedeleyip ,zedelemiyeceği hususunda kısa açıklamayı zorunlu kılmaktadır.
Hernekadar yanlış idari işlemlerden dolayı kişi yararına hak veya korunması gereken yerleşmiş (müesses) bir durum doğmuş ise idari işlemlerin ancak iptal davası süresi içinde geri Yargı Bölümü Sayfa : 5 Sayfa : 10
19 Mart 1988 — Sayı : 19759 alınabileceği; bu sürenin geçmiş olması halinde idare için de işlemin kesinleşmiş olacağı ya bancı ve yerli doktrin ve içtihatlarda kabul edilmekte ise de; bu kural iyi niyetli kişiler için geçerli olup, yokluk ve mutlak butlan halleri ile kişinin gerçek dışı beyan ve hilesinin yanlış işlem tesisine neden olduğu hallerde idare yanlış işlemini böyle bir süre şartına bağlı kalmaksı zın geriye doğru yürür şekilde geri alabilir.
Nitekim, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 2/10/1971 gün ve E: 1966-4, E:
1966-40, K: 1971-36, 22/12/1973 gün ve E: 1968-8, K: 1973-14 sayılı kararları ile, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 27/1/1973 gün ve E: 1972-6, K: 1973-2 sayılı ka rarında da aynı görüş benimsenmiştir.
İçtihadın birleştirilmesine konu olan kararlardaki olaylarda, idarenin yanlış işlem yap masına (Fakülteye kayıt) davacıların hilesi veya gerçek dışı beyanı sebebiyet vermiştir. Bu ne denle ortaya çıkan fiili durum ilgilileri için kazanılmış hak teşkil etmediği gibi, hukuka aykırı bir işlemin geri alınması hukuka bağlılığın ve hukuka saygının gereğidir. Bir hakkın suistimalini Kanun himaye etmez. Yargı kararlan ile hukuka aykırı durumun himaye edilmesi müm kün değildir. Aksi yoldaki görüş kamu vicdanını rencide eder ve toplumun hukuka olan saygısını sarsar. Dolayısıyle Ceza Kanununun suç saydığı bir fiili işleyerek, gerçek hak sahibi olan aday ların Yükseköğretim Kurumlarına girişini engelleyen bu gibi kimseler, hatalı eylemlerinin hu kuki sonucuna katlanmak zorundadırlar ve durumlarının idarece saptanması üzerine öğrenim süresi içinde Yükseköğretim Kurumundan çıkarılmaları yerindedir.
Üniversitelerarası giriş sınavına katılarak bir Yükseköğretim Kurumuna kayıt için ye terli puanı alamamış şahıslar hukuken hiçbir zaman Yükseköğretim Kurumlan öğrencisi sıfa tını kazanamadıklarından, haklarında Yükseköğretim Kurumlan Öğrenci Disiplin Yönetmeliği hükümleri uygulanamaz. Dolayısıyla disiplin kovuşturması için sonradan iki yıllık bir sınırla ma getirilmesinin olayda etkisi yoktur. Olaylarda hile ile veya idareyi yanıltarak hatalı ve hu kuka aykırı idari işlem (Fakülteye kayıt) tesisine ilgililer neden olduğundan; bu durum, bu kimseler için kazanılmış hak teşkil etmiyeceği gibi, sakat işlemlerin idarece öğrenim süresi içinde geri alınmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle içtihadın, Danıştay Sekizinci Dairesinin 30/4/1973 gün ve E:
1972-157, K: 1973-2003; 1/4/1974 gün ve E: 1974-1103, K: 1974-1735; 15/1/1985 gün ve E:
1985-260, K: 1985-32; 15/1/1985 gün ve E: 1984-261, K: 1985-33; 15/1/1985 gün ve E: 1984-668, K: 1985-35 sayılı kararları yönünde birleştirilmesine 2/7/1987 günündeki ilk toplantıda karar için yeterli çoğunluk sağlanamadığından; 6/7/1987 günlü ikinci toplantıda mevcudun oy çok luğuyla karar verildi.
