Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu, E. 1965/109, K. 1966/1, T. 12.02.1966
Künye
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire ya da kurul
- İçtihatları Birleştirme Kurulu
- Esas numarası
- 1965/109
- Karar numarası
- 1966/1
- Karar tarihi
- 12.02.1966
- Resmî Gazete
- 04.05.1966 tarihli ve 12290 sayılı
Kararın tam metni
Kişisel veriler kurallarla çıkarılmıştır; köşeli ayraç içindeki işaretler çıkarılan bilginin yerini gösterir.
(Resmî Gazete) Sahife: 3 geçen kararlarla, Başkanım Sözcüsünün düşüncesi ve Raportör Üyenin inceleme raporu ve konu ile ilgili mevzuat içtihadları Birleştirme K u r u lunca görüşülüp incelendi :
Dâva Daireleri Kurulunun 30/4/1965 tarih ve E : 1964/1749 ve K :
1965/1785 sayılı kararında; «4273 sayılı Subaylar Heyetine Mahsus Ter fi Kanununun 5611 sayılı kanunla değiştirilen 10 uncu maddesi - binba şılar için altı yıl (Havada, denizde beş yıl) - bekleme süresi tâyin ve tesbit etmiş bulunmasına ve mezkûr maddedeki - havada - ibaresiyle, k a nun koyucunun, uçucu personeli kasdettiği tabii olup dâvalı idarece ileri sürüldüğü veçhile yalnız hava kuvvetlerine mensup uçucu personele bu hakkı tanımak, zikredilen kanun maddesinin ruhuna aykırı olacağına, zira kara ve hava kuvvetleri tefrik edilmeksizin her i k i sınıfa mahsus uçucu personelin de aynı riske maruz bulunmalarına ve mezkûr madde hükmünün tedvininin, bu riski karşılama amacına matuf olduğu zahir bulunmasına binaen...» kara ordusu topçu uçucularının noksan bekleme süresinden faydalanmaları gerektiğine karar verildiği halde Beşinci Dairece verilen 31/5/1965 tarih ve E : 1965/2649 ve K : 1965/1196 sa yılı karar ile; «4273 sayılı Subaylar Heyetine Mahsus Terfi Kanununun 10 uncu maddesi ile tesbit edilen bekleme müddetlerinden 4460 sayılı k a nunla ilk defa hava tuğgenerallikte bekleme süresi i k i yıla indirilmiş ve 5611 sayılı kanunla da - binbaşılıkta bekleme müddeti altı yıl (Denizde, havada beş yıl) - hükmü kabul edilmiştir. Her i k i kanunun gerekçesin de, hava ordusu hizmetlerinin hususiyeti ve genç hava ordusu kuman danlarına olan ihtiyacın, 4273 sayılı kanunun 10 uncu maddesinde böy le bir değişikliğin yapılmasına lüzum gösterdiği belirtilmiştir. Mezkûr 10 uncu maddeye bir fıkra ekleyen 7417 sayılı kanun ile de denizde ve havada ibaresine vuzuh verilmiş - havada ibaresinin hava sınıfı uçucu subaylarını kapsadığı, tereddüde mahal bırakmıyacak surette açıklan mak istenmiştir. Diğer taraftan, vazıı kanun her sınıftan uçucuların hizmetin hususiyeti icabı maruz bulunduğu riski karşılamak için de ay rıca tazminat kanunları çıkarmış ve ilâveten 5434 sayılı kanunun 37 nci maddesi ile de itibari hizmet zammı kabul ...» edilmek suretiyle topçu uçucuları noksan bekleme süresinden faydalandırılmamış ve bu itibarla kararlar arasında uyuşmazlık meydana gelmiştir.
4273 sayılı Subaylar Heyetine Mahsus Terfi Kanununun 10 uncu maddesinin ilk metninde her rütbedeki subaylar, sınıf farkı gözetilmek sizin, aynı terfi süresine tabi iken mezkûr maddenin 4460 sayılı kanunla yapılan tadili sırasında «tuğgeneral» ve «tuğamiral» lerin üç yıllık terfi süresine karşılık «hava tuğgenerali» »için i k i yıllık bir terfi süresi k a bul edilmiştir.
Aynı kanunun 5611 sayılı kanunla değişik 10 uncu maddesinin 1 inci bendinde; subayların terfie hak kazanmaları için her rütbede fiili olarak en az bulunacakları süre aşağıda gösterilmiştir :
Üsteğmen 6 yıl (Hava, denizde beş yıl) Yüzbaşı 6 yıl (Havada 5 yıl) Binbaşı 6 yıl (Havada, denizde 5 yıl) Tuğgeneral, tuğamiral 3 yıl (Havada 2 yıl) ... «ve bu maddeye 7417 sayılı kanunla eklenen G fıkrasında ise; «bu maddenin 1 inci ben dindeki üsteğmen'in denizde ve havada, yüzbaşının havada, binbaşının denizde ve havada ve tuğgeneralin havada birer yıl noksan beklemeye tabi olacakları hükmünden; havada uçucular, denizde rütbelerine ait bekleme müddetlerinin en az üçte birini bilfiil gemide ve filo kuman danlıkları karargâhlarında hizmet etmek suretiyle geçiren deniz muha rip ve yardımcı sınıf subaylar istifade eder.» denilmektedir.
Yukarıki hükümlerde geçen (Havada) tabirinin anlam ve kapsa mının ne olduğunun tesbit ve tâyini k a r a ordusu topçu uçucularının da noksan bekleme süresinden faydalanıp faydalanamıyacağını göstere cektir.
Gerçekten Subaylar Heyetine Mahsus Terfi Kanununun 6743 sayılı kanunla değişik 11 inci maddesinin II numaralı bendinde, bilfiil uçucu olup uçuculuk kudretini kaybeden hava subaylarının hava kadrosu da hilinde faal kıta veya yer hizmetlerinde üstlerinden alacakları siciller ile kara ordusu emsali nasplarını geçmemek şartiyle terfi edeceklerinin be yan edilmesi ve aynı kanunun 17 nci maddesine bağlı terfi mahrutu ile ilgili cetvelde de «kara, deniz ve hava teşkillerindeki» ve «kara, deniz ve hava» tabirleriyle birlikte «her üç kuvvet emrinde» tabirinin kullanıl ması ve 5611 s a y ı l ı kanuna ait hükümet gerekçesinde «hava, deniz kuv vetlerine hizmet icabı olarak bugün mevcut olan ... bekleme süresi hük mü ipka edilmiştir...» denilmesi ve 10 uncu maddeye 7417 sayılı kanunla ilâve edilen G fıkrasında da noksan bekleme süresinde denizde deniz muharip ve yardımcı sınıf subayların istifade edeceğinin yazılı olması ve 5398 sayılı ve 4/1/1961 tarih ve 211 sayılı kanunlarla çeşitli mevzu atın incelenmesinden anlaşılacağı üzere Türk Silâhlı Kuvvetlerinin de kara, deniz ve hava kuvvetlerinden teşekkül etmesi gibi sarahat ve delâ letler Subaylar Heyetine Mahsus Terfi Kanununun 10 uncu maddesin deki (Havada) tabirinin lafız itibariyle hava kuvvetlerinde olarak anla şılmasını gerekli kılar.
Kaldı ki, yukarıda açıklandığı üzere 4273 sayılı kanunun 10 uncu maddesinin ilk şeklinde çeşitli rütbelerdeki kara, deniz ve hava subay larının terfi süreleri birbirinin aynı iken 4460 sayılı kanunla yapılan de ğişiklik ile, tuğgeneral ve tuğamirallerin üç yıllık terfi sürelerine kar şılık hava tuğgeneralleri için i k i yıllık terfi süresi kabul edilmiştir. B u tadil ile ilgili hükümet gerekçesi ve Millî Savunma Komisyonu mazba tasında, hava ordusu teşkilât ve kadrolarının tedricen genişletileceği, lüzumlu komuta eşhasının vaktiyle temini ve her türbede terfi için mu ayyen uçuşların bizzat yapılması mecburiyetinin de komuta eşhasının genç ve dinç elemanlardan mürekkep o l m a s ı n ı lüzumlu kıldığı ve bu sınıfın tercihan icap ettirdiği gençik çağlarında yüksek emir ve komuta mevkilerine getirilmelerinin sağlanacağı ve ihtiyaca binaen noksan bek leme süresinin tedvinine lüzum görüldüğü ifade edilmiştir. Aynı mad denin 5611 sayılı kanunla değiştirilen ve halen yürürlükte olan metni ile ilgili hükümet gerekçesinde de, hava ve deniz kuvvetlerinde hizme tin icabı olarak mevcut olan noksan bekleme süresinin ipka edildiği be lirtilmiştir. B u arada 4273 sayılı kanunun değişik 10 uncu maddesine H fıkrası ilâvesine dair bazı milletvekilleri tarafından yapılan ve bütçe ve plân komisyonunca «... (Havada) tabirine kara ve deniz kuvvetleri p i lot ve uçuculariyle deniz ve hava seyrisefer subayları da dahildir.» şek line konulan kanun teklifinin Millet Meclisinin 2/9/1963 tarihli birleşi minde cereyan eden görüşmeleri sırasında havada kıdemin hizmetin zor luğu ve yıpratıcılığı dolayısiyle verilmediği hava ordusu uçuculuğu ile kara ordusu uçuculuğunun nitelikçe birbirinden farklı olduğu ve topçu uçuculara da kıdem verilmesinin mahzurlu olduğu beyan edilerek k a nun teklifinin reddi hakkındaki bir takrir red ve fakat Personel Kanunu ile birlikte mütalâa edilmek üzere Komisyona iadesi hakkındaki diğer bir takrir kabul edilmiştir. Yukarıki açıklamalar (Havada) noksan bek leme süresinin havadaki hizmetin zorluğu ve yıpratıcı ve riskli olması dolayısiyle kabul edilmediğini de teyit etmektedir.
Kanun hükümlerinin yorumlanmasında kanun koyucunun o hükmü koyarken güttüğü gaye ve maksattan uzaklaşılmaması da hukuk esas larından bulunduğuna göre; havada terfi süresinin azaltılmasında, k a nun koyucu tarafından, kara ordusunda komuta mevkileri işgal etme yen topçu uçucularının ve uçuculuk riskinin gaye ve hedef ittihaz edil meksizin yalnız hava ordusunda her türbede uçuculuk yapılmasının ge rekli kıldığı genç ve dinç yaşta komuta eşhası sağlamak maksadı güdül düğünün dikkatten uzak tutulmaması gerekmektedir.
Sonuç : 4273 sayılı kanunun 5611 sayılı kanunla değişik 10 uncu maddesindeki (Havada) tabirinin hava kuvvetlerinde anlamında olup h i zasında yazılı terfide noksan bekleme süresinden hava kuvvetleri uçu cularının faydalanacağına ve bu sebeple içtihadın Beşinci Dairenin 31/5/1965 tarih ve E : 1965/2649 ve K : 1965/1196 sayılı kararı veçhile birleştirilmesine 12/2/1966 tarihli toplantıda üçte i k i çoğunluk sağlana madığından 19/2/1966 günlü toplantıda salt çoğunlukla karar verildi.
Ne 4273 sayılı kanunda, ve de onu değiştiren kanunlarda (Havada) sözünün (Hava Kuvvetinde) yerine kullanıldığını gösterir açıklık var dır. Gerekçeler de böyledir.
Bazı Milletvekillerince verilen, komisyonlarca kabul edilip Genel Kuruldan (Bu mesele Personel Kanunu ile çözümlenecektir) gerekçesiyle çevrilen tasarı ise olumlu bir delil değildir.
B i r fazla yıpranmayı, bir ağır riski 'karşılamak üzere kabul edil diği açık olan (Kısa süre bekleme) avantajının; yorum ilkelerine uyma yan, hukuki değeri çok şüpheli istidlallerle yalnız bir uçucu kitleye bah şetmek yersizdir.
B u sebeple çokluk kararma karşıyız ve içtihadın Dâva Daireleri Kurulu kararma göre birleştirilmesinin kanuna uygun düşeceğine ina nıyoruz.
ÖZETİ : Türkiye'den dış memleketlere ihraç edi len düşük kaliteli mallar karşılığında yapılan it halâttan, kambiyo satış primi tahsil edilmesi lâ- E . No : 1965/109 zım geldiği hakkında Danıştay İçtihatları Birleş-
Türkiye'den dış memleketlere ihraç edilen düşük kaliteli mallar karşılığında, dış ülkelerden yurda yapılan ithalâttan 4/8/1958 tarihinde Sahife:
yürürlüğe giren Türk Parası Kıymetini Koruma hakkındaki 15 sayılı Kararın neşrinden evvel memlekete fiilen ithal edilmemiş olan malların bu tarihten sonra ithallerinde, ilgililerden, kararın geçici 3 üncü mad desi delaletiyle ikinci maddesine tevfikan kambiyo satış primi alınıp, alınamıyacağı konusunda Danıştay Sekizinci Dairesinin 2/1/1961 gün esas N o : 1960/1867, K a r a r N o : 1861/2 sayılı karariyle, Dâva Daireleri Genel Kurulunun 24/3/1961 gün ve Esas N o : 1958/713, Karar N o : 279 sayılı kararları arasında aykırılık bulunduğundan, bu aykırılığın 521 sayılı D a nıştay Kanununun 46 nci maddesine göre İçtihadların birleştirilmesi yolu ile çözümlenmesi Danıştay Birinci Başkanlığınca istenmesi üzerine, konu ile ilgili kararlar, Başkanun Sözcüsünün düşüncesi ve Raportörün raporu ile bu işle ilgili mevzuat incelendi :
1 — Sekizinci Dairece verilen 2/1/1961 gün ve Esas No : 1960/1867, Karar N o : 1961/2 sayılı kararda :
«Davacının düşük kaliteli tütünlerin ihracı imkânını teminen, bu tütünler karşılığında gerek doğrudan doğruya ihracatçısı tarafından, ge rekse ahar bir kimse tarafından yurda döviz olarak değil, ancak mal olarak usulü dairesinde alınmış ithal müsaadesine istinaden dâva mev zuu ham maddeyi ithal ettiği ihtilaflı değildir. İhtilâf; muamelenin te kemmülünden sonra yurda fiilen ithali henüz yapılmadan 4/8/1958 tari hinde mer'iyete giren Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkındaki 15 sa yılı kararın muvakkat 3 üncü maddesi hükmünün bu nevi ithal keyfiye tine de şâmil olup, olmadığı hususundan doğmaktadır.
Mezkûr muvakkat 3 üncü madde açık olarak aynen : B u kararın neşri tarihinden önce dövizleri satılmış veya Türk parası karşılıkları yetkili bankalara yatırılmış olup, henüz memlekete ithal edilmemiş olan malların ithalinde alâkalılar kararın ikinci maddesinde yazılı esaslar dairesinde kambiyo satış pirimi ödemek mecburiyetindedirler;
Dâva mevzuu hâdisede düşük kaliteli tütünlerin ihracının temin etmek maksadiyle, istisnaen bu tütünler karşılığında yurda mal olarak ithal olunan ham maddelerin muvakkat 3 üncü maddede derpiş olun duğu üzere kararnamenin neşri tarihinden önce dövizleri satılmış veya Türk parası karşılıklarının yetkili bankaya yatırılmış olduğu iddia edil meyip, sadece bu ithal keyfiyetinin, netice itibariyle bir nev'i mahsup muamelesi olabileceği istidlal ve muakale yolu ile ileri sürülmekte ve fakat sarih bir metne istinat edilmemektedir.
Halbuki malt külfeti istilzam eden hükümlerin tanzim ve isdarı selâhiyetinin Anayasa'nın mutlak olarak kendisine hasr ve tahsis et tiği teşri uzvun çıkardığı mali kanun hükümlerinin dahi istidlal yolu ile tevsi ve teşmiline cevaz bulunmamaktadır.
Diğer taraftan dâvâlı idarenin mesnet olarak ileri sürdüğü mez kûr kararnamenin mer'iyet tarihinden evvelki vaziyetler hakkında müs takil bir hükmü muhtevi bulunmamakta ve muvakkat 3 üncü maddede işbu maddedeki şartların tahakkuku halinde bu maddede derpiş edilen malların kambiyo satış piriminin ne suretle hesap edileceği, hangi esas üzerinden ödeneceği bakımından atıf yapıldığı açıkça anlaşılmaktadır.
B u sebeple davacı hakkında müttehaz karar ve muamelenin iptaline» denilmek;
2 — Dâva Daireleri Genel Kurulunca verilen 24/3/1961 gün ve Esas N o : 1958/713, K a r a r No : 1961/279 sayılı k a r a n da «Davacı;
iadesini istediği 3466 lira 81 kuruş pirimi 22/9/1958 tarihinde ödediğine ve d â v a s ı n ı da 17/12/1958 tarihinde açtığına göre süre aşımı ve Teşki lâtı Esasiye Kanununun 6 nci maddesine göre, Büyük Millet Meclisi teşri salâhiyetini bizzat kullanmak mecburiyetinde olduğundan dâva konusu tasarrufun teşri bir tasarruf olduğu iddiaları varit görülmemiştir.
fındık İhracı karşılığında gerek doğrudan doğruya ihracatçısı tarafından ve gerekse ahar bir kimse tarafından yurda mal ithali suretiyle usulü dairesinde dâva mevzuu ham maddeyi ithal ettiği ihtilaflı değildir.
İhtilâf, muamelenin tekemmülünden sonra yurda fiilen ithali he nüz yapılmadan 4/8/1958 tarihinde yürürlüğe giren Türk Parası Kıy metini Koruma hakkındaki 15 sayılı Kararın muvakkat 3 üncü maddesi hükmünün bu nev'i ithal keyfiyetine de şâmil olup, olmadığı hususun dan doğmaktadır. Mezkûr muvakkat 3 üncü maddede açık olarak ay nen; (Bu kararın neşri tarihinden önce dövizleri satılmış veya Türk l i rası karşılıkları yetkili bankalara yatırılmış olup henüz memlekete it hal edilmemiş malların ithalinde alâkalılar kararın 2 nci maddesinde yazılı esaslar dairesinde kambiyo satış pirimi ödemek mecburiyetinde dirler.) hükmünü taşımakta olup, bu maddenin atıfta bulunduğu 2 nci maddenin 1 inci fıkrasiyle, işbu kararın neşri tarihinden itibaren yapı lacak her türlü döviz satışlarında bankalarca, alâkalılardan dövizlerin Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından tesbit edilen satış f i - yatlarına ilâveten beher A . B. D. doları itibariyle 620 kuruş kambiyo sa tış pirimi tahsil edilir ve 3 üncü fıkrası ile de; (Mahsup suretiyle vâki muamelelere mütaallik döviz satışları da yukarıki fıkralar ahkâmına tabidir.) diye hüküm sevkedilmiş bulunmaktadır.
Hâdisede bahis konusu kararın neşri tarihinden önce açık bir döviz satış muamelesi bulunmamakla beraber mahsup suretiyle bir döviz sa tışı bulunduğu duruşmada verilen teknik izahattan anlaşılmıştır.
Nitekim Türk Parası Kıymetini Koruma hakkında 14 sayılı kararın 20 nci maddesine göre ticari ve gayrî ticari her türlü menabiden tahassül eden bilcümle dövizler, Maliye Bakanlığı emrinde olup, döviz tahsisleri ve sarfiyatı, ihtiyaçların nev'ine ve ehemmiyetine göre tan zim ve icra edilir. Davacıya da fındıkların ihracından husule gelen dö vizler, bu husustaki mevzuata tevfikan iktisap ettiği ithal hakkına mu kabil yetkili mercilerce hesaben tahsis edilmiş ve böylece mahsup su retiyle bir döviz satış muamelesinin cereyan ettiği tahakkuk etmiştir.
B u sebeple 15 sayılı kararın muvakkat 3 üncü maddesi delaletiyle 2 nci maddenin tatbiki suretiyle yapılan muamelede bir yolsuzluk gö rülmediğinden dâvanın reddine» karar verilmek suretiyle i k i ayrı hü küm tesis edilmiş bulunmaktadır.
B u konuda yapılan müzakereler sonucunda : 1715 sayılı Kanunun 37 nci maddesine tevfikan T. C. Merkez Bankası tarafından tesbit edi len döviz fiyatlarına ilâveten beher A . B. D. doları başına 620 kuruş kambiyo satış pirimi tahsiline, 1567 sayılı Kanunun 6258 sayılı Kanun la değişik 1 inci maddesine tevfikan çıkarılan 2/8/1958 tarihli ve 4/10641 sayılı Kararname ile yürürlüğe konulan Türk Parası Kıymetini K o r u ma hakkındaki 15 sayılı kararla derpiş edilmiştir.
Kambiyo satış pirimi ihdasına ait mezkûr kararın 2 nci maddesi nin 1 inci fıkrasında (İşbu kararın neşri tarihinden itibaren yapılacak her türlü döviz satışlarında, bankalarca, alâkalılardan, dövizlerin T. C. Merkez Bankası tarafından tesbit edilen satış fiyatlarına ilâveten beher A . B . D . doları itibariyle 620 kuruş kambiyo satış pirimi tahsil edilir.)
hükmü bulunduğu gibi 3 üncü fıkrasında da (Mahsup sureti ile vâki muamelelere mütaallik döviz satışları da yukarıdaki fıkralar ahkâmına tabidir.) denilmekte ve kararın geçici 3 üncü maddesinde (Bu kararın neşri tarihinden önce dövizleri satılmış veya Türk lirası karşılıkları yetkili bankalara yatırılmış olup, henüz memlekete ithal edilmemiş olan malların ithalinde, alâkalılar kararın 2 nci maddesinde yazılı esaslar dairesinde kambiyo satış pirimi ödemek mecburiyetindedirler. Sözü edi len pirimler tediye olunmadan gümrüklerden malların ithaline müsaade edilmez.) kaidesi konulmuştur.
28/2/1955 tarihli ve 4/5842 sayılı Kararla yürürlüğe konulan Türk Parası Kıymetini Koruma hakkında 14 sayılı Kararın 11 inci madde sinde (Memlekete getirilmesi mecburi dövizleri, bu mecburiyette bulu nanların ihtiyaçları için tahsis edilen dövizlerle mahsup etmeğe Maliye Bakanlığı veya yetkili kılacağı merciler salahiyetlidir.); 20 nci madde sinde (Ticari, veya gayri ticari her türlü menabiden tahassül eden bilcümle dövizler Maliye Bakanlığı emrinde olup, döviz tahsisleri ve sarfiyatı, ihtiyaçların nevine ve ehemmiyetine göre tanzim ve icra edi lir. Türkiye'de mukim hakikî ve hükmi şahısların yabancı memleket lerde bulunan dövizleri ile, hariçte herhangi bir tediye yaptırmaları ve ya bu dövizleri başkalarına devir ve ciro etmeleri veya bu dövizler üzerinde herhangi bir muamele ifa eylemeleri Maliye Bakanlığının önce den müsaadesine tabidir.
21 inci maddesinde (Türkiye'de hakikî ve hükmi şahıslar önceden izin almadıkça Türkiye'ye dahil veya haricindeki dövizleri ile, hariç teki her türlü kıymet, hak ve alacaklarını Türkiye'de mukim diğer ha kikî veya hükmi şahıslara devredemezler, satamazlar, mezkûr şahıs lar namına hariçten tevdiat yapamazlar veya yaptıramazlar, hariçten tediye yapılmasını mümkün kılacak vesaik ve evrak tanzim edemezler.)
31 inci maddesinde (Yabancı memleketlere bir defaya mahsus olsa dahi her türlü mal ihraç edenler, bu malların bedelini teşkil eden dö vizleri Türkiye gümrüklerinden fiilî ihraç tarihinden itibaren en geç 3 ay zarfında yurda getirmeye ve her halükarda emirlerine geçtiği tarih ten itibaren en çok 15 günde Türkiye'deki yetkili bir bankaya satmaya mecburdurlar.)
Koruma hakkında 14 sayılı K a r a r a ek 17/12/1955 tarih ve 4/6328 sayılı Kararda resmî ve hususi sektörlerin döviz ihtiyaçları ile ticari ve gayri ticari döviz gelirlerinin yıllık muhammenatını gösterir döviz cetvellerini tanzime, adı geçen sektörlere yapılacak tahsislerle kredili muamelelere ve T. C. Merkez Bankasınca ay içerisinde icra edilecek transferleri ihtiyaçların nev'ine ve ehemmi yetine göre tesbite Maliye, Ticaret, Sanayi, Gümrük ve İnhisarlar, B a - Davacının; fındık ihracı karşılığında gerek doğrudan doğruya ihracatçısı tarafından ve gerekse ahar bir kimse tarafından yurda mal
(Resmî Gazete) Sahife: 5 yındırlık Bakanları ile Başbakan tarafından tâyin edilecek bir Devlet Bakanı memur edilmiş ve bu komite memleketin mübrem ihtiyaçlarını Ve döviz gelirlerini nazarı itibare alarak tahsisler yapmayı, ihracattan tahassül eden dövizleri ithalât bedellerinin ödenmesine tahsis etmeye ve bu suretle mahsup işlemlerini yürütmekle görevlendirilmişlerdir.
M a l ihracında ana prensip ihracatı mütaakip vesaik (Konşimento, fatura, menşe şahadetnamesi gibi) yukarda açıklanan hükümlere uygun olarak Maliye Bakanlığınca yetkili kılınan bankaların mesuliyet ve ke faleti altında tahsile gönderilir. İhracatçı hiçbir suretle mal bedelini teş k i l eden dövizler üzerinde tasarrufta bulunamaz.
B i r kısım ihraç mallarımızın dünya piyasasındaki fiyatlar üzerinde satışı kabil olmadığından ihraç imkânını sağlamak maksadı ile ithal mallarındaki kıtlığın doğurduğu pirimlerden istifade etmek sureti ile düşük kaliteli fındık, tütün, krom gibi malların ihracında elde edilecek dövizlerin, bazı şartlarla ithalâtçıya satışına ihracatçı mezun kılınmış tır. İthalâtçı ise ihracatçıdan satın aldığı dövizi tıpkı T. C. Merkez Ban kasından satın alınmış gibi 14 sayılı Kararın 41 ve mütaakip maddeleri ile tesbit edilen esaslar içinde ithalâtta kullanılır ve bu suretle de mah sup muamelesi cereyan etmiş olur.
İhracat hesaplan, mukabil ithalât vesaikına istinaden kapatılabilmekte, ihracatçı ihracat bedeli mukabilide alâkalı kambiyo mercii nezdinde borçlanmış olduğu döviz hesabını kapatabilmesi için ithalât vesai kim ilgili kambiyo merciine tevdi eylemek, aksi takdirde dövizleri muay yen süre içinde yurda getirmek mecburiyetindedir.
B u itibarla 4/8/1958 tarihinde yürürlüğe giren Türk Parası Kıy metini Koruma hakkındaki 15 sayılı Kararın neşrinden evvel memlekete fiilen ithal edilmemiş olan malların, bu tarihten sonra ithallerinde alâ kalıların, kararın geçici 3 üncü maddesi delâleti ile 2 nci maddesinde tevfikan kambiyo satış pirimi ödemeleri gerektiği neticesine ulaşılmış olduğundan İçtihadın Dâva Daireleri Genel Kurulunun (Dâva Daireleri Kurulu) 24/3/1961 tarihli ve Esas No : 1958/713, K a r a r N o : 1961/279 sayılı K a r a n dairesinde birleştirilmesine 12/2/1966 gününde 521 sayılı Danıştay Kanununun 24 üncü maddesine göre üçte i k i oyçokluğu ile karar verildi.
Düşük kaliteli malların ihracını temin etmek maksadı ile, İstisnaen bu mallar karşılığında yurda ithal olunan ham maddelerin Türk Parası Kıymetini Koruma hakkındaki 15 sayılı Kararın geçici 3 üncü maddesinde derpiş olunduğu üzere kararnamenin neşri tarihinden önce dövizleri satılmış veya Türk parası karşılıkları yetkili bankaya yatırılmış olduğu iddia edilmeyip sadece, bu ithal keyfiyetinin, netice itiba riyle bir nev'i mahsup muamelesi olabileceği istidlal ve muakale yolu ile ileri sürülmekte ve fakat sarih bir metne istinad edilmemektedir.
Halbuki malî külfeti istilzam eden hükümlerin tanzim ve isdarı salâ hiyetinin Anayasa'nın mutlak olarak kendisine hasr ve tahsis ettiği teşriî uzvun çıkardığı malî hükümlerinin dahi istidlal yolu ile tevsi ve teşmiline cevaz bulunmamaktadır.
Diğer taraftan dâvâlı idarenin mesnet olarak ileri sürdüğü mezkûr karanamenin 2 nci maddesi, kararnamenin mer'iyeti tarihinden evvelki vaziyetler hakkında müstakil bir hükmü muhtevi bulunmamakta ve muvakkat 3 üncü maddede işbu maddedeki şartların tahakkuku halin de bu maddede derpiş edilen malların kambiyo satış piriminin ne suretle hesap edileceği, hangi esas üzerinden ödeneceği bakımından atıf yapıl dığı açıkça anlaşılmaktadır.
B u itibarla İçtihadın 8 inci Dairenin 2/1/1961 gün ve Esas N o : 1960/1867, K a r a r No : 1961/2 sayılı K a r a n dairesinde birleştirilmesi gerektiği oyu ile karara kargıyız.
Ege Üniversitesi Rektörlüğünden Ege Üniversitesi Radyoizotop Araştırma Merkezi Yönetmeliği Amaç ve kuruluş :
Madde 1 — Ege Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olmak üzere, Üni versitenin radyoizotop araştırmaları ile ilgilenecek fakülteleri ile doğru dan doğruya Rektörlüğe bağlı yüksek okulların, radyoizotoplarla ilgili araştırmalarda bulunabilmeleri amacı ile «Ege Üniversitesi Radyoizotop Araştırma Merkezi», kısaltılmış adı «EÜRIAM» kurulmuştur.
EÜRIAM'ın yönetimi ve çalışması bu Yönetmelikteki esaslara göre düzenlenir.
Madde 2 — EÜRIAM'ın çalışma ve yönetimi, bu konu ile ilgilenen her fakültenin, profesörler kurulunca seçeceği ikişer ve Rektörlüğe bağlı yüksek okulların birer öğretim üyesi adayları arasından i k i yıl için, Se natoca gizli oyla seçilecek beş öğretim üyesi ile, müşavir olarak katıla cak sekreter ve teknik uzmandan oluşmuş, yönetim kurulunca sağlanır.
İki yıl sonunda, evvelce seçilen öğretim üyelerinin, aynı yollarla tekrar seçilmesi caizdir.
Madde 3 — Yönetim Kurulu kendi üyeleri arasından birini, gizli oyla, iki yıl için, Yönetim Kurulu Başkanı ve EÜRIAM Direktörü olarak seçer.
Madde 4 — Direktör, Yönetim Kurulunca alınacak prensip karar larına göre EÜRIAM'ın işlerini yürütür. Alınmış kararları uygular. Büt çe hazırlıklarını yapıp, Yönetim Kurulunun onayına ve bundan sonra Rektörlüğe sunar. Direktör, EÜRIAM'ın işlerinin düzenli yürümesi ve verilen çalışmaların yapılmasında Yönetim Kuruluna karşı birinci dere cede sorumludur.
Direktör, herhangi bir sebeple geçici olarak vazifesinden ayrıldığı takdirde, üyelerden birini kendisine vekil tâyin eder.
Madde 5 — EÜRIAM, Yönetim Kurulu normal olarak her i k i ayda bir Direktörün vâki daveti üzerine toplanır. EÜRIAM'ın çeşitli genel hizmetleri ile ilgili malî ve idari meselelerini inceler ve karara bağlar.
Gerekli tedbirleri alır ve ek yönetmelik tasarılarını hazırlar, bütçe çalışmalarını karara bağlar. Direktörlüğe uygulanmak isteği ile gelmiş araş tırma projelerini inceler ve bunlar hakkında gerekli kararlan verir.
Yönetim Kurulu, Direktörün lüzum göstereceği hallerde veya 3 üyenin yazılı isteği üzerine belirtilen günlerde olağanüstü toplanır.
Madde 6 — Sekreter, Yönetim Kurulu k a r a n ve Rektörün onayı ile atanır. Sekreter, Yönetim Kurulunun raportörlüğünü yapar. Direktörün EÜRIAM ile ilgili işlerinde yardımcısıdır. Kendisine bağlı personel ile, merkezin alım, satım, ayniyat, ambar, demirbaş işlerini düzenler. Mer kezle ilgili her türlü yazışmaların düzenle yapılmasını sağlar. Merkezin teknik personelinin, merkezde uygulanan araştırmalarda tam yararlı olması için teknik uzmanın vereceği raporlara uygun olarak çalışma dü zenini sağlar. Gerekli tedbirleri teklif edip, Direktörün onayından sonra uygular.
Madde 7 — Direktör, her yıl Mart ayı başında merkezin çalışmaları, uygulanan proje ve gelecek yıl için tasarlanmış çalışmalar hak kında geniş bir raporu, Yönetim Kuruluna sunar. Rapor, Yönetim K u rulunda incelendikten sonra, Senatoya gönderilir.
Madde 8 — EÜRIAM için gerekli yıllık giderler ve yatırımlar, kar şılıkları ile, gerekli eleman kadroları Rektörlük bütçesinde özel bir bö lümde yer alır.
Madde 9 — Her yıl bütçenin özel bölümünde yer alan cari ve ya tırım giderlerinin harcanması Yönetim Kurulunca hazırlanan program lar çerçevesi içinde Direktör tarafından yapılır. B u harcamalarda Direk tör ita âmiri, sekreter tahakkuk memurudur.
Madde 10 — EÜRIAM ile ilgili her türlü satmalına ve tahakkuk iş lerinde Üniversiteye bağlı diğer fakültelerdeki usuller aynen uygulanır.
Madde 11 — EÜRIAM Yönetim Kurulunun teklifi ve Rektörlüğün onayı ile merkeze bir teknik uzman atanır. Uzman, bu sahada yeter tecrübe ve bilgiye sahip, Üniversite mezunu yerli ve yabancı talipler arasından tâyin edilir.
Benzer kararlar
Benzerlik yalnız kurallarla hesaplanır: aynı daire, kurul ya da karar türü, ortak kanun maddesi atıfları ve ortak terimler. Yapay zekâ kullanılmaz.