İçeriğe atla
Mire Hukuk

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu, E. 1969/11, K. 1970/30, T. 21.11.1970

Sonuç: İçtihat birleştirildi

Künye

Mahkeme
Danıştay
Daire ya da kurul
İçtihatları Birleştirme Kurulu
Esas numarası
1969/11
Karar numarası
1970/30
Karar tarihi
21.11.1970
Resmî Gazete
31.03.1971 tarihli ve 13795 sayılı

Sonuç, kararın hüküm bölümünden kuralla okunmuştur; bağlayıcı olan karar metnidir.

Kararın tam metni

Kişisel veriler kurallarla çıkarılmıştır; köşeli ayraç içindeki işaretler çıkarılan bilginin yerini gösterir.

Sahife • 2 (Resmî Gazete)

31 MART 1971

nunu ile yükseltilmede objektif bir sisteme gidilmiş; başarı derecesin) tayinde sadece Yargıtay'dan alınan notlara bağlı kalınmak istenme­ miş; hâkimin ehliyet ve faaliyet derecelerinin aynı nispette nazara alınacağı hususunun belirtilmesine bilhassa itina edilmiştir.

1934 yılında yürürlüğe giren Hâkimler Kanununun yükselmeğe ilişkin hükümlerinin gerek o tarihte mevcut Ayırma Meclisi ve Ayır­ ma Meclisi Genel Kurulu tarafından uygulanması sırasında, gerekse 45 sayılı Yüksek Hâkimler Kurulu Kanunu yürürlüğe girdikten son­ ra bu Kurulca yapılan uygulamada, 39 uncu maddeye göre yüksel­ meğe lâyık olduklarına karar verilenlerin, devamı maddeler uyarınca (Yükselmeğe lâyık, tercihli yükselmeğe lâyık veya mümtaz olarak yükselmeğe lâyık olmak üzere) liyakat dereceleri tayin edilirken, hiz­ metin gereklerine de uygun şekilde, ilgilinin ahlâkı, çalışkanlığı ve eh­ liyeti gözetilmiş; diğer deyişle 39 uncu maddede aranan koşullar 40-43 üncü maddeler uygulanırken de daima nazara alınmıştır.

1970 yılı için geçerli olan Yüksek Hâkimler Kurulunun 23 Şubat 1970 günlü Resmî Gazete'de yayımlanan kural niteliğindeki kararın­ da, ilk önce Hâkimler Kanunun 39 uncu maddesinde yazılı nitelik­ lere göre hâkimin yükselmeğe lâyık olduğuna karar verildikten sonra;

yükselmeğe lâyık, tercihli veya mümtaz olarak yükselmeğe lâyık ol­ duklarını tayinde 39 uncu maddede yazılı niteliklere birlikte Yargı­ tay'dan alınan not oranının değerlendirileceği tespit edilmiştir. Aynı günlü Resmî Gazete'de yayımlanan Yüksek Savcılar Kurulu kararının 5 numaralı bendinde de, C. Savcı ve yardımcılarının «... tercihan veya mümtazen yükselmeğe lâyık olabilmeleri için... yukarıki bendlerde ya­ zılı oranlarda not alma kâfi olmayıp kişisel hal ve ahlâkî gidişleriyle de temayüz etmeleri gerekli bulunduğundan sicil dosyalarındaki bü­ tün belgeler, not durumları ve maddî eserlerle sağlanan başarı so­ nucunu tamamlayıcı nitelikte olmak lâzımdır. » esası konurken, yüksel­ me derecesini tayinde C. Savcısının nitelikleri bir bütün halinde de­ ğerlendirmeğe tabi tutulmaktadır.

Gene faaliyet ve gayreti teşvik etmek ve hâkimlerin yeterince ça-- hşmalarmı ve iş çıkarmalarım sağlamak üzere Yüksek Hâkimler Ku­ rulu, kurul niteliğindeki bu kararında, yükselme sıralarını tespit için hâkimlerin Yargıtay'dan aldıkları iyi not oranları tek rakam halin­ de almamış; miktarı ve mahiyeti itibariyle iş çıkarmakta üstün başarı sağlayan hâkimlerin tercihli veya mümtaz olarak terfi için gerekli iyi not oranı daha düşük tutulmak suretiyle gösterdikleri üstün mesai değerlendirilmek istenmiş; buna mukabil teraküme sebebiyet veren­ lerin not oranı müsait olsa bile (C) defteri yerine (B) detteriyle yük­ seltilmeleri öngörülmüştür.

Diğer taraftan 2556 sayılı Hâkimler Kanununun özlük işlerine ilişkin hükümleri incelendiği zaman bir hâkim veya savcının ahlâk, bilgi ve çalışkanlığının daima bir arada gözetildiği görülür. Liyakat derecesini tayın safhasında da farklı bir uygulamayı haklı gösterecek bir sebep bulunmamaktadır Hâkimler Kanununun değişik 39 uncu maddesine göre bir hâkimin yükselmeğe lâyık olduğuna karar verilir­ ken nazara alınan niteliklerden hâkim veya savcının liyakat derece­ sinin tayini' sırasında ancak bir kısmı ile yetinmek, örneğin Danıştay Dava Daireleri Kurulunun 10/11/1967 günlü, esas 1966/855, karar:

1967/1024 sayılı kararında olduğu gibi Yargıtay'dan alınan notlar veya maddî eserler dışında bir unsurun esas alınmasına imkân olmadığı gibi bir kısıtlamaya gitmek, her haliyle bir işin ehli olma anlamına ge­ len «Liyakat» sözü ile bağdaşamayacağı gibi, bu hal yasa koyucunun güttüğü amaca ve bugüne kadarki müstakar uygulamaya da aykırı düşer.

Gerçekten Hâkimler Kanununun değişik 41 inci maddesinde mümtaz olarak terfi için Yargıtay'dan alınan notlardan ve maddî eser­ lerden bahsedilmekle beraber, gene liyakat derecesinin tespitine ve tercihli terfie ilişkin bir sonraki 42 nci maddede hâkimin «Vasatı liyakattan üstün bir liyakat» göstermesi ile yetinilmiş; liyakat dere­ cesini tayinde sadece not, maddî eser, yabancı lisana vuku! gibi belli niteliklerle bağlı kalınmamıştır. Bu haliyle, Hâkimler Kanununun de­ ğişik 39 uncu maddesine göre ilgilinin yükselmeğe lâyık olduğuna ka­ rar verildikten sonra, liyakat derecesi tayin edilirken Yargıtay'dan geçen dosyalardan alman notlarla yetinmede ve o hâkimin veya C. Savcısının objektif ölçüler içinde sicilinin, özellikle ahlâkî gidişinin ve çalışkanlığı derecesinin de değerlendirilerek buna göre bir sonuca varılmamasında hukukî isabet görülmemektedir.

Ayrıca, bu yol­ da teessüs edecek içtihadın Anayasa Mahkemesi, Yüksek Hâkim­ ler Kurulu, Yüksek Savcılar Kurulu, Adalet Bakanlığı gibi mah­ keme ve kuruluşlarda hâkim ve savcı statüsünde çalışan ve Yargı tay'dan not almayan hâkim, savcı ve Adalet Müfettişlerinin, hiç de­ ğilse mümtaz olarak terfilerini hemen hemen imkânsız hale getire­ ceği bir vakıa olması karşısında 10/11/1967 günlü Dava Daireleri Ku­ rulu kararı istikametinde İçtihadın Birleştirilmesinde bu yönüyle de hizmet icaplarına uyarlık bulunmamaktadır.

SONUÇ:

Yukarıda yazılı nedenlerle Yüksek Hâkimler veya Yüksek Sav­ cılar Kurulu bir hâkim veya savcının Hâkimler Kanununun değişik 39 uncu maddesine göre yükselmeğe lâyık olduğuna karar verdikten sonra, devamı maddelere göre liyakat derecesi tespit edilirken yalnız Yargıtay'dan aldığı notlan veya maddî eserleri gibi kayıtlarla bağlı olmayıp, bu safhada da kurulca ilgilinin sicilinin ve 39 uncu mad­ dede yazılı niteliklerü m gözönünde tutulması suretiyle liyakat dere­ cesinin (Yükselmeğe lâyık, tercihli veya mümtaz olarak yükselmeğe lâyık olmak üzere) tespit edileceğine dair Danıştay Dava Daireleri Kurulunun 8/4/1966 gün'ü, esas: 1965/318, karar: 1966/448 sayılı;

5/4/1968 günlü, esas 1966; 205, karar: 1968/273 sayılı ve 10/5/1968 gün­ lü, esas: 1967/420, karar: 1968/384 sayılı kararları dairesinde İçtiha­ dın Birleştirilmesine 7/11/1970 gününde üçte ikiyi geçen oyçokluğu ile karar verildi.

AZLIK OYU

X — 2556 sayılı Hâkimler Kanununun 5457 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle değişik 39 uncu maddesi, «Ayırma Meclisinin, 29 uncu madde uyarınca; hazırlanan defterlerde adları yazılı olanların, ahlâki gidişlerini, meslekî bilgi ve anlayışlarını ve gayret çalışkanlıklarını ve gelen işler ile neticelendirdikleri işler arasındaki nispeti, yukarıdaki maddelerde yazılı üst mercilerin kendi haklarında verdikleri bilgiye ve siyret varakaları ve raporlara ve Yargıtay Daireleri ve Genel Ku­ rul ve Başsavcılık notlarına ve kendilerinin 34 üncü maddede yazılı belgelerine bakılarak yükselmeğe lâyık olup olmadıklarına karar vere­ ceğini, 40 ıncı maddesi de Ayırma Meclisinin yükselmeğe lâyık gördüğü kimseleri A — Yükselmeğe lâyık, B — Tercihli Yükselmeğe lâyık, C — Mümtaz olarak yükselmeğe lâyık olmak üzere üç kısma ayıraca­ ğını, 41 inci maddesi, mümtaz olarak terfie lâyık sıfatının 40 ıncı mad­ desinin A bendinde yazılı «Terfie lâyık olanların vasatî liyakatlarından çok yüksek bir liyakat derecesine malik olduklarına Temyiz Mahke­ mesinden aldıkları notlarla veya maddî eserlerle kanaat getirilenlere verileceğini» açıklamış bulunmaktadır.

Bu hükümler karşısında adı geçen Kanunun 39 uncu maddesi ge­ reğince yükselmeye lâyık olduklarına karar verilen Hâkim ve Cumhu­ riyet Savcılannın müteakip 40, 41, 42 nci maddelerine göre (Yüksel­ meğe lâyık, tercihan yükselmeğe lâyık veya mümtazen yükselmeğe lâ­ yık) olmak üzere ayırımları yapılırken Temyiz Mahkemesinden aldık­ ları notlar ve maddî eserleri dışında 39 uncu maddede yazılı sicil du­ rumunun ve diğer unsurların yeniden esas alınmasına lüzum ve im­ kân yoktur.

Bu sebeple İçtihadın Dava Daireleri Kurulunun bu yoldaki 10/11/1967 tarih ve E : 1966/855, K : 1967/1024 sayılı kararı dairesinde birleştirilmesinin uygun olacağı yolu ile karara karşıyız.

E. No: 1969/11

ÖZÜ: Emekli Sandığı Yönetim Kurulunun

K. No: 1970/30

5434 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin (ç) ben­ dine dayanan bilcümle olumlu olumsuz karar lan aleyhine aynı Kanunun, 9 uncu maddesi nin (b) bendine göre itiraz yolu ile Maliye Ba kanlığına gidileceği hakkında.

DANIŞTAY İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME KURULU KARARİ

Malul aylığı talebi T. C. Emekli Sandığı Yönetim Kurulu tara fmdan ret edilmesi üzerine ret kararının ilgiliye tebliği tarihinden iti baren 5434 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin (ç) bendi uyarınca, tah sise müteallik bu olumsuz karara karşı aynı Kanunun 9 uncu mad desinin (b) bendine göre 30 günlük süre içinde Maliye Bakanlığım itirazda bulunulmaksızın Danıştay'da açılan davanın reddi hakkın daki 5 inci Dairenin 22/6/1964 gün ve esas 1961/2338, karar 1964/281' sayılı kararı ile, emeklilik aylığı bağlanması isteğinin, Emekli San dığı Yönetim Kurulunca reddine dair verilen karar aleyhine ayn Kanunun 9 uncu maddesinin (b) bendi uyarınca 30 günlük süre için de itiraz hakkını geçirerek Danıştay'a baş vuran ilgili hakkında, Yö netim Kurulu kararı eylemsiz olduğundan 8 inci maddenin (ç) ben dindeki tahsis kararlan niteliğini taşımadığı ve bu kararlar aleyhin. -

31 MART 1971

(Resmi itiraz yoluna gidilmesinin icap etmediği, böylece müracaatın Danıştay Kanunununda yazılı 90 günlük dava açma süresinde bulunması itiba­ riyle verilen ve davanın esasını inceleyen 10 uncu Dairenin 7/10/1968 gün ve esas 1968/743, karar 1968/1591 sayılı kararı arasında 5434 sa­ yılı Kanunun 8 inci maddesinin (ç) fıkrasında bildirilen tahsise mü­ teallik hususatm 5 inci Dairece mutlak ve 10 uncu Dairece eylemli eylemsiz işlem olarak ayrılması, eylemli işlemler hakkında Maliye Ba­ kanlığına itiraz yoluna gidilmesi, eylemsiz işlerde bu yola müracaat gerekmeyip Danıştay'a süresinde dava açılmasının kâfi geleceği nok­ tasında çelimsizlik olduğu anlaşıldığından bu ayrışıklığın 521 sayılı Kanunun 45 inci maddesi uyarınca İçtihadın Birleştirilmesi yoluyla halli için bahis konusu kararlar, Başkanunsözüclüğünün mütalaası, raportör üyenin raporu ve konu ile ilgili yasa incelendi ve oluru dü­ şünüldü:

Ortada, 521 sayılı Danıştay Kanununun 45 inci maddesine göre İçtihadın Birleştirilmesini gerektirecek aykırı kararların bulunduğuna oybirliğiyle karar verildikten sonra, tahsise müteallik olumlu veya olumsuz kararlar aleyhine ilgiliye tebiğinden itibaren bir ay içinde itiraz yolu ile Maliye Bakanlığına gidilmemiş ve fakat 521 sayılı Kanu­ nun 67 nci maddesi gereğince 90 günlük dava açma süresi içinde Da­ nıştay'a baş vurulmuş olması halinde davanın süresinde kabulü ile iç­ tihadın bu yolda birleştirilmesi gerektiği hakkında ileri sürülen tek­ lif, İçtihatları Birleştirme Kurulunun, İçtihadın Birleştirilmesi iste­ mine esas olan konu ile bağlı olarak çözüm yolu bulacağı, Tevhidi İç­ tihat konusunun süre ile ilgili olmadığı, T. C. Emekli Sandığı Müdür­ ler Kurulunun, 5434 sayıh Kanunun 8 inci maddesinin ç bendinde ya­ zılı bilcümle olumlu olumsuz kararlan aleyhine aynı Kanunun 9 uncu maddesinin b bendine göre itiraz yolu ile Maliye Bakanlığına gidil­ mesinin zorunlu olup olmadığına ilişkin bulunduğu görüşü ile ve oy­ çokluğu ile ret edilerek işin esasının tetkikine geçildi:

5434 sayılı T. C. Emekli Sandığı Kanununun 9 uncu maddesinin b bendi, T. C. Emekli Sandığı Yönetim Kurulu tarafından aynı Ka­ nunun 8 inci maddesinin ç bendine dayanılarak verilen ödemeye iliş­ kin bilcümle kararların birer örneğinin 15 gün içinde Maliye Bakan­ lığına bildirileceğini, birer örneğinin de ilgiliye tebliğ edileceğini, il­ gililerin kendilerine tebliğ edilen bu kararlar aleyhine 30 gün içinde Maliye Bakanlığına yazı ile itirazda bulunabileceklerini, Bakanlıkça ilgililerin itirazının yerinde görülmesi ve Yönetim Kurulunca da bu karara uyulması halinde muamelenin ona göre düzeltileceğini, itirazın reddedilmesi veya Yönetim Kurulunca Bakanlığın "kararına uyulma­ ması halinde Ugililerin Danıştay Kanunu hükümleri dairesinde, san­ dık aleyhine dava açabileceklerini hükme bağlamış olup, maddede, Yönetim Kurulunun 8 inci maddenin ç bendine dayanılarak verilen ödemeye ilişkin kararlan hakkında Maliye Bakanlığına itiraz etme yönünden olumlu veya olumsuz diye bir ayırım yapılmamıştır.

Bu sebeple kanunun gerek metni ve gerekse maksat ve gayesi iti­ bariyle söz konusu kararlar aleyhine yapılacak itirazlar bakımından bu kararlann olumlu veya olumsuz olarak bir ayırıma tabi tutulma­ sına yer olmadığı ve kanun hükmünün olumlu veya olumsuz bütün iş­ lemleri kapsadığı açık bulunduğundan İçtihadın Beşinci Dairenin bu anlamda olan 22/6/1964 gün ve 1961 - 2338 esas ve 1964 - 2814 sayılı karan veçhile birleştirilmesine 7/11/1970 günündeki birinci toplantı­ da üçte iki oyçokluğu olmadığından 21/11/1970 günündeki ikinci top­ lantıda salt çoğunlukla karar verildi.

AYRIŞIK OY

X — 5434 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin (b) bendi, aynı Kanunun 8 inci maddesinin (ç) fıkrasında yazılı ödemeye ilişkin işleri Gazete) Sahife: 3 ilgilinin itirazı üzerine Maliye Bakanlığınca inceleneceği hükmünü muhtevidir. 8 inci madde ödemeye ilişkin işleri aylık, toptan ödeme, keseneklerin geri verilmesi, harp malullüğü zamanı, ikramiye ve bu kanuna göre diğer çeşitli ödemeler olarak belirtmiştir. Ödemeye iliş­ kin olabilme unsur ve vasfı eylemin tahakkuk ve aylık bağlama kâ- ğıtlanna bağlanması, yani miktann kesin olarak belirtilmesiyle müm­ kün görmüştür. Bunun sebebi de malî kontrol yapacak olan Maliye Bakanlığına kontrol ve murakabe mevzuunu vermektir.

Şu duruma göre ancak ödemeye ilişkin vasfı Müdürler Kurulunun ilgilinin istemini bir tahsis evrakına bağlamakla mümkündür. Aylık ve toptan ödeme, ödeneklerin geri verilmesi ve diğer taleplerin reddınde bir ödeme olmayacağından Maliye Bakanlığı için de murakabe bahis konusu olamaz.

İlgili bu gibi olumsuz kararlar aleyhine Maliye Bakanlığı nezdinde itiraza gitmeden hakkım tezelden temin için Danıştay'a baş vurabilir.

8 inci madde itiraz merciine baş vurma bakımından bir bütün olarak alınamaz. Olumlu, Olumsuz işleri ayırma zorunluğunu açıkça bildirmiştir. 77 nci maddenin (a) ve (b) fıkralarında yazılı hallerde dul ve yetim aylığı bağlanmasına mani hüküm sevk etmiştir. Bu idare ahvalde idare heyeti olumsuz karar verdiği ve Umum Müdürlükçe tek­ lif yapıldığı takdirde olumsuz kararın istisnaen inceleneceği belirtil­ miştir. Bundan da açıkça anlaşılıyorki olumsuz karar Maliye Bakan­ lığınca incelenmeyecek, ancak olumsuz kararlardan 77 nci maddenin (a) ve (b) fıkrasındaki tahsise mani kararlar Genel Müdürlükçe yapı­ lacak teklifle incelenebilecektir.

5434 sayılı Kanunda borçlanma ve halen iştirakçi olupta hizmet birleştirilmesi, müracaat zaman aşımları, maluliyet tespiti gibi konu­ lar müstakillen zarurî olarak halledilir. Ancak tahsis, talep veya emek­ lilik halinde ikinci bir işlem olarak değerlendirilebilir. «Binnetice tah­ sise değinmektedir» görüşü ile hareket edilemez. Bu tutum Maliye Ba­ kanlığının işini çoğaltmakta ve fiili bir faide de sağlanmamaktadır.

Yukarıda arz olunan sebepler karşısında 8 inci maddede yazılıödemeye ilişkin ve ödemeye ilişkin olmayan işlemleri ayırarak tahak­ kuka bağlanmamış eylemsiz işlemleri hakkında itiraz merciine baş vurulmadan Danıştay'da dava açılabilmelidir. Bu bakımdan olumlu ve olumsuz işleri ayırmak kanunun metnine ve tedvin maksadına uygun düşer. İçtihadın 10 uncu Dairesinin 7/10/1968 tarih ve esas 1968/743, karar 1968/1591 sayılı kararı dairesinde birleştirilmesi gerektiği oyu ile ekseriyet karanna karşıyız.

AYRIŞIK OY

XX — Kendisine emekli aylığı bağlanmasını isteyen davacı, hernekadar 5434 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca Emekli Sandığı Müdürler Kurulunun karanna karşı 30 gün içinde idarî itiraz yolu ile Maliye Bakanlığına baş vurmamış ise de; Müdürler Kurulu Kara­ rının 22/1/1962 gününde kendisine tebliği üzerine 521 sayılı Danıştay Kanununun 67 nci maddesinde yazılı 90 günlük süre içinde 4/4/1962 günlü dilekçesiyle davasını açmış buluduğundan davada usul yönün­ den bir eksiklik bulunmayarak işin esasına geçen ve anlaşmazlığı çö­ zümleyen 10 uncu Dairenin 7/10/1968 günlü ve esas 1968/743, karar 1968/1591 sayılı kararı gerek idare hukuku esaslarına ve gerekse Da­ nıştay ve Emekli Sandığı Kanunları hükümlerine uygun bulunduğun­ dan içtihadın sözü geçen 10 uncu Daire kararı uyarınca birleştiril­ mesi görüşündeyiz.

T E B L İ Ğ

Tarım Bakanlığından:

6968 sayılı Ziraî Mücadele ve Ziraî Karantina Kanununun 42 nci maddesi hükmü gereğince Gümrük ve Tekel Bakanlığının (6/3/1971 tarih 60415/96- 17933 sayılı, Ticaret Bakanlığının 16/3/1971 tarih 5/5554 sayılı, Sanayi Bakanlığının 22/3/1971 tarih 5584 sayılı, Maliye Bakanlı­ ğının 17/3/1971 tarih 16797 sayılı ve Bakanlığımız muvafakati ile aşağıda isimleri yazılı ziraî mücadele ilâç ve teknik maddelerinin 17 Kasım 1966 tarih 12454 sayılı ve 23 Şubat 1970 tarih 13428 sayılı Resmî Gazetelerde yayımlanan listelere ek olarak bu tebliğin neşri tarihinden itibaren gümrük vergi ve resimlerinden muafen ithali uygun görülmüştür.

Bu ilâçların gümrük vergi ve resimlerinden muaf olarak ithal edilebilmesi için, 6968 sayılı Kanunun 38, 40 ve 41 inci maddelerine mü­ tedair 4/2/1959 tarih 10126 sayılı Resmî Gazete'de neşredilmek suretiyle yürürlüğe girmiş bulunan «Ziraî Mücadele İlâç ve Aletleri Hakkındaki Nizamname» hükümlerine uygun bulunması şarttır.

Benzer kararlar

Benzerlik yalnız kurallarla hesaplanır: aynı daire, kurul ya da karar türü, ortak kanun maddesi atıfları ve ortak terimler. Yapay zekâ kullanılmaz.