X — Üniversite giriş sınavlarında yerine bir başkasını sokmak ya da çizelge ve sınav sonuç belgelerinde değişiklik yapmak gibi hilelerle herhangibir Yükseköğretim kurumuna ya zıldıktan bir süre sonra hilesinin anlaşılması üzerine eğitim kurumu ile ilişkileri kesilmek iste nilen kişilere hangi hukuk kurallarının uygulanması gerektiği içtihatları birleştirme kararının konusunu oluşturmaktadır.
Kararların bir kısmında, bu kişilerin, hileye dayanan ve bu nedenle öğrencilik hakkı doğurmayan yazılı işleminin idarece herhangibir süre koşuluna bağlı olmaksızın herzaman ge ri alınarak eğitim kurumundan çıkarılabileceği, diğer bir kısmında ise hileli bir yazılma işlemi ne dayansa bile artık öğrenci durumunda bulunan bu kişilere de öğrencilerle ilgili disiplin kurallarının uygulanmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir.
Bu iki düşünce arasında, uygulanma koşullan ve hukuksal sonuçlan yönünden bazı önemli ayrılıklar bulunduğu açıktır.
Gerçekten de 2547 sayılı Yükseköğretim Yasasının 54. maddesi g fıkrası kuralı, yüksek öğretim kurumundan çıkarma cezası verilen öğrencilerin bir daha herhangibir yükseköğretim kurumuna alınmalarını engellemektedir. Ayrıca 15 Ocak 1985 gününde yürürlüğe konulan Yargı Bölümü Sayla : 6 19 Mart 1988 — Sayı : 19759
Sayfa : 11 yükseköğretim öğrenci disiplin yönetmeliğinin 34 üncü maddesi de konuya yeni bir boyut ge tirmiştir. Bu maddeye göre işlenişinden sonra iki yıl içinde ceza verilmeyen disiplin suçları sü re aşımına uğramaktadır.
Görüldüğü üzere, idarece uygulanacak işlem, bu kişilerin öğrenci sayılıp sayılmayaca ğına göre değişmektedir. Bu durumda öncelikle, bu kişilerin öğrenci olup olmadıklarının be lirlenmesi gerekmektedir.
Üniversite öğrenciliğine bazı aşamalardan geçilerek ulaşıldığı bilinmektedir. Bu aşama lardan ilki doğrudan eğitimle ilgili olup üniversiteye giriş hakkı sağlıyan geçerli bir diploma nın elde edilmesidir. Diğeri ise sınırlı yükseköğretim olanaklarından yaralanacakları belirleyen giriş sınavının kazanılmasıdır.
Bu giriş sınavına katılma başvurusu kabul edilen kişinin sınav sonuçları anlaşılıncaya dek üniversite öğrenci adayı olduğu ve suçun adaylık döneminde işlendiği kuşkusuzdur. Öğ renci adaylığını temel disiplin kuralları yönünden öğrencilikten ayrı düşünmeye olanak yoktur.
Kaldı ki hilenin, adaylık döneminde yapılmakla birlikte, öğrencilik durumuna geçişte kullanıldığı gözönünde bulundurulursa suça öğrenci disiplin kurallarının uygulanması zorun lu hale gelmektedir. Üniversite giriş sınavlarında hile yaparak yazılan kişinin yıllarca öğrencilik durumunu sürdürdüğü ve öğrencilikle ilgili pekçok haklar elde ettiği halde halâ öğrenci sayılmaması gerçeklerle bağdaşmaz. Diğer yandan böyle bir yaklaşımın çözümlenmesi zor ba zı sorunları da birlikte getirmesinden kaçınılamaz. Öğrenci sayılmıyan kişinin diploması da geçerli sayılamıyacağından giriş sınavında hile yapan kişilerin diplomalarını, eğitim nitelikle rinde noksanlık olmadığı ve aradan yıllar geçtiği halde öğrenci saymama düşünüşünün doğal sonucu olarak iptal etmek gerekecektir.
Bu yüzden kararda yer alan düşünüşün bu doğal sonucunun izlenmiyerek geri alma iş leminin diploma alınması ile sınırlandırılması anlaşılamamıştır.
Her yıl ülke çapında uygulanan böylesine önemli bir sınavla ilgili belgelerin başkaları nın bildirmesi beklenilmeksizin akla yakın, gerçekçi bir süre içinde incelenerek sahte ve hileli olanlarının ortaya konulması zorunludur. Bu görevin yapılmasındaki gecikmeler konu edilen suçu işleyen kişilerin durumunu daha da ağırlaştırdığı gibi aralarında eşitsizlik nedeni de ol maktadır. Disiplin cezalarının ise belli bir süre içinde verilmesi zorunludur. Aksi halde ceza verilemez.Öğrenci disiplin yönetmeliğinin 34 üncü maddesi ile bu sürenin iki yıl olarak sap tanması yerindedir. Bu durumda, herhangibir yükseköğretim kurumuna giriş sınavında hile yaparak yazılan kişilere 2547 sayılı yasanın 54 üncü maddesi g fıkrası ile öğrenci disiplin yö netmeliğinin 34 üncü maddesinin birlikte uygulanması hukuka, yasalara, kamu yararına ve işin gereğine daha uygun olduğundan içtihadın Sekizinci Dairenin E: 1985-534, K: 1985-943 sayılı kararı doğrultusunda birleştirilmesi oyu ile karara karşıyız.
X X — İçtihatların birleştirilmesi istemine konu olan Sekizinci Daire kararları Üniver site giriş sınavlarında yerine bir başkasını sokarak veya çizelge ve sınav sonuç belgelerinde de ğişiklik yaparak kural dışı bir yolla Yükseköğrenim kurumuna kaydını yaptıran ve ara sınıflarına gelen davacıların bu eylemlerinin ortaya çıkması üzerine, idarece, bazan idari işlemin geri alın ması yoluyla, bazanda Öğrenci Disiplin Yönetmeliği hükümleri uygulanarak kayıtlarının si linmesine ilişkin olup kararlar arasında gerek sonuç yönünden gerekse bu kişilerin öğrenci olup olmadıklarının tespiti konusunda aykırılık olduğu açıktır.
Hernekadar bu kişiler yükseköğrenim kurumlarına kayıtlarını yaptırmış ve fiilen öğrenci statüsü içine girmişler ise de, kayıt silinme işlemi, bunların henüz üniversite öğrenci ada yı oldukları aşamada yaptıkları eylemlere dayandırıldığından, hukuken öğrenci statüsünü kazanmış kişilermiş gibi haklarında Öğrenci Disiplin Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması na olanak bulunmamaktadır. Bu kişilerle ilgili olarak ÖSYM Merkezince yapılan tespitler so nucu ilgili yükseköğrenim kurumuna yapılan bildirim üzerine, ancak, idari işlemin geri alınması yolu ile o yükseköğrenim kurumu ile ilgileri kesilebilir.
İçtihadın birleştirilmesinde üzerinde önemle durulması gereken husus, idarenin kişilerin kendi kusurlarına dayalı olarak tesis ettiği işlemini her zaman geri alabileceği yolundaki Yargı Bölümü Sayfa: 7 Sayfa : 12
19 Mart 1988 — Sayı : 19759 ilke ile idari istikrar ilkesini dengeleyebilmek olmalıdır. Üniversite öğrencisi olabilmenin asli koşulu lise diplomasına ve yükseköğrenim için mevzuatta öngörülen diğer şartlara sahip ol maktır. Üniversite giriş sınavı, mevcut üniversitelerde yeterli kontenjan bulunmaması nede niyle esasen eşit olarak okuma ve bir bilim ve sanatı serbestçe öğrenme hakkına sahip olan gençler arasında zorunlu olarak yapılan bir yarışma sınavıdır. Bu sınavda bir öğrenci adayı kural dışına çıkarak sınav kazanmış ise, idarenin de bunu anında veya makul bir süre içinde tesbit etmek ve gerekli işlemi uygulamak yükümlülüğü vardır. Bu yükümlülük toplumda ve idari işlemlerde istikrar sağlamanın gereğidir. Gerek ceza hukukunda, gerekse disiplin huku kunda "ceza zamanaşımı" müessesesinin kabulü de aynı gerekçelere dayanır.
Bunların dışında, öğrencinin seçme sınavında başvurduğu eylemin onun sadece üniver site öğrencisi olmasını sağladığı, Üniversite öğrencisi olduktan sonra kazandığı yeni hukuki durumların (2. sınıf öğrencisi olma, 3. sınıf öğrencisi olma, ilâ... ve nihayet okulu bitirmek gibi) ise kurallara uygun bulunduğu hususu da dikkate alınmalıdır. Bu nedenlerle, üniversite öğrencisi olabilmenin asli koşulu sayılamayacak bir sınavda yapılan kural dışı bir eylem nede niyle, üniversiteye fiilen girdikten sonra öğrenimini kurallara uygun olarak yürütmüş ve üst sınıflara kadar çıkarak yeni bir hukuki durum kazanmış olan kişiyi, idareye hiçbir sorumlu luk yüklemeden öğrencilik statüsü bitinceye kadar bir ceza tehdidi altında bulundurmak hak ve nasafet ilkeleriyle bağdaşmadığı gibi ceza zamanaşımı müessesesinin kabulünü gerekli kı lan nedenlere, özellikle istikrar ilkesine de aykırı olacağından içtihadın, hileli yolla üniversite ye giren bu kişilerin kayıtlarının, idari işlemin geri alınması yolu ile silinebileceği; ancak, öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 34 üncü maddesi ile disiplin suçlarının kovuşturulmasında zaman yö nünden getirilen sınırlama da gözönüne alınarak iki yıllık bir süre geçtikten sonra artık kayıt silme işleminin yapılamıyacağı yolunda birleştirilmesi gerektiği görüşü ile çoğunluk kararına karşıyız.
X X X — Çoğunluk kararında açık ve ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere kişilerin hilesi veya gerçek dışı beyanına dayalı olarak tesis edilen idari işlemler sahipleri lehine hiçbir hak bahşetmiyecekleri gibi kazanılmış hak kesinlikle doğurmazlar. Bu nedenle de yine çoğunluk kararında vurgulandığı gibi bu tür idari işlemler herhangi bir süre ile bağlı olmaksızın herzaman geri alınabilirler. Nitekim bu husus, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 gün ve 14 sayılı kararı ile hüküm altına alınmış olup bu defa sözkonusu hükmün değiştirilmesi doğrultusunda herhangibir görüşme ve tartışma açılmadığı gibi bu yolda bir oylama da yapıl mamıştır. Halböyle olunca kararın sonuç bölümünde "sakat işlemlerin idarece öğrenim süre si içinde geri alınması" ifadesine yer verilmesi gerek kararın kendi içinde gerekse 1973-14 sayılı içtihadın birleştirilmesi kararı ile çelişki teşkil etmektedir.
Yine çoğunluk kararında açıkça belirtildiği gibi kendi hilesi veya gerçek dışı beyanına dayalı olarak bir yükseköğretim kurumuna kaydı yapılan kişiler hukuken öğrenci sıfatı ka zanmamış ve dolayısıyla yüksek öğretim kurumları öğrencisi statüsü içine girmemiş olmaları nedeniyle bu kişiler için öğrenim süresinden söz edilemiyeceği gibi hukuken mevcut olmayan öğrencilik sıfat ve statüsü üzerine lehlerine yeni hukuki durumlar ve haklar asla inşa edilemez.
Ülkemizde yerleşik sisteme göre yükseköğretim kurumlarına öğrenci olarak girebilmek için iki temel koşul vardır. Birincisi lise veya muadili bir okuldan mezun olmak, ikincisi de üniversiteler arası seçme ve yerleştirme sınavına katılarak belli düzeyde başarılı olmak. Bu açıdan bakıldığında lise veya muadili bir okul mezunu olmayan kişinin yükseköğretim kurumlarına öğrenci olarak girebilme yönünden durumu ne ise üniversiteler arası seçme ve yerleştirme sı navına katılmayan kişinin durumu da odur.
Hernekadar içtihadın birleştirilmesine neden olan Danıştay Sekizinci Dairesi kararları nın tümünde öğrencilik kaydının silinmesi veya yükseköğretim kurulu ile ilişik kesme biçimin deki idari işlemler davalara konu edilmiş olmaları nedeniyle içtihadın birleştirilmesi kararının içeriği de bu işlemlerle sınırlı ise de; yine de kararın sonuç kısmında "öğrenim süresi içinde" ifadesine yer verilmiş olması ileride farklı anlamlara ve yorumlara yol açabileceğinden sakın calı görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle kararın sonuç bölümünde "herzaman" deyiminin yer alması ge rekirken "öğretim süresi içinde" ifadesine yer verilmiş olmasına karşıyım.