İçeriğe atla
Mire Hukuk

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu, E. 1972/6, K. 1972/22, T. 02.12.1972

Künye

Mahkeme
Danıştay
Daire ya da kurul
İçtihatları Birleştirme Kurulu
Esas numarası
1972/6
Karar numarası
1972/22
Karar tarihi
02.12.1972

Kararın tam metni

Kişisel veriler kurallarla çıkarılmıştır; köşeli ayraç içindeki işaretler çıkarılan bilginin yerini gösterir.

İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararı zxzxzxzx

E. N o : 1072/6zxzxzxzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzz zxzxzxzx

ÖZET : Yüksek .Savcılar Kurulunun Anaya-

K. N o : 19ı72/22 sa'mn değişik 137 nci maddesine uygun, olarak yeniden kurulup çalışmaya başlamasına kadar geçen süre içindeki kararlan hakkında açılan davaların Danıştay'ın yargısal denetimine tabi bulunduğu Hk.

Danıştay Dava Daireleri Kurulunun 13/10/1971 gün, E. : 1970/152,

K. : 1971/832 sayılı ve 7/4/1972 gün, E. : 1971/615, K. : 1972/286 sayılı Kararları arasında görüleni aykırılığın içtihatların birleştirilmesi yoluyla giderilmesi Danıştay Birinci Başkanlığınca istenmesi üzerine konu Danıştay içtihatları Birleştirme Kurulu tarafından incelendi.

İ L G İ L İ K A R A R L A R :

A)

Danıştay

Dava

Daireleriasaasasasasasasasasasasasasasasasasasasa Kurulunun 13/10/1911 gün, E. :

1910/152, K. : 1971/832 sayılı Kararı :

Davacı, tercihan yükseltilmesine dair Yüksek Savcılar Kurulu Birinci Bölümünce verilen karara karşı yaptığı itirazın bu Kurulun Genel Kurulu tarafından reddine ilişkin kararın iptali dileğiyle dava açmış olup, Dava Daireleri Kurulu Anayasa'mn 14'88. sayılı Anayasa Değişikliği ile getirilen yeni 137 nci maddesi hükmünün Yüksek Savcılar Kurulu kararları üzerinde Danıştay'ın yargısal denetimini kaldırdığı Anayasa'mn 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan «hiçbir kimse veya organın kaynağım Anayasa'dan almayan bir devlet yetkisi kullanamayacağı» ve 8 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki «Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarıyla idare makamlarını ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu» şeklindeki hükümler karşısında, yeni Yliksek Savcılar Kurulunun kurulması hakkındaki Kanunun çıkarılmasına kadarki süre içinde Danıştay'ın Yüksek Savcılar Kurulu kararlarını yargısal yönden denetlemesine olanak kalmadığı, esasen Anayasa'da Danıştay'ın yargı denetiminin bu süre içinde devam edeceğine dair bir geçici maddenin de yer almadığı gerekçesine dayanarak, Anayasa Değişikliğinin yürürlüğe girdiği 22 Eylül 1971 gününden önce açılmış ve bu günden sonra açılacak olan Yüksek Savcılar Kurulu kararlarına ilişkin davaların Danıştay'da incelenmesine olanak bulunmadığından davanın görevden reddine oyçokluğu ile karar vermiştir.

B)

Danıştay Dava Daireleri Kurulunun 7/k/1912 gün, E. : 1971/615,

K, : 1972/286 sayılı Kararı :

Bu davada da davacı, birinci sınıfa ayrılamayacağına dair Yüksek ıSavcılar Kurulu tarafından verilen karara karşı yaptığı itirazın bu Kurulun Genel Kurulunca reddi hakkındaki kararın iptali dileğiyle dava açmış olup, Dava Daireleri (Kurulu, Anayasa'mn değişik 137 nci maddesinin, kuruluşu ve kararlarının niteliği evvelkinden farklı olan yeni bir Yüksek Savcılar Kurulunun kurulmasını öngörmekte olduğuna göre, üyelerinin çoğunluğu yüksek mahkeme hâkimi olması yönünden kararlarına kesimlik tanındığı anlaşılan bu yeni Kurul kurulup çalışmaya başlayıncaya kadarki sürede eski Kurul tarafından alınacak kararların Danıştay'ın yargısal denetimine tabi bulunması gerektiği, kaldı ki 45 sayılı Yüksek Hâkimler Kurulu değişiklik yapılmadıkça Anayasa'mn değişik 137 nci maddesinde sözü geçen «bir defa daha inceleme» yolunun uygulanmasına da olanak bulunmayacağından, aksi görüş kabul edildiğinde ilgililere büüin hak arama yollarının kapanmış olacağı, halbuki Anayasa Koyucunun böyle bir durumu arzuladığım gösteren hiçbir hükmün Anayasa'da yer almadığı hususlarını belirttikten sonra, Anayasa'mn yapısı ve genel hukuk kuralları gereğince Yüksek Savcılar Kurulunun yeni hükümlere göre kurulup çalışmaya geçinceye kadar vereceği kararların Danıştay'ın yargısal denetimine tabi olması gerekeceği görüşü ile davayı görmüş ve esastan reddine oyçokluğu ile karar vermiştir.

İ N C E L E M E :

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu, yukarda özetlenen iki karar arasında 521 sayılı Danıştay Kanununun 45 inci maddesindeki anlamda bir aykırılık bulunduğuna oybirliği ile karar verdikten sonra konunun incelenmesine geçmiştir.

İçtihatların birleştirilmesine konu olan kararlar arasındaki aykınlığın giderilmesi, Anayasa'mn ilgili hükümlerinin hangi andan başlayarak uygulanabileceği sorununun çözümüne bağlıdır. Gerçekten bu kararlardan birincisinde, Anayasa'mn değişik 137 nci maddesinin, yürürlüğe girdiği günden başlayarak uygulanması gerekeceği ve dolayısıyla 45 sayılı Yüksek Hâkimler Kurulu Kanununun Danıştay'ın yargısal denetimine olanak tanıyan hükümlerini bu günıdn© başlayarak yürürlükten kaldırdığı kabul edilmekte, ikincisinde ise, sözü geçen Anayasa hükmünün henüz uygulanana olanağı bulunmadığı, bunun ancak 45 sayılı Kanunda gerekli değişiklikler yapılarak sağlanabileceği, bu bakımdan Uygulama Kanununum yürürlükte olan 'hükümlerine göre Danıştay'ın yargısal denetim görevine devam etmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.

Diğer kanun hükümlerinin üstünde ve onları bağlayıcı nitelikte bulunan Anayasa hükümlerinin doğrudan doğruya uygulanmaları kural olarak söz konusu olmayıp, bu husus uygulama kanunlarının yürürlüğe konulması yoluyla sağlanır. Bu bakımdan, bir Anayasa hükmünün Anayasa dışındaki diğer bir kanun hükmünü kendiliğinden - yani uygulama kanunu çıkanlmaksızm - yürürlükten kaldırarak onun yerine uygulanması kural olarak düşünülemez. Başka bir deyişle, Anayasa Koyucu, diğer Kanun hükümlerinin yürürlükten kaldırılması yetkisini kendisi kullanmayıp, bu işi kural olarak yasama organına bırakmaktadır.

Ancak kural bu olmakla beraber, Anayasa Koyucu, özellikle ivedilik gösteren ve derhal uygulanmayı gerektiren hükümlerin hemen uygulanmasını öngörebilir. Böyle hallerde Anayasa Koyucunun, uygulama için yeterli ayrıntıda bir Anayasa hükmü getirmesi ve bu hükmün diğer kanunlardaki uygulama hükümlerinin yerine geçerek hemen uygulanmasını açık veya örtülü biçimde buyurması mantıkî ve hukukî bir zorunluk olarak görünmektedir.

Anayasa'mn değişik 137 noi maddesi bu açıdan ele alındığında, 1488 sayılı Anayasa Değişikliğinin yürürlük gününden başlayarak hemen ve doğrudan doğruya - yani 45 sayılı Yüksek Hâkimler Kurulu Kanunu hükümleri değiştirümeden - uygulanabilecek nitelikte olmadığı kolaylıkla saptanabilir. Gerçekten Anayasa'mn değişik 137 nci maddesinin, uygulama kanunlarında gerekli değişiklikler yapılmadan hemen uygulanmasını açık veya örtülü olarak buyuran bir hüküm Anayasa'da yer almayıp, aksine geçici 18 inci madde, değişik 137 nci maddede sözü geçen Yüksek 'Savcılar Kurulunun kuruluşu ve çalışma usullleri ile ilgili Kanunun yürürlüğe girmesine kadarki sürede 2556 sayılı Hâkimler Kanunu ile 45 sayılı Yüksek Hâkimler Kurulu Kanununun değişiklik ve ekleri ile birlikte uygulanmasına devam olunacağını hüküm altına almaktadır. Öteyandan değişik 137 nci madde, doğrudan doğruya uygulanabilecek ayrıntıda bir hüküm de değildir. Örneğin bu Anayasa hükmünde yer alan «bir defa daha inceleme» yolunun (süre) ve (başvurma mercii) yönünden ayrıntıları ancak sonradan 45 sayılı Kanunu değiştiren 23/6/1972 gün ve 1597 sayılı Kanunda belirtilmiştir.

Anayasa Koyucunun değişik 137 nci maddenin hemen ve doğrudan doğruya uygulanmasını öngörme,yişiniin nedenini, bu hükmün kapsam ve niteliğinde aramak 'gerekir. Gerçekten 148'8 sayılı Anayasa Değişikliğinin gerekçesinde belirtildiği gibi, Yüksek 'Savcılar Kurulu kararlarının yargı denetimi dışında bırakılması durumu, bu Kurul üyelerinin çoğunluğunun yüksek mahkeme hâkimi niteliğinde bulunması olgusuna dayandığına göre, değişik 137 nci maddenin ikinci fıkrasındaki «kesinlik» hükmü, ayıtı maddenin son fıkrasında sözü geçen kişilerden kurulu Yüksek 'Savcılar Kurulunun vereceği kararlara özgü olup, ikinci fıkranın uygulanması, son fıkradaki nitelik ve kuruluşta bir Yüksek Savcılar Kurulunun çalışmaya haşlaması koşuluna bağlıdır.

Yukarıda açıklanan anayasal durum ve özellikle Anayasa'mn geçici İS inci maddesinin açık hükmü karşısında, Yüksek 'Savcılar Kurulunun değişik 137 noi maddesinin son fıkrasına uygun biçimde kurulmasından önce verdiği kararların, aynı maddenin ikinci fıkrası doğrudan doğruya uygulanarak kesin sayılması ve Danıştay'ın yargısal denetimi dışında bırakılması, bu geçiş döneminde henüz sırf yasama ve yürütme organlarını bağlayıcılığından sözedilebilecek olan değişik 137 nci maddenin yargı organını da bağlaması gibi hukukî gerçeğe uygun düşmeyen ,bir sonuç, doğurduktan başka, henüz anayasal olanak bulunmadığı halde .değişik 137 nci maddeyi uygulama durumunu, kaynağını Anayasa'dan alan bir devlet yetkisini kullanma olarak nitelendirmek de çok güçtür.

Bu konuda şu noktaya da değinmekte yarar vardır ki, Anayasa hükümlerinin yukanda belirtilen özel nitelikleri dikkate alınmaksızın, — 12 — bunları diğer kanun bükümleri ile bir tutarak, kanunların zaman bakımından uygulanması ve geçmişe yürürlüğü konularındaki hukuk kurallarını, Anayasa hükümlerinin diğer kanun hükümlerine etkisi yönünden de aynen uygulamak yanlış sonuçlar doğurabilir. Bu hukuk kuralları olsa olsa yeni Anayasa hükmü gereğince hazırlanacak Uygulama Kanununun esiki Uygulama Kanununa etkisi yönünden tartışma konusu edilebilirler. Bu noktanın saptanmasından, sonra, inceleme konusu soruna, kanunların zaman bakımından uygulanması açısından bakıldığında da yukarıdakinden farklı bir sonuca bırakılamayacağı açıktır. Gerçekten sözü geçen 2S/6/1&72 'gün, 15ı97 sayılı Kanun, Yüksek Savcılar Kurulu kararlarını, Anayasa'mn buyruğuna uyarak, kesin nitelikte sayıp 4İ5 sayılı Kanunda evvelce yer alan dava hakkını ortadan kaldırırken, evvelki kurul kararlarının yargısal denetimiyle ilgili geçici bir hüküm de getirmediğine göre, yenıi kanunun, yürürlükten kalkan evvelki hükümlerden doğan da,va haklarına ilişmemesi ve kazanılmış hak niteliğinde olan bu dava haklarının yeni kanundan sonra da kullanılabilmesi, kanunların zamanı bakımından yürürlüğü kurallarına göre de doğal ve zorunludur.

Burada son olarak belirtilmesi gereken husus ise, Anayasa'nın 114 üncü maddesi ile 6531 sayılı Danıştay Kanununun idarî davalara ilişkin genel hükümlerinin, Yüksek Savcılar Kurulunun söz konusu geçiş dönemindeki kararlarına ilişkin davaların Danıştay'da görülüp karara bağlanması için gerekli ve yeterli hukukî dayanak ve olanağı sağlamakta olduğudur.

ıSONTJÇ :

Yukarıda açıklanan hukukî durum karşısında, Yüksek Savcılar Kurulunun, Anayasa'nın değişik 137 nci ve geçici 18 inci maddeleri gereğince yürürlüğe konan 23/6/1972 gün ve 1597 sayılı Kanuna göre yeniden kurulduğu güne kadar verdiği kararlara karşı açılmış ve açılacak davaların Danıştay'da görülmesi gerektiği sonucuna varan Dava Daireleri Kurulumun 7/4/1972 gün, E. : 1971/615, K. : 1972/286 sayılı karan esas alınarak içtihadın bu yolda birleştirilmesine 2/12/1972 günü üçte ikiyi aşan çoğunlukla karar verildi.

E. No. : 1972/5 - 6

K. No. : 1972/21 - 22

A Z L I K OYU :

X X X — Kanunda açıklık mevcut değilse hâkimler, Anayasa'smın 1,32 nci maddesinde zikredildiği üzere, Hukuka göre hüküm vermek zorundadırlar; problem, burada Hukuk ilmi ve tekniği açısından çözümlenebilir. Anayasa'nın 137 nesi ve 144 üncü maddelerini değiştiren 1488 sayılı Kanun, Yüksek Hâkimler Kurulu ile Yüksek Savcılar Kurulu kararlama karşı hiçbir mercie başvurulamayacağı hükmünü getirince, mezkûr yüksek kurulların kararlarına karşı esasen tek başvurma yeri Danıştay, sözü geçen Kanunun yürürlük tarihinden itibaren görev ve yetkisiz kalmış durumdadır.

Hukuk ilminde (hassaten «Kanunların zaman içinde tatbiki», «Geçiş Hukuku = Droit Transitoire» bahislerinde) açıklandığı üzere görev ve yetkiye ilişkin kanunlar, kamu düzenine Uişkindirler ve derhal tesir (effet immédiat) gösterirler, geçmiş olayların gelecek sonuçlarını dahi kapsarlar, buna göre görev ve yetkisiz kılman merciler, kesin sonuca bağlandıkları hariç, bakmakta oldukları işleri de, çok ileri safhaya ulaşmış olsa bile, artık sonuçlandıramazlar.

(Prof. P. Roubiér, les con flit des lois, dans le temps, Tame H, 461, 463, 476; Prof. G. Jéze. les premcipes généraux du Droit Administratif, s. 135) ;

meğer ki Kanunkoyucu, geçici maddeler arasıma açık hükümler koyarak (Anayasa'nın geçici 8 inci maddesi gibi) görev ve yetkinin bir süre daha devam atmesini istemiş bulunsun.

Diğer taraftan yine hukuk ilminde belirtildiği üzere, teorik olarak, yeni kanun kamu yararına daha uygun, görüldüğü için yürürlüğe konulmakta; eski kanun ise hatalı görüldüğünden yürürlükten kaldırılmaktadır; O halde mahkûm edilerek varlığına son verilen bir kanunun daha yıllarca yeni sisteme paralel olarak uygulanmasına devam edilmesi sosyal devlet ilkesiyle bağdaşamaz. (Prof. A. Weill, Droit Civil, introduction Général, s. 11:4, 116). Eğer Konunkoyucu, kazanılmış haklar bulunduğu kanisiyle eski kanunun bir süre daha uygulanmasını arzu ediyorsa bu hususu geçici maddelerle açıkça tedvin etmelidir; 1488 sayılı Kanunda ise Danıştay'ın henüz sonuca bağlamadığı davaları sonuçlandırabileceğine izin veren hükümler yoktur. Dolayısiyle İçtihadın görev Ve yetki yönünden red kararı verilmesinin uygun olacağı şeklinde birleştirilmesi görüşündeyiz ve çoğunluk kararına karşıyız.

 Y R Î Ş I K OY

X X —• Konu :

1488 sayılı Kanunla yapılan Anayasa değişikliği üzerine daha önce hâkim ve savcılar tarafından Danıştay'a açılan davaların görüşmesine devam olunup olunamayacağı hakkındadır.

Bilindiği gibi Anayasalar; Devletin kuruluşunu, organlarını, bu organların yetki ve sorumluluklarını ve vatandaşların temel hak, hürriyet ve yükümlülüklerini saptayan temel kanunlardır.

Devlet organları yetküerini ancak Anayasa'dan alırlar. Nitekim 334 sayılı T. C. Anayasa'nın 4 üncü maddesi son fıkrasının son cümlesinde aynen (Kaynağına Anayasa'dan almayan bir devlet yetkisi kullanılamaz) hükmünü vazetmiştir.

Anaya,sa'mızm 8 imci maddesinin 2 nci fıkrasında da Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve kişileri bağlayanı temel hukuk kuralları olduğu kesin hükme bağlanmıştır.

Danıştay'ımızın yargısal yetkisini bu Anayasa'dan aldığı ve alması gerektiği şüphesizdir. Bu itibarla Yüksek Hâkimler ve Savcılar Kurullarının hâkimler ve savcılar hakkındaki idarî işlemlerinden doğan uyuşmazlıkların Danıştay'da çözülebilmesi bu Anayasal yetkinin devamına bağlıdır.

Anayasa'mızm 22 Eylül 1971 tarihinde yayınlanan' 1488 sayılı Kanunla değişik 137 nci maddesi Yüksek Savcılar Kurulu kararlarının kesin olduğumu bunlar aleyhine başka bir mercie başvurulamıyacağını, aynı Kanunla değişik 144 üncü maddesi de Yüksek Hâkimler Kurulunun adliye mahkemeleri hâkimlerinin özlük işleri hakkında kesin karar vereceğini bu kararlar aleyhine başka mercilere başvurulamıyacağını hüküm altına almıştır. Bu suretle Danıştay'ın kuruluşunu yetki ve görevlerini tespit eden değişik 140 mcı ve bütün idarî işlemler içim yargı yolunu açık tutan değişik 114 üncü maddelerine açık bir istisna getirilmiş Danıştay'ın da Yüksek Hâkimler ve Yüksek Savcılar Kurulu karar ve işlemlerimden doğan ihtilâfları çözme yetkisi ref edilmiştir.

İçtihadı Birleştirme konusunun çözüm noktası işte bu Anayasa değişikliği ile kalkan yargısal denetim yetkisinin! sınırlarının ne olacağı noktasında toplanmaktadır.

Bunu tespit ederken Anayasal yetkilerin mahiyetinin iyi saptanması ve bu yetkilerin kullanılabilme olanağı hakkındaki Anayasa hukuku genel prensipleri dışıma çıkılmaması gerekmektedir.

Bilindiği gibi Amayasa hükümleri değerlendirilirken (öncelikle refârandum Anayasalarında) madde metinleri esastır. Gerekçeye veya meclis konuşmalarıma girmek suretiyle yorum yapmak mümkün değildir. Anayasa metinlerinde sarahat bulunmadığı gerekçesi ile istidlal veya kıyas yolunu uygulamada imkân yoktur ve kesimlikle belirtmek isteriz ki herhamgi bir yargı organı Anayasa'da var farzettiği bir boşluğu içtihad yolu ile dolduramaz.

Bu hukuki gerçekler karşısında 1488 sayılı Anayasa değişikliğinin yürürlüğe girmesinden önce ve Yüksek Hâkimler Kurulu kararları aleyhine yargı yolunun açık bulunduğu dönemde bir kısım hâkim ve savcılar tarafından açılmış ve henüz sonuçlanmamış bulunan davaların1 görülmesine devam olunması mümkün olabilir mi?

Değişik 137 ve 144 üncü maddeler Yüksek Savcılar ve Hâkimler Kurulları kararlarının kesin olduğunu ve bu kararlar aleyhine başka hiçbir mercie başvurulamıyacağını amir hüküm olarak getirmiştir. Geçici 19 uncu madde ile de Yüksek Hâkimler Kurulu mevcut üyelerinin, yenisi seçilinceye kadar görevlerine devam edeceğini saptamak suretiyle eski ve yeni Yüksek Hâkimler Kurulları hakkında bir fark gözetilmediği açıkça hüküm altına almıştır.

Artık bugün Anayasa yönümden' eski ve yeni tefriki yapılmaksızın Yüksek Savcılar ve Yüksek Hâkimler Kurullarının kesin kararları karşısında bulunmaktayız. Anayasa Koyucu her iki Kurulun kararlarına kesinlik izafe etmiş ve yargısal denetimin dışına çıkarmış ve bu suretlede Danıştay'ın yargı denetimi yetki »ini ref etımig bulunmaktadır.

Anayasa hukuku genel kurulları (karşısında Anayasa Koyucunun bu kuralların önce verilmiş ve dava konusu olmuş kararlan hakkında müsbet yönden bir geçici madde getirmemesi halinde anayasal yetkinin devam ettiğini değil devam etmediğini kabul etmek gerekir. Çünkü Anayasa Hukuku sisteminde yetki açık ve kesin metinler halinde getirilir. Kalkan ve ref edilen bir yetkinin geçici süre için devamına ancak bir geçici madde ile cevaz verilebilir. Anayasa hukuku sistemlerinde bildiğimiz kadarı ile kalkan bir anayasa yetkisinin geçici bir süre için devamı arzu edildiği takdirde Aanyasa Koyucusu bu iradesini de açık metin haline getirecektir. Yetki esas metinle kaldırıldıktan sonra geçici madde ile eski yetkinin geçmiş olaylar hakkında uygulanmaması yönünden yeni bir hüküm getirmesi beklenemez ve yoktur. Anayasa metinlerinin bir kısmının uygulama kanunları ile yürürlüğe gireceğini ka- — 13 — bul etmekte 'mümkün değildir. Yargı yetkisi hakkındaki bir anayasa hükmünü bir anayasa müessesesinin kuruluşu hakkındaki geçici hükümleri ile karıştırmamak gerekir. Değişik 14.4 üncü madde ile Danıştay'a müracaat hakkı ortadan kaldırıldığına ve tu konuya muzaf Danıştay yetkisi ref edilmiş olduğuna göre bu hükmün geçerliliği 1488 sayılı Kanunun yayımı tarihinden başlar. Bunun aksimi düşünmek kanımızca mümkün değildir. (Danıştay'ın yetkisi kalkmıştır, ancak yeni kurullar kurulduktan sonra kalkmıştır) görüşü hukuk yönünden savunulamaz.

Yukarıdan beri açıklamaya çalıştığımız gibi kaldırılan bir yargı yetkisdsinin eski olaylar yönünden (bir süre daha devamını isteyen Anayasa Koyucusu bu iradesini susmak suretiyle değil geçici madde halinde izhar eder. Geçici hüküm getirilmemiş olmasını 'bir boşluk kabul ederek kazaî kararla doldurmak yönü de yine yukarıda (belirttiğimiz gibi anayasa hukuku açısından geçerli değildir.

Anayasa hükümlerinim geçmişe geçerli olup olmadığı konusunun da hadisemizde tartışılması mümkün değildir. Danıştay'ın yargısal denetim yetkisi Yüksek Hâkimler ve Savcılar Kurulları kararları yönünden ref edilmesi halinde bu kurulların eski yem tüm kararlarının denetimine hukuken imkân olamaz. Anayasamızın 4 üncü maddesinin yukarıya aldığımız hükmü buna imkân vermez. Anayasa'mızm 31 inci maddesinde yer alan hak arama hürriyetinde bu olayda uygulayarak içtihada gitmek mümkün değildir zira hak arama ¡hürriyeti bu hakkı arayacak merci bulundukça vardır. ¡Nitekim 1488 sayılı 'Kanundan sonra ¡hâ- kimlerin ve Savcıların özlük işleri yönünden haklarında verilecek kararlar yönünden hak arayacakları bir merci bulunmamaktadır.

Yüksek Hâkimler ve Savcılar Kurullarının yeni kuruluşlarını saptayan hükümler getiren değişik 45 sayılı Kanuna geçici maddeler eklenmemiş olmasını Danıştay yetkisinin devamına karine sayılması da tecviz edilemez. Danıştay yetkisinin mevcudiyeti halinde Kanun Koyucu asıki dosyalar için hüküm getirebilirdi. Yetki bütün şumulü ile tüm olarak kalktığına göre eski dosyalar için kanunla geçici hüküm getirilmesini düşünmek hukukun kabul edeceği bir görilş olamaz. Yukarıdanberi açıklamağa çalıştığımız görüş özet olarak şudur; 1 — Danıştay yargı yetkisini Anayasa'nin 4 üncü maddesine göre Anayasa'dan alacaktır.

2 — Anayasa'nin değişik 137 ve 144 üncü maddeleri Yüksek Savcılar ve Hâkimler Kurulu kararlan hakkında Danıştay'ın yargı denetimi yetkisini ref etmiştir.

3 — Danıştay yargı organı olarak 8 inci madde gereğince bu Anayasa hükmüne uymak zorundadır.

4 —• Değişik 137 ve 144 üncü maddelerin kesin hükmü karşısında Danıştay'ın yetkilerini belirten 140 mcı ve geruel yargı denetimine ait 114 üncü maddesini esas almak suretiyle Danıştay yetkisinin' geçici de olsa devamım kabul etmeık mümkün değildir.

5 — Vatandaşın (hak arama hürriyetini tespit eden 31 inci madde hükmü hak aranacak merciini bulunması takdirinde geçerlidir. Anayasa Koyucunun ortadan kaldırdığı bir mercii kazaî kararla ihdas etmeye çalışmak Anayasa'nin dışına çıkmaktır.

6 — Anayasal yetkiler açık anayasa metinleri ile getirilir. Amayasa'da kıyas Anayasa'da istidlal, Anayasa'da yorum, Anayasa'da kazaî içtihad yoktur. Anayasa sadece metni ile ve ruhu ile uygulanır. Anayasa'da boşluk düşünülemez ve varsa bu boşluk yine bir Anayasa metni ile dolar.

7 — Anayasa'nin ref ettiği bir yetki geçmiş olaylar hakkında geçici yetki Anayasa hükmü olarak yürürlüğe konulur. Nitekim eski orçci yetki Anayasa 'hükmü olarak yürürlüğe konulur. Nitekim eski organ, kurum ve kurulların durumu 33'4 sayılı Anayasa'ya geçici 8 imci madde konulmak suretiyle düzenlenmiştir.

8 — Yüksek ISavcılar ve Hâkimler Kurulunu teşkil eden ve 45 saydı Kanunu değiştiren Kanuna geçici madde Kanun koyucu tarafından bilerek konulmamıştır. Yetkisi Anayasa ile ref edilen Danıştay'ın halen elinde bulunan dosyalar hakkında ve ya,pacağını düşünmeye ve bu dava dosyalarının çözümü için hüküm getirmeye hem lüzum hem huhukî imkân yoktur.

Bütün bu nedenlerle raportör görüşünü benimseyen çokluk karam a karşıyız.

GEREKÇEDE A Z L I K OYU :

X — Anayasa'nin 2i2 Eylül 1971 tarihinde yayınlanan 148S sayılı Kanunla değişik 137 nci maddesi Yüksek Savcılar Kurulu kararlarının kesin olduğunu bu kararlar aleyhime başika bir merci» 'başvurulamıyacağını hüküm altına almıştır. Bu nedenle 1488 sayılı Anayasa değişikliğindin yürürlüğe girdiği 2)2 Eylül 1971 tarihinden önce Yüksek Savcılar Kurulu tarafından verilen kararlara karşı açılan davalara Danıştay'ca bakılacağı 'bu tarihten sonra verileın kararlara ise Danıştay'ın yargı denetimi yetkisi kaldınlmış bulunduğundan bakı'lamıyacağı görüşüyle içtihadın ıbu yolda birleştirilmesi gerekeceği oyundayız

T E B L İ Ğ

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası İdare Merkezinden :

16 Şubat 1973 tarih ve 14450 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Tebliğimize ektir :

1 — Yukarıda tarih ve sayısı yazılı Resmî Gazete'de yayımlanan Tebliğimizin 4 üncü maddesinin (b) fıkrasında ABD doları ile diğer bazı ülkeler paraları değerinde yapılan değişiklikler nedeniyle esas kurlan İle alış ve satış fiyatları henüz tespit edilemeyen dövizlerin kurlannm, paritelerin ilgili ülkelerce bildirilmesini müteakip Bankamızca derhal tespit ve ilân olunacağı bildirilmişti.

Buna göre 13 Şubat 1973 tarihinde zorunlu hallerde yapılacak döviz alım ve satım işlemleri hariç olmak üzere ikinci bir işarımıza kadar durdurulmuş bulunan aşağıda kayıtlı dövizler üzerinden kambiyo işlemlerine 19 Şubat 1973 Pazartesi gününden itibaren başlanacaktır.

Bu dövizler için, 1211 sayılı Bankamız Kanununun 22 nci maddesinin 5 numaralı bendi gereğince tespit olunan esas kurlar ile döviz ve efektif dövizlere uygulanacak alış ve satış fiyatları aşağıdaki listelerde gösterilmiştir.

I SAYILI LİSTE

İstisnalar hariç olmak üzere, bilcümle döviz muamelelerinde yabancı memleket paraları için tespit olunan esas kurlar Esas kur Dövizin cinsi (Kuruş) 1 Sterlin 1 isviçre frangı 100 italyan lireti 1 Kanada dolan 1 Fransız frangı 1 Danimarka kronu 1 Norveç kronu 1 Hollanda florini 304.07 222,85 234.08 479,41 (*) Kurları değişken olduğundan esas kur tespit edilememiştir.

n SAYILI LİSTE

İstisnai kurlar hariç olmak üzere Bankamızca alınıp satılan döviz ve efektif dövizler için tayin edilen alış ve satış fiyatları

DÖVİZ

(Kuruş)

E F E K T İ F

(Kuruş) Dövizin cinsi Alış Satış Alış Satış 1 Sterlin 3407,60 3475,75 3407,60 3509.82 1 isviçre frangı 416.66 425,— 416,66 429.16 100 İtalyan lireti 246,04 250,96 233.73 253,42 1 Kanada doları 1410,50 1438,71 1339.97 1452.81 1 Fransız frangı 304,07 310,15 288.86 313,19 1 Danimarka kronu 222,85 227,31 222.85 229.54 1 Norveç kronu 234,08 238,76 222.37 241.10 1 Hollanda florini 479,41 489,— 479,41 493,79

III SAYILI LÎSTE

Pamuk, fmdik, kuru üzüm, kuru incir, zeytinyağı, küspe ve melâs ı 1971 ve daha eski yıllar ürünü tütünlerin ihracından sağlancm dövizler için 31 Temmuz 1973 (Dahü) tarihine kadar uygulanacak alış fiyatları Alış fiyatı Dövizin cinsi (Kuruş) 1 Sterlin 3164,20 1 isviçre frangı 386,90 100 italyan lireti 228,47 1 Kanada dolan 1309,75 1 Fransız frangı 282,35 1 Danimarka kronu 206,93 1 Norveç kronu 217,36 1 Hollanda florini 445,16

Benzer kararlar

Benzerlik yalnız kurallarla hesaplanır: aynı daire, kurul ya da karar türü, ortak kanun maddesi atıfları ve ortak terimler. Yapay zekâ kullanılmaz